Bursa
Parçalı Bulutlu
25.3°
Cennet Yüzer Cankılıç
Cennet Yüzer Cankılıç

Covid-19 olduğumu öğrenince...

29 Nisan 2020 Çarşamba, 16:39

Tam 14 gün önce telefonda Dr. Nuri Daştan'ın "Maalesef test pozitif çıktı" sözlerini duyunca ne mi hissettim?

Önce hiçbir şey, sonra kapıda dikilmiş bana bakan iki çift gözün şaşkınlığının içime düşürdüğü anlık ateşi...

Sesim zaten 2 gündür hiç çıkmıyordu, kısa bir süre öylece çocuklarla bakıştık. Büyük oğlum titreyen sesiyle "Anne panik yok, korku yok.Sakin, sakin" dedi...

Sonrası mı? Bir kere şunu belirteyim. Bu hastalıkta asla yalnız değilsiniz. Bir grip olduğunuzda doktor ilaçlarınızı verip sizi eve gönderiyor, sonra iyileştiğinizde kontrola ya gidiyor ya da gitmiyorsunuz ya, işte burada öyle değil. Devlet sizin ister hastanede olun, ister evde her daim yanınızda. Sürekli kontrol altında, takiptesiniz. Sistem öyle güzel kurulmuş ki...

Anlatacağım ama ondan önce şu konuyu özellikle belirtmem gerekiyor.

Peki, son bir buçuk aydır tüm tedbirleri aldığımız, devletin tüm yasaklarına uyduğumuz ve evde kendimizi izole ettiğimiz halde nereden çıktı bu?

Aslında çoktan eve girmişti de biz kondurmak istemedik.

Şöyle ki; büyük oğlum bir aylık askerliğini tamamlayarak 7 Nisan'da Bursa'ya geldi. Gelmeden 10 gün kadar önce öksürük ve boğaz ağrısı şikayeti vardı.

Sık sık ateşlerini ölçtükleri ve sosyal mesafe kuralını işlettikleri için bana "Anne merak etme, burası çok soğuk; üşüttük, faranjit oldum. Revire gittim, muayene oldum, ilaçlarımı kullanıyorum" dedi. Geldiğinde öksürüğü devam ediyordu. "Doktora gidelim" dediğimde her seferinde "Korkulacak bir durum yok, bak hiç ateşim de yok, nefesimi de tutabiliyorum" diyerek geçiştiriyordu. Ben de klasik anne modunda ona ateş düşürücü içirip, üzerini yorgan ve battaniyelerle örtüp terletmeye başladım.

Tedirgin olmakla beraber "yok, değildir" diyordum. Çünkü TV'lerdeki tüm bilim adamları "yüksek ateş, kuru öksürük ve nefes darlığı" en belirgin özelliği diyorlardı. Neticede bunlardan ikisi yoktu. Öksürük de balgamlı olduğu için doktora gitmedik. Aradan 5 gün geçti, bir sabah boğazımda hafif bir ağrıya benzeyen durumla uyandım. Tüm gün ılık su içerek geçiştirdim. Ertesi gün boğazımdaki ağrı şiddetini arttırdı. Yanmaya ve acımaya başladı. Geniz akıntısıyla beraber hafiften öksürük de başladı. Hafif sıtma ile beraber 3. gün sesim kısıldı. Önce doktor arkadaşımı Ahmet Gülen'i aradım.

"Hemen bir hastaneye git, test yaptır" dedi. Ama ateşim yok deyince de "Son dönemde vakaların çoğunda ateş görülmüyor"dedi. Dr. Murat Ünal aradı. O da aynısını söyledi. "Çocukları da al, hemen git" dedi. Bunun üzerine Aritmi Osmangazi Hastanesi'ne gittim. Malum tüm hastaneler pandemi hastanesi ilan edildi. Ama öyle elinizi kolunuzu sallayarak ben test yaptırmaya geldim diyemiyorsunuz. Önce doktor muayene edecek. Sonra belli semptomları göstermenizin yanısıra temas riskini de ortaya koymanız lazım.

Biz de önce Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Nuri Daştan'a muayene olduk. Büyük oğlumla bana faranjit dedi, "yeni terhis" hikayemizden dolayı da "yine de bir test yapılsın" diyerek bizi laboratuvara gönderdi. İşte o TV haber programlarında gördüğümüz astronot kıyafetli sağlık çalışanlarıyla ilk defa burada karşılaştık. Size net olarak diyebilirim ki, o kıyafetin içindeki isterse en yakın tanıdığınız olsun inanın ürkütücü. Sanki uzaydan gelmişler...

Önce bizi ayrı bir koridora, ardından yine ayrı bir odaya ve odanın içinde kabine aldılar. İçerideki doktor sadece bana test yaptı, ucunda pamuk bulunan uzun bir çubukla burnumdan süprüntü aldı.

Sonra üçümüzden de kan alındı. "Sonuçları nasıl öğreneceğiz" dediğimizde de "e-devlet"ten bakabilirsiniz cevabı verildi. Ben de çocuklara "merak etmeyin, pozitif çıkarsa devlet bizi bulur" dedim.

Nitekim öyle de oldu. Ertesi gün öğle saatlerine doğru Dr. Nuri Daştan telefonda gayet babacan ve üzgün ses tonuyla "test pozitif çıktı" dedi. Biraz da beni teselli etme anlamında "Dün yapılan testlerin geneli pozitif çıktı, böyle olabiliyor sen yine ister buraya gel, ister istediğin bir hastaneye git, film çekilsin tedavine başlansın. Çocukları da al" dedi.

Biz de soluğu Şehir Hastanesi'nde aldık...

İşte burada da devletin o büyük gücünü görüyorsunuz. Ekonomisi en güçlü ülkelerin dahi insanlarını hastanelere almadığı, alamadığı, sağlık sistemlerinin çöktüğü, özel sigortası olmayanların bakılmadığı bir dönemde Türkiye insanını yaşatma anlamında öyle güzel bir sistem kurmuş ki... Süreçte sizin hep yanınızda...

YARIN:

Şehir Hastanesi'ndeki yaşadıklarımız ve sonrası mücadelemiz