Bursa
Açık
17.9°
Cennet Yüzer Cankılıç
Cennet Yüzer Cankılıç

Mustafa'cım biz zaten abi arayışı içinde değiliz!

22 Haziran 2020 Pazartesi, 01:40

Perşembe günü bu köşede AK Parti camiasından yoğun şekilde mail, telefon ve mesajla "hislerimize tercüman oldunuz" yönünde bildirimler gelen "yok böyle sahiplenecek cesur yürekli parti büyüğümüz. Bursa hakikaten sahipsiz" başlığıyla bir yazı kaleme almıştım.

Bu kanıya şundan varmıştım.

Sözcü gazetesi Yazarı Saygı Öztürk, o gün Trabzon'da ilginç yükseliş iddialarını içeren yazısında, halen AK Parti Trabzon Miletvekili olan Bahar Ayvazoğlu için şöyle cümleler kullanmıştı:

"Ali Ayvazoğlu, Trabzon Belediyesi'ne bağlı Trabel şirketinde çalışırken, ilçe binasına sıkça gidip gelmeye başladı. Evli olan Ali Ayvazoğlu, Bahar Hanım'la dostluğunu ilerletti. Ayvazoğlu, eşinden ayrıldı ve Bahar Hanım'la evlendi."

Akabinde Trabzonlu İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, çok sert bir paylaşımda bulundu:

"İnsanlık görevimi yapıyorum. Saygı Öztürk'ün bu yazısı namussuzluktur. Bahar Hanım ahlaklı, faziletli bir kadındır. Ali Bey'e minnettarız. Trabzon turizmini ayağa kaldırdı. Bugünden sonra bu namus düşmanını kim muhatap alırsa, gözümde aynı namussuzluğun ortağıdır, haysiyet celladıdır."

Tabii bu paylaşım anında ülke gündemine oturdu. Trabzon'da AK Parti teşkilatı ayağa kalktı, tek yürek oldu. Bir kadına yönelik çirkin, ahlaksız ithamlar olarak Saygı Öztürk'ün yazısına tepki gösterdiler. Ardından AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de aynı "hassas yerden" tepkiyi verdi.

İşte ben de bunun üzerine bizim Bursa'da da bu tür çirkin saldırılar yapılıyor ama Soylu gibi bir parti büyüğü çıkıp da kentin, teşkilatın ve partililerin ardında durmuyor. Densizlerin, rezillerin ağızlarının payını vermiyor gibilerinden bir yazı kaleme aldım.

Enbursa.com yazarı sevgili Mustafa Gültekin kardeşim de sağolsun dünkü yazısında "Cennet ablama katılmıyorum" demiş. Sanırım ne demek istediğimi pek anlayamamış, Oysa gayet açıktı ama... Anlasa idi, hak verecekti, çünkü kaygılarımız aynı.

Mustafa'cım öncelikle Saygı Öztürk'ün sonra da benim yazımı bir kere daha okumanı tavsiye ederim.

Zira;

Yazımda iki hassas noktaya vurgu yaptım.

Biri, Sayın Soylu burada bir duruş gösterdi. Ailenin dokunulmazlığına karşı, sosyal medya paylaşımında altını kalın çizgiyle çizerek namus kavramına dikkat çekti.
Kim olursa olsun özel hayata müdahale ve bel altı vuruşun çirkinliği söz konusu. Burada Saygı Öztürk bir kadına, bir anneye, bir aileye ahlaksızca ithamda bulunuyordu. Aynen bizim Büyükşehir Belediye Başkanımız Alinur Aktaş'a yapılan ahlaksızca ithamlar gibi. Aynen Selahattin Demirtaş'ın eşi Bahar Hanım'a geçen hafta bir AK Parti sempatizanının yaptığı çirkin paylaşım gibi. Aynen, bir süredir Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar'a, eski Bakan Faruk Çelik'e yapılan siyasi, ticari haksız, yalan iddiaların peş peşe saldırı şeklinde siyasi linçe dönüştürülmesi gibi...

Yoksa ben de sana katılıyorum, idari ve siyasi kadrolara, işin ehli yerine kayırma, torpil gibi atamalara, partizanlığa külliyen karşıyım. Ki, yazık ki Bursa'da da son dönemde bu tür ididalar ve örnekleriyle karşılaşıyoruz. Yazımı dikkatlice okursan "helal olsun"daki kastım hızlı yükselişler değil, bir kadın olarak bir kadına yapılan ahlak dışı saldırıya tepkimdir.

Şimdi senden de aynı tepkiyi beklerim!..

Gelelim ikincisine... Sen de iyi biliyorsun ki Bursa medyasında bir süredir çöreklenmiş şantajcı, tehditçi, sosyal medya üzerinden çirkin iddialarla kendilerini gazeteci olarak tanıtan bir linç ekibi var. Ve bu ekibin başı kendini FETÖ avcısı kılıfında gizleyip siyasileri, belediye başkanlarını, iş adamlarını, gazetecileri çıkarları doğrultusunda itibarsızlaştıran yazıları kaleme alıyor.

Ve bu şahsın AK Parti'nin güç odaklarından beslendiğini de Bursa'da artık bilmeyen kalmadı. İşte benim anlatmak istediğim, bu şahsın partiye emeği geçmiş belediye başkanlarına, bakanlarına, daha önce il ve ilçe başkanlarına, milletvekillerine yönelik maksatlı saldırılarına, linç girişimine, partinin yöneticilerinden, parti büyüklerinden, milletvekillerinden, abi pozisyonunda birinin çıkıp da "yeter artık, sesinizi kesin" dememesi.

Eğer sen bunu "Bursa'ya bir abi beklentisi" olarak algıladıysan, hakikaten çok yazık. Lütfen yazıyı bir daha oku. Ne ben, ne AK Parti teşkilatları, ne Bursa halkı abi arayışı içinde değiliz. Çünkü Bursa'ya dışarıdan gönderilen abileri de, senin deyiminle abi raconu kesenleri de gördük. Bursa hizmet alamadığı gibi, teşkilatlar da yıpratıldı, zayıflatıldı.

Mustafa'cım bir kere daha ifade ediyorum. İktidar partisi en güçlü olduğu büyükşehirde kendi evlatlarını yemiyor, direkt yedirtiyor. Eğer burada da abla anlamadıım dersen, ki öyle seziyorum. Biraz daha açayım. Birleştirici, toparlayıcı, partiye ve partililere karşı saldırıların sesini kesecek, kaynağını kurutacak güçlü bir siyasi otorite, ekip başından bahsediyorum. Siyaseten normalde bu otorite siyasi partinin il başkanı olmalıdır, eğer orada bir boşluk varsa milletvekili olabilir, ya da eski milletvekilleri.

Siyaset zaten ekip işi değil midir? İnsan kazanma sanatı değil midir?

Bilmem anlatabildim mi?