Bursa
Parçalı Bulutlu
24.4°
Cennet Yüzer Cankılıç
Cennet Yüzer Cankılıç

Meslekdaşımız Kayışoğlu iyi ki gözaltına alınmış, yoksa...

13 Mayıs 2020 Çarşamba, 23:47

Habercilikte bildik bir temel kural vardır. Köpek insanı ısırırsa bunun haber değeri yoktur, ama insan köpeği ısırırsa bu bir haberdir.

Benzetme biraz absürd kaçacak ama aynen öyle...

Yenişehir'in Kirazlıyayla Köyündeki maden ocağının yeni tesis yapma girişimi CHP Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu'nun burada günlerce direnmesiyle değil, eşi gazeteci Yusuf Kayışoğlu'nun olay mahallinde gözaltına alınmasıyla haber oldu.

Eğer jandarma olayı görüntüleyen gazeteci eşini gözaltına almasaydı, oradaki direniş medyada küçük bir haber olarak, dikkat çekmeyecekti. Geçmiş olsun dileklerimi iletirken, kendisine de söyledim, iyi ki gözaltına alınmış da bu köylülerden haberimiz olmuş!

Meslekdaşımızın gözaltına alınmasıyla bir anda Bursa ve Türkiye, köylülerin "Burada yeni bir maden ocağı işletmesi istemiyoruz" haykırışlarını duydu. Toplum artık bilinçlendi. Çevre ve köylülerin tarım arazileri konusunda hassas. Tepkiler çığ gibi...

Buradaki maden ocağı 2013'den beri çalışıyor. Bakır, çinko ve kurşun çıkarılıyor, bunlar işlenmesi için firmanın Balıkesir'deki tesislerine gönderiliyor. Firma da, maden ocağının çevresinde topladığı arazilerine Balıkesir'deki işleme tesisini taşımayı amaçlıyor ve çevre katliamı denilen olay da bu noktada patlak veriyor.

Burası ülkenin en verimli tarım arazilerinden. Üstelik köyün hem mera hem de mezarlık alanı olarak kullandığı bölge. Köylüler burada aldatıldıklarını söylüyorlar. İşletmenin gelip kendilerine anlatmasının ardından pek çok ağaç kesilerek burada beton yığınları kurulmaya başlamasından yakınıyorlar.

Tam olmasa da Kaz Dağlarına benzer bir durum söz konusu.

Çevre, tarım vb. durumlar tamam, ama bunun bir de siyasal boyutu var.

Burayı biliyorum, AK Parti'nin 2002'den beri oy deposu.

İşte bu noktada kendilerinin hak mücadelesi yanında bugün AK Parti hükümetinin ve siyasal iktidarının temsilcieri yerine CHP'nin ve İYİ Parti'nin temsilcileri olması siyaseten büyük kayıp.

Diyelim ki köylüler haksız. Maden Ocağı firmasının tüm çalışmaları meşru ve çevreye de duyarlı.

O zaman gel köylülerin direnişinde, doğruyu anlat. Onları salgının kol gezdiği bir döremde yollara dökme.

"Yanınızdayız" de.

Yazıktır, günahtır. Elbette sadece oy deposu olarak bakmamak lazım Burada köylülerin içine sinmeyen ve tarım arazilerinin yok edilmesine yönelik bir durum var. Bir dinleyin. Nedir, ne değildir?

Siyasal otaritenin ya ilgisizliği, ya görmek istememesi şöyle bir algı yaratmış:

"Bu maden ocağının sahipleri iktidar partisinin en etkili isimlerine çok yakın biri. O yüzden dokunulamıyor!"

Doğrudur, yanlıştır, bilmiyorum. İktidar partisine yakın olması burada göz göre göre köylülerin tarım arazilerine doğayı, suyu kirletecek ve köylülerin kullanımını yok edecek yeni bir tesis kurması hakkını vermez. Ayrıcalık tanımaz.

Kaldı ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ve Çevre Bakanı Murat Kurum, doğal alanların katledilmesine külliyen karşılar. Bunu Kaz Dağlarında da gördük, Salda Gölü'nde de.

Dolayısıyla olsa olsa burada kraldan çok kralcı olmak gibi bir durum ve AK Parti yandaşlığının getirdiği bir suistimal var gibi görülüyor. Ben bu yanlış hesabın eğer bilgi sahibi olursa Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan döneceği kanaatindeyim...

Tabii her şeyi de Cumhurbaşkanı'ndan beklemek ve ona havale etmek de ne derece doğru, tartışılır!