Bursa
Çok Bulutlu
25.5°
Cennet Yüzer Cankılıç
Cennet Yüzer Cankılıç

Yıkım Projesi mi? Yoksa siyasi boşluk mu?

04 Aralık 2019 Çarşamba, 00:16

AK Parti üzerinden Türkiye'de siyaset yeniden şekilleniyor. Ahmet Davutoğlu'nun partisini 16 Aralık'da , Ali Babacan'ın da 27 Aralık'da kuracakları kesinleşti. Bu iki yeni partinin yanı sıra Ankara merkezli siyasi kulislerde GP, ANAP ve DP gibi merkezdeki tabela partilerinin de aktif siyaset sahnesine dönme hazırlığında oldukları konuşuluyor.

Bundan sonraki süreçte öyle görülüyor ki, ülkenin gündeminde yeni siyasi partileri konuşacağız.

işte bu süreçte özellikle Ak Parti cephesine yönelik şimdiden tartışılmaya başlayan soru şu:

AK Parti içinden ayrılıp yeni parti kurma çalışmaları içinde olan Ahmet Davutoğlu ile Ali Babacan ekipleri iktidar kanadının belirttiği üzere AK Parti'yi bölmeye ve 2023 seçimlerinde iktidardan indirmeyi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı da yeniden Cumhurbaşkanı seçtirmemeye yönelik bir yıkım projesinin parçası mı?

Yoksa;

17 yıldır iktidarda olan partinin yönetim biçiminin köhneleşmesinden ve yıpranmasından kaynaklanan, ülkeyi kutuplaştıran ve daralmış siyaset ile ekonomi anlayışına karşı gerçekten geniş kitleleri kucaklamak ve beklentilere cevap vermek ve siyasi boşlukları doldurmak amacıyla yola çıkmış yeni oluşumları içeren bir siyasi gereklilik mi?

Ortalarda dolaşan anketler ile değerlendirmelere bakarsak, sanki ikinci şık daha makul gibi geliyor.

Henüz adı belli olmayan, tabelası dahi bulunmayan partilerin kamuoyunda bu kadar yoğun tartışılması, özellikle Ali Babacan hareketine karşı iş dünyası ve gençler başta olmak üzere merkez seçmen kitlesinde bir sempati oluşması ilk etapta neden olarak gösterilebilir.

Ayrıca uzun süredir Türk siyasetinde liderlerin birbirlerine yönelik ağır itham ve eleştirileri ile siyasi kutuplaşmanın keskin olarak yaşandığı da göz önüne alınırsa, Ali Babacan'ın gayet sakin ve ağırbaşlı bir profil çizmesi, ilk katıldığı programda da kavgadan uzak duracağını ifade etmesi de toplumun büyük kesiminde ilgiyle karşılandı diyebiliriz.

Lakin hangi amaçla kurulurlarsa kurulsunlar, AK Parti'yi böleceklerine, iktidarın siyasi gücünü zayıflatacaklarına ve mevcut siyasi yapının dengelerini temelden sarsacaklarına, olası ittifakları etkileyeceklerine hiç kuşku yok.

Çünkü mevcut sistemde Cumhurbaşkanı seçiminde yüzde 50+1 gerektiği için ittifakları mecbur hale getiriyor.

Sağda ve solda kurulan ve ya bundan sonra kurulacak partilerin iktidar hedefleri olmasa da yüzde 2'lik, yüzde 3'lük oy oranlarını, hatta yüzde 1'lik oy oranını elinde bulundurması bile,seçim dönemlerinde o küçük partileri masaya oturması için yeterli siyasi güç haline getiriyor.

Yine de bu sorunun cevabını tam anlamıyla vermek için bu oluşumların partileşip bir süre yol almalarına bakmalıyız.

Sonuç olarak;

2020 yılının ilk aylarıyla beraber Türk siyasetinde yeni partiler ve yeni aktörler göreceğimiz için, bir hayli hararetli, hareketli ve heyecanlı günlere tanık olacağız.