Bursa
Az Bulutlu
33.4°
enBursa Haber
Can Emir
Can Emir

Reklamcının ölümü ve Zombi

11 Temmuz 2019 Perşembe, 15:03

Başlık sizi yanıltmasın. Bu bir ölüm ilanı değil tersine müjde veren bir haber. Haber şu: Reklamcı öldü!

Böyle artistik bir ünvan nasıl öldü önce onu anlatayım. Reklamcı inandırıcılığını kaybetti. Çünkü çok konuştu, susmadı. Sütun santimler, saniyeler, billboardlar, panolar onun anlattıklarıyla doldu taştı. Tüketici de bundan bıkıp reklama sırtını dönünce reklamcı öldü. Yani havalı reklamcıyı tüketici davranışı öldürdü. Bundan önce intihar eden reklamcılar da vardı. Onların hatası müşteriyi ve haklı satış kaygısını hiç anlamadan sadece çıkarına, komisyonuna, alacağı alkışa bakmak oldu.

Renkleri, cıvıltısı ve karizmasıyla "iş yapar görünen" reklamcı, yeni nesil pazarlamanın ilk etkisiyle karşılaştığı anda yok oldu.

Reklam artık reklamcının değil pazarlamanın kontrolünde! Çünkü yeni nesil pazarlama, hedef odaklı agresif yapısıyla reklamın biçimini değiştirdi. Antika reklamcı da buna dayanamadı.

Pazarlama Reklamcıya Karşı

Yeni nesil pazarlama, yeni müşteriyi çok hızlı anladı. -Bu arada Bursa'da "yeni nesil pazarlama" yapan kaç marka var acaba? - Yeni müşteriyi anlayınca, reklamın rahatsız edici yanını hızlıca törpüledi. Törpülenen alanda reklamcı da vardı. O da bitti.

Yeni nesil pazarlamanın sonuca ihtiyacı var. Sonuç da satış, kâr ve para. Reklam bunları sağlamayınca pazarlama, reklam ve reklamcıya hiç acımadı. Pazarlama kendini ölçülebilir hale getirirken, reklam "artwork" çizgisinde kaldı. Yeni patron "artwork"e para ödemek yerine, sonuca ve faydaya para ödemeyi tercih etti.

Etraftaki Zombiler Kim?

Etrafta reklamcıyı yaşatmaya çalışan zombileri görüyoruz. 30 yıl öncesinin söylemlerine sahip ve stratejiden uzak olmalarına karşın bağlantı (!) ile yaşayan bazı zombiler aslında markaların enerjisini ve zamanını tüketiyor. 2. ve 3. nesil patron bu durumu anladı.

Pazarlamanın odağında iş ve para var. Reklamcı bu ruhu kaybetti. Bu yüzden zombilerin sonu yakın.

Reklamcının ölümü iki ayrı biçimde oldu. Birincisi çok şık bir yöntemdi. Reklamcı Jakobenleşti. Dilini ve üslubunu hedef kitleye değil kendi egosuna uydurdu. Bunun sonucunda kitle ve reklam veren "Bunlar kendi aralarında eğleniyorlar ama ben bir halt anlamıyorum." cümlesini kurdu.

Yani bu tarz reklamcılar esas amaçlarının anlaşılmak olduğunu unutup, stratejiyi terk ettikleri için öldüler.

İkinci grup ise komisyon peşinde koşarken öldü. Bursa reklamcılığı bu nedenle bir fil mezarlığı gibi hüzünlü ve sessiz. Komisyon reklamcıyı bitirdi. İşin entelektüel boyutu hariç etik boyutu da reklamcının ölümüne neden oldu.

Reklamcı yeni pazarlamayı anlamadığı, egosuna teslim olduğu ve komisyon peşinde olduğu için öldü.

Artık markalar doğru pazarlamanın peşinde. Bu yüzden reklamı amaç edinen reklamcılar kaybetmeye mahkum.

Peki zombiler ne yapıyor?

Bazıları müşteri beni anlamıyor, dehamı göremiyor diye söylenirken yüksek frekanslı ve bütçeli reklamın peşinde. Diğerleri yavaş yavaş başka işlere yöneliyor. Genel tercihleri emlak sektörü! Ama orada komisyonu yüksek promosyon işine de hayır demiyorlar!

Pazar ola.