Bursa
Dumanlı
24.5°
enBursa Haber
Av. Esra Aydın Ekici
Av. Esra Aydın Ekici
avesraaydinekici@enbursa.com

Artık kadınlar ölmesin!

03 Eylül 2019 Salı, 17:13

Enbursa.com'dan herkese merhabalar.

Bugünkü konumuz gün be gün artan kadın cinayetleri. Türkiye geçtiğimiz günlerde eski eşi tarafından çocuğunun gözü önünde acımasızca katledilen Emine Bulut cinayeti ile sarsıldı. Çokça insan gerek yürüyüşlerle gerek sosyal medya yoluyla tepkisini dile getirdi. Bu olay karşısında her ne kadar hukukçu kimliğimle durmaya çalışsam da avukattan önce insan olarak bunu kişiselleştirmeden bakmak ne yazık ki mümkün değil.

Kadıncinayetleri.org sitesinden alınan verilere göre, Türkiye'de 2010 yılından bu yana (kayıtlara geçen) bin 964 kadın öldürüldü. Ve ne yazık ki faillerin neredeyse hepsi kadının yakınları. Baba, eski eş, erkek arkadaş, abi, kardeş, amca. Bin 964 kadının bin 155'i kocası, erkek arkadaşı ve eski kocası tarafından öldürüldü. Yani kadınlar bu zamana kadar hep tanıdıkları tarafından sistematik olarak öldürülüyor ve ne yazık ki öldürülmeye de devam ediyor.

Bahanelere bakıldığından ise bir bahanesi olmadan öldürülen kadın sayısı 439. Ve daha başkaca bir sürü sözde sebeplerle, bahanelerle kadınlar öldürülüyor. Burada dikkat edilmesi gereken ise bu rakamların sadece kayıtlara geçen rakamlar olması. Bilinmeyen, örtbas edilen daha niceleri olduğu da aşikar.

Hukuki olarak incelediğimizde kasten öldürme Türk Ceza Kanunu Madde 81'de düzenlenmiş. Bir insanı kasten öldüren kişinin müebbet hapis cezası alacağı eşe karşı işlendiği halde ise arttırılarak ağırlaşmış müebbet hapis cezası alacağı öngörülmüş. Her ne kadar tüm platformlarda cezaların caydırıcı olmadığından bu suçların çok fazla işlendiği görüşü hakim olsa da, bakıldığı zaman bu cezaların hukuk sistemimizdeki en ağır cezalar olduğu görülecektir.

Burada bana kalırsa irdelenmesi gereken 2 durum mevcut. Biri toplumdaki hukuki bilgisizlik, diğeri de sadece hapis cezasının yüksek olmasının etkili olmadığı. Hukuki bilgisizlikten kastım ise insanların kanunları suçları ve cezalarını bilmemesi. Ve medyada çıkan eleştiri niteliğinde haberlerin sadece lehlerine olduğunu düşündükleri kısımları almaları. En bariz örnek ise "2 yıl yatar çıkarım" veya "Kravat takar iyi hal indirimini kaparım" düşüncesi. Burada kastettiğim ise ağırlaşmış müebbetten hüküm giymiş kimsenin 2 yıl hapiste ceza çekmesiyle bu cezanın infaz edilemeyeceğini ya da sadece giyim kuşamdan kaynaklı bir kravat takılmasıyla hiçbir mahkemenin iyi hal indirimi vermeyeceğini bilmemesi.

Diğer etken ise hapis cezalarının sadece yüksek olması toplum yapımız bakımından caydırıcı niteliğe sahip değil. Açıklamak gerekirse bu cezaların yanında başkaca yaptırımlara da ihtiyaç duyulması. Toplumdan dışlanma, kişinin yargılandığı suçla anılması gibi. Örneğin ABD'nin bazı eyaletlerinde hapis cezasının infazından sonra cinsel suçluların okulların belli metre yakınlarında oturmasının yasak olması, kişinin cinsel suçlu olduğunun aleni şekilde toplum tarafından bilinmesi kişinin bu suçları işlemesini hapisten çıkınca da bir yaptırımla karşılaşacağını düşünmesi bana kalırsa cezanın caydırıcılığını artıracaktır.

Yani bu cezaların özellikle son yıllarda artan ve ne yazık ki artmaya devam edecek olan kadın cinayetlerini engellemesi hiç olmazsa minimum seviyeye indirilmesi için öncelikle toplumun kadınların da erkeklerle eşit olduğu konusunda eğitilmesi, cezalar konusunda bilgilendirilmesi ve hapis cezalarına ek olarak belirli yaptırımlarında öngörülmesi gerekmektedir.

Artık kadınlar ölmesin.

Haftaya başka bir konu ile görüşmek üzere.