Bursa
Açık
20.1°
enBursa Haber
Av. Esra Aydın Ekici
Av. Esra Aydın Ekici
avesraaydinekici@enbursa.com

TBB Başkanı Metin Feyzioğlu'na açık mektup

11 Eylül 2019 Çarşamba, 15:01

Enbursa.com'dan herkese merhaba...

Bu hafta diğer haftalardan farklı olarak avukatların sorunlarına değineceğim. Zira konu, son bir iki haftadır Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nun, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen adli yıl açılışında yaptığı konuşma ve bu konuşmada dile getirdiği "Türkiye'de binlerce avukatın çay parası yok. Ben onlara hizmet etmek zorundayım" sözleri tartışılıyor.

Yanlış anlaşılmaya mahal vermemek adına baştan söyleyeyim. Benim Barolar Birliği Başkanı'nın Külliye'de açılışa katılmasına ilişkin bir sorunum yahut eleştirim yok. Okuyacağınız bu yazı sadece ülkemizde mesleğini icra etmek isteyen avukatların yaşadığı sıkıntıları ve baroların bu sıkıntıların giderilmesindeki yahut giderilmemesindeki rolünü, kendi meslek hayatım üzerinden ele almamdan ibarettir.

"Sayın başkanım,

Yaklaşık 5 yıldır Bursa Barosu'na bağlı olarak avukatlık görevini icra etmekteyim. Bu da demek oluyor ki, hukuk fakültesi ile beraber 10 yıldır hukuk sisteminin bir şekilde içindeyim. En baştan başlamak gerekirse bileğimin hakkıyla, çoğu arkadaşım gezerken, hayatımın baharı denebilecek yaşları, ders çalışarak geçirdim ve bunun sonucunda Türkiye'de ilk 8 bine girerek, Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni kazandım. Bilen bilir, ailesinde ve çevresinde hukuk okuyan kimse olmayan kişiler için bu çok büyük başarıdır.

'BİR YIL BOYUNCA HOCA BEKLEDİK'

Fakülteye başladıktan sonra ise 3. sınıfı 1 sene boyunca dersimize girecek profesörü beklemekle geçirdim. Bugün gelecek, yarın gelecek derken; bizden alt dönemlerde bile hocanın yüzünü görmeyen öğrenciler oldu. Muhtemelen hiç haberiniz olmadı, belki de sizin hukuk fakültelerindeki eğitimin kalitesizliğinden ve hoca yokluğundan daha büyük problemleriniz vardı.

'İCRA MEMURUNUN İŞİNİ AVUKAT YAPIYOR'

4 yılda hukuk fakültesini bitirdim. Hukuk fakültesini bitirince bir an önce avukatlık stajımı başlattım. Ama bilmediğim şey, 3 kuruş paraya gün boyu ayak işi yapacağımdı. Sigortasız ve düşük ücretli çalışan hukuk fakültesi mezunu stajyer sayın meslektaşlar, icra dairelerinde koşturmak için biçilmiş kaftandı. Çünkü katip dediğimiz avukat yardımcıları asgari ücrete çalışmıyorlardı ve sigortası ile birlikte büyük külfetti. İcra dairelerinde uygulamanın İcra İflas Kanunu'nda yazandan çok farklı olduğunu, icra memurlarının yapacağı tüm işleri avukatların yapacağını, yapmak zorunda bırakıldığını öğrendim. Çoğu kez ağlayarak icra dairelerinin kapılarından çıkan arkadaşlarım oldu, azarlandık ve sesimizi çıkarmadığımız zaman işimizin yapılmayacağını öğrendik. Muhtemelen sizin icra dairelerinde avukatların yaşadığı sorunlardan, ücretsiz çalışan stajyerlerden daha büyük problemleriniz vardı.

'AYAK BASTI PARASI'

Stajı bitirdiğimde ise kanunen hiç ücret verilmeden çalıştırılmam gereken bir dönemden sonra, benim ruhsat aldığım dönemde, barolara ve Barolar Birliği'ne, açıklaması dahi bulunmayan kalemlerde ödemeler yaparak, 2 bin lira civarı para ödeyerek, ruhsatımı alabildim. Burada bir parantez açmak istiyorum; çok şükür benim durumum vardı ve avukatlık ruhsatı için gerekli parayı ödeyebildim, ama geçimini, öğrencilik döneminde burslarla, staj döneminde ise staj kredisiyle sağlayan arkadaşlarımızın tabiri caizse "ayak bastı parası" olarak istediğiniz parayı ödemesini nasıl bekliyorsunuz, bunu da ayrıca merak ediyorum!

'GECE 3'TE YOLA ÇIK, SABAH DURUŞMAYA GİR'

Neyse dönelim konumuza. Avukatlık mesleğini icra ederek, hak ettiğim değeri göreceğimi sandım. Fakat asgari ücretin bir miktar üstüne, Türkiye'nin dört bir yanına duruşmalara gittim. Çoğu gün, gece saat ikilerde üçlerde otobüse bindim, ki sabah duruşmaya yetişebileyim. Buna karşılık hiç fazla mesai ödemesi almadım. Barolar bu uygulamaya son vermek için bir asgari ücret açıklaması yaptı o dönem, ama yanında avukat çalıştıran meslektaşlardan oluşan yönetimin kendilerine daha fazla külfet oluşturacağı kaygısıyla açıkladığı ücret 2 bin liraydı ve muhtemelen sizin düşük ücretle çalışmak zorunda kalan, ruhsat parasını ödeyemeyen avukatlardan daha önemli problemleriniz vardı.

'MALİ KRİZ NEDENİYLE İNTİHAR EDEN AVUKATLAR VAR'

Daha fazla bu şartlarda çalışmak istemediğimden ve şanslıyım ki bir çevrem olduğundan, kendi ofisimi açtım. O zaman kestiğim her makbuzda yüzde 18 KDV, yüzde 20 stopaj ödemem gerektiğini, 3 ayda bir ofise kira verdiğim için kira bedeli üzerinden muhtasar denilen vergiyi ödemem gerektiğini öğrendim. Mali problemlerden kaynaklı yaşamına son veren avukat meslektaşlar oldu, ceplerinde çay parası olmayanlar da. Muhtemelen sizin avukatlara yüklenen bu vergi yükünden daha önemli problemleriniz vardı.

'CMK ÜCRETLERİNDE GECİKME'

Ofisini yeni açan her avukat gibi hem ceza tecrübesi edinmek, hem de büroma gelir sağlamak için CMK'da görevi aldım ve sabah gelen görevi tamamlayabilmek için gece 3'lerde adliyeden çıktım. Görevlerin ücreti verilen emeğe göre cüziydi ve makbuz kestiğimizde en erken o görevin ücretini 3 ay sonra, neredeyse dörtte birini vergi olarak ödeyerek alabildim. Muhtemelen sizin bu cüzi ücretlerden ve geç alınan paralardan daha önemli problemleriniz vardı.

'HEDEF SÜRE UYGULAMASI KAĞIT ÜSTÜNDE'

Mesleği icra ederken ise bir davanın sonuçlanmasının en erken 2 seneyi bulduğunu öğrendim. Adliye taşınıyor, tayinim çıktı, mazeretliyim diye yapılmayan duruşmalar, hakim ataması bir türlü olmayan mahkemeler, süresi içerisinde gelmeyen bilirkişi raporları, incelenmediğinden kaynaklı kararı ertelenen dosyalar olduğunu öğrendim. Şimdi açtığımız davaların tevzi formlarında hedef süre olarak 300 ve üzeri gün yazıldığını, aslında hedef süre uygulamasının sadece kağıtta yazan bir bilgi olduğunu, yazılan hedef sürenin zaten bir seneye yakın olduğunu öğrendim. Muhtemelen sizin uzun sürelerde sonuçlanan davalardan, yapılmayan duruşmalardan daha önemli problemleriniz vardı.

'ETEK BOYU KONUŞULAN, HAKİM TARAFINDAN DARP EDİLEN AVUKATLAR'

Meslektaşlarım kıyafetleri yüzünden duruşmalara alınmadı, duruşmalarda etek boyu konuşuldu. Hakim tarafından eteğin fotoğrafı çekilmek istendi. Duruşmalarda hakim tarafından darp edilen, üzerine yürünen, duruşmadan çıkarılmak istenen meslektaşlarımız oldu, hacizlerde bıçaklanan; darp edilen, ofisinde öldürülen meslektaşlarımız da... Aynı fakülteden mezun olmamıza rağmen hakim ve savcının avukatla meslektaş olmadıklarını öğrendim. Hakim ve savcılara yapılan eylemlerin tutuklanmayla, avukatlara yapılan eylemlerin ise adli kontrolle sonuçlandığını öğrendim. Muhtemelen sizin bu eşitsizlikten, avukatların şiddete maruz kalmalarından, öldürülmelerinden daha önemli problemleriniz vardı.

'KES KOPYALA YAPIŞTIR'

İnsanların tutuklanmayı gerektirmeyen suçlardan tutuklandığını; tutuklanmanın tedbir değil, ceza haline geldiğini öğrendim. Binbir emek verilerek yazılan tutukluluğa itirazların hiç okunmadığını, yazılan red kararlarının gerekçesine kadar aynı olduğunu, çoğu kararda müvekkilin isminin bile yanlış yazılarak diğer karardan alınıp yapıştırıldığını öğrendim. Sosyal medyada paylaşılmayan olayların dikkate alınmadığını, haber yapılmayan suçların dikkat bile çekmediğini öğrendim. İnsanların artık hak aramak için mahkemelerden önce sosyal medyaya başvurduklarını öğrendim. Sansasyonel ünlülerin karıştığı olayların iddianamelerinin bir hafta içinde düzenlenirken, duruşmaları yakın tarihe verilip, kısa sürede karara çıkarken, normal vatandaşın karıştığı olaylarda aylarca iddianamenin düzenlenmediğini öğrendim. Muhtemelen sizin bu uzun tutukluluk sürelerinden, okunmayan itiraz dilekçelerinden daha önemli problemleriniz vardı.

'BAROLAR AİDAT TOPLAMAK DIŞINDA NE YAPAR?'

Bu mesleğe başladığım ilk günden beri bağlı olduğum baronun ve sizin, insanların haklarını savunmak gibi ulvi bir misyon yüklenmiş değerli mesleğimizin hak ettiği yere gelmesi için en azından bir tuğla koymasını bekledim. Ancak bugüne kadar siyasi söylemlerden, gereksiz sosyalleşme organizasyonlarından ve aidat toplamaktan başka hiçbir faaliyet göremedim. Muhtemelen sizin bunlardan daha önemli işleriniz vardı.

65 yaş üzeri vatandaşlar vekalet vermek için notere gittiklerinde kendilerinden sağlık raporu istenirken, duruma göre, serbest meslek duruma göre, kamu görevi yapan meslektaşlarımızın 100 yaşında bile hiçbir rapora ihtiyaç duymadan insanların haklarını savunabilmeleri çelişkisi, siz ve size bağlı baroların hiç dikkatini çekmiyorken, noterde kendinden sağlık raporu istenen vatandaşların isyanını hiç duymadınız, çünkü muhtemelen sizin daha önemli işleriniz vardı.

'İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ MÜ? ENGELLE GİTSİN'

Şimdi Sayın Başkanım, adli yıl açılışında konuşma yaptınız ve yıllardır yukarıda yazılı problemler devam ettiği halde bunlardan çok azını dile getirdiniz, bunların neredeyse hiçbirini - size defalarca iletilmesine rağmen - çözmeye çalışmadınız. İfade özgürlüğünden bahsettiniz, fakat meslektaşlar tarafından sosyal medyada yapılan eleştirilere de Twitter'dan engelleyerek cevap verdiniz.

Açılış konuşmanızda ise yargıda reform paketini çok beğendiğinizi dile getirdiniz.

Tek temennim, beğendiğiniz o reform paketinin hakkıyla ve bir an önce uygulanabilmesi, yukarıda yazılı bir çok sorunun da bir an önce çözüme kavuşturulması.

Her ne kadar üstünde çok durmasanız da sadece kamu avukatlarının özlük haklarında değil, tüm avukatların haklarında iyileştirme yapılması ve en önemlisi halkın adalete yargıya güveninin sağlanması.

Umarım bu mektubu okur, meslektaşınız olarak eleştirilerimi dikkate alırsınız."

Haftaya konumuz: Vatandaşın ve avukatın istediği reformlar neler?