Bursa
Çok Bulutlu
25.3°
Cennet Yüzer Cankılıç
Cennet Yüzer Cankılıç

Gezi olayları masum bir eylem ise bu fatura nasıl çıktı?

19 Şubat 2020 Çarşamba, 23:06

Geziciler tutturmuş bir "Biz çevre duyarlılığı ile sokağa çıktık" diye. İçinde çatışmanın olduğu, kanın aktığı hiç bir eylem masumane ve demokratik değildir.

Bilmiyorum, "Siyaseten" programını seyrediyor musunuz? Esat Kaplan'ın moderatörlüğünde Yüksel Baysal'la her hafta yaptığımız Siyaseten programında bu hafta söz döndü dolaştı Gezi olaylarına geldi. Yüksel Baysal da Gezi olaylarının demokratik hak ve masum bir eylem olduğu kanaatinde. Ben de "Evet masum bir çevreci çıkışı birden bire provokatörlerce sokakları karıştırmak suretiyle iktidarı alaşağı etme eylemine dönüştü" dedim. Tabii ikimizde de kan beynimize sıçradı.

Baysal, tepki gösterdi:

"Türkiye'de operasyon çekiyorlarsa ki çekiyorlar, Gezi olayları bunların içinde değil. Ben de katıldım. İnsanlar ağaç kesilmesin diye sokağa çıktılar. Eskiden faili meçhuller için, insan hakları için sokağa çıkarlardı. Masum eylemlerin, silahsız gösterilerin neresi iktidarı devirmeye yönelik?"

Ben de "Yapma eylemlerin neresi demokratikti? Güvenlik güçleriyle çatışmaya girildi, insanlar yaralandı, öldürüldü. TOMA'lara saldırıldı. Otomobiller, otobüsler kundaklandı. Otobüs durakları yakıldı. Esnafın dükkanlarının camları kırıldı. Ekonomimize maliyeti yüksek oldu" dedim.

Nitekim dün de Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin grup toplantısında Gezi olaylarını "milleti, devleti hedef alan alçak saldırı" olarak nitelendirdi ve dedi ki:

"Gezi olayları, aslında tıpkı askerî darbeler, tıpkı muhtıralar, tıpkı terör örgütlerinin saldırıları, tıpkı FETÖ'nün 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimleri gibi devleti ve milleti hedef alan alçak bir saldırıdır. Bay Kemal bunu, zannediyorum dünkü konuşmasıydı, aydınlık gençler diye vasıflandırıyor. Bunlar, başta şahsı olmak üzere, aldatılmış gençler. Ve bu aldatılmış gençlere orada çevreci sıfatı verilmek suretiyle bu ülkede milyonlarca ağaç, fidan diken bir iktidara ağaç sökme yaftası yakıştıranlara ben sadece lanet okurum."

Bu masum denilen eylemlerin ülkemize maliyeti ne kadar biliyor musunuz?

İşte bilanço:

"697 güvenlik görevlisi yaralandı. Bir polisimiz şehit düştü. 46 kamu binası ile 231 polis aracı ve 44 ambulans saldırılar sonrası kullanılamaz hale geldi. 326 iş yeri, 201 araç tahrip edildi. 80 belediye otobüsü kundaklandı. 85 otobüs durağı yakıldı. Ekonomimize zararı 1.4 milyar dolar."

Bunlar doğrudan zararları, bir de dolaylı maliyeti var ki Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ifadesiyle yüzlerce milyar doları buldu.

Kaldı ki, bunlarla da sınırlı değil.

Gezi olaylarının sonrası ekonomik dengelerde de oynamalar oldu. Faizler ilk defa yüzde 4.6'dan yüzde 13'lere çıkarken, işsizliğin artması ve enflasyonun çift haneli rakamlara çıkmasının da aynı döneme denk geldiğini belirtmeliyim.

Ve yine bu sözde masumane eylemlerin dönemin Başbakan'ı Erdoğan'ın bulunduğu Dolmabahçe'deki Çalışma Ofisi'nin dozerlerle işgaline, çatılara kadar çıkmaya kadar gitmesine ne demeli?

Nitekim, seçilmiş hükümetleri düşürmeye yönelik darbeler artık askerle yapılmıyor.

Siyaseten programında söylediğimi yineliyorum. Gezi olayları başlangıçtaki ağaç kesme duyarlılığından çıkıp, provakatörlerce hükümeti alaşağı etme olaylarına döndürüldü. Cumhurbaşkanı Erdoğan dünkü konuşmasında bunu askeri darbelerle eş değer gösterip, 17-25 Aralık operasyonları, Hendek operasyonlarından farklı olmadığını söyledi.