Bursa
Çok Bulutlu
25.5°
Cennet Yüzer Cankılıç
Cennet Yüzer Cankılıç

Kayıhan Hoca'nın düştüğü duruma bakın!

02 Temmuz 2020 Perşembe, 23:16

Sıkı tedbirlerin alındığı 3 aylık pandemi sürecini başından sona TV haber bültenleri ile sosyal medyada en sıkı takip eden gazetecilerdenim. Bu süre zarfında hem yurt içinde hem de dünyanın dört bir tarafında ne kadar çok nitelikli bilim adamlarımızın olduğunu fark ettik. TV'lerin haber ve tartışma programları hep siyaset ağırlıklı olduğu için var olan toplumsal siyasi kutuplaşma kanallarda da kendini gösteriyordu. Ama pandemi sürecinde hocalarımızın katıldığı bilimsel tartışmalar tüm siyasi kutuplaşmaları da ortadan kaldırdı.

Değerli hocalarımızın kamuoyunu bilgilendirdiği süreçte ilginçtir, ülkenin en ucra köşesindeki özel ve kamu üniversitesinden hocalar her akşam kanal kanal gezerken bizim Bursa'dan sadece bir tane hocanın çıkıp konuşmuş olmasıydı. O da Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala idi.

Oysa, bizim üniversite Türkiye'nin en eski ve köklü eğitim kuruluşu olduğu gibi, Tıp Fakültesi de 50 yıldır eğitim, sağlık ve akademik alanda hizmet vermekte.

Daha önce yazdım, bir kere daha altını çizerek yazıyorum. Kayıhan Pala Hoca'dan başka Prof, Doç. veya Dr. ünvanını taşıyan hiçbir hocanın pandemiyle ilgili ulusal TV kanallarına çıkıp konuşmamış olması hem bu kentin, hem de üniversitenin "akademik ayıbıdır".

İşte hoca gururumuz dediğimiz noktada, üzülerek görüyoruz ki üniversitemiz akademik ayıbını kapatacağı yerde maalesef Pala'ya "akademik ayıp"la karşılık vermekte...

*******

Zira, hoca halkı doğru bilgilendireyim derken, bir anda "halkı yanlış bilgilendirmek" ve "halkı paniğe sürüklemek"suçlamalarıyla karşı karşıya kaldı.

Hem de bizim enbursa.com'da Esat Kaplan'a yaptığı mülakattan dolayı.

Bakın 21 Nisan tarihindeki o mülakatta ne demiş hoca:

"Bize salgının gidişatını en iyi anlatacak veriler ölümlerdir. Çünkü ölümler kesinlik içerir. Olgu sayıları, test sayıları sağlık sistemimizin kapasitesiyle ve olgu yakalama becerisiyle yakından ilişkili kavramlardır. Örneğin 11 Mart'ta ilk olgunun gündeme getirildiği haftayı düşünecek olursanız çok daha az sayıda olgumuz var gibi görünüyordu ama çok az test yapabiliyorduk. Eğer biz o hafta şimdi yapabildiğimiz gibi 40 bin test yapabiliyor olsak belki çok daha fazla olgu sayısıyla karşılaşacaktık. Dolayısıyla olgu sayısı bizi çok net bir noktaya götürmez. Burada asıl referans olarak almamız gereken ölüm sayılarıdır. Türkiye'de ölüm sayıları yalnızca laboratuvar olarak doğrulanmış vakaları açıklamaktadır. Burada büyük bir sınırlılık var. Çünkü laboratuvar olarak doğrulanmamış ama Covid-19 hastalığı yüzünden öldüğünü bildiğimiz çok sayıda vakalar var. Tek başına doğrulanmış ölümler üzerinden de biz salgının etkisini çok iyi anlayabilecek durumda değiliz"

*******

Hoca burada sonuna kadar haklı ve doğru söylüyor. Zaten benzer ifadeleri Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'dan da duyduk, diğer bilim adamlarından da.

Konuşmasında hiç de öyle halkı panikleyici cümleler yok. Yanlış açıklamalarda . Kaldı ki, pandemi sürecinin merkezinde "Ne kadar çok test, o kadar çok vaka tespiti" olduğunu bu ülkede yediden yetmişe artık hepimiz biliyoruz.İlk vakanın görüldüğü 11 Mart'ta ülkemizde PCR testi yoktu. Hızlı kitler Çin'den getirilmişti,ardından yerli malı olarak üretilen testlerde hızlı şekilde devreye girdi ve testleri akciğer filmi ile kan testleri izledi.Şimdilerde günlük 50 binleri geçen test sayısına ulaştık.

Yani Kayıhan Hoca'nın dediği gibi o günlerde tüm hastanelerimizde test yapılıyor olsa idi, çevremiz Covid-19 'lulardan geçilmeyecekti.Sadece Kayıhan Hoca değil, Bilim Kurulu Üyesi hocalar da sürecin sonuna doğru söylemeye başladılar:

" Virüsün aralıkta, ocakta, şubatta ülkemize gelmiş olma ihtimali de var. Test yapma imkanımız olmadığı için bilinmiyordu. O dönemde grip, nefes darlığı, faranjit, koah, zatürre teşhisleri konuluyordu"

Savcılığın "görevsizlik" kararı verdiği bu soruşturmada temennim, üniversite yönetiminin de "sağduyu"lu değil, tamamen akademik çerçevede Hocaya yapılan bu ayıbı ortadan kaldırıp, iade-i itibarını sağlamasıdır!..