Bursa
Açık
21.6°
enBursa Haber

Trafodan çarpan elektrik yaşam hakkının ihlali sayıldı

GÜNCEL , 09 Ekim 2019 Çarşamba, 12:49

Mardin'de sokakta oynayan çocuğun kapısı açık trafodan elektrik akımına kapılarak ağır yaralanması "yaşam hakkının ihlali" sayıldı.

Trafodan çarpan elektrik yaşam hakkının ihlali sayıldı

Anayasa Mahkemesi, trafo panosunun açık kapısından elektrik akımına kapılarak ağır yaralanan 3 yaşındaki çocuğun ailesinin yaptığı bireysel başvuruda, olaya ilişkin soruşturmanın etkili yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğine karar verdi.

Anayasa Mahkemesinin Resmi Gazetede yayımlanan kararına göre, Mardin Kızıltepe'de evinin yakınında oyun oynayan 3 yaşındaki çocuk, trafoya ait panonun açık kapısına temas etmesi sonrasında elektrik akımına kapılarak ağır yaralandı.

"Çocuğun hayatını tehlikeye sokacak şekilde ve basit bir tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte yaralandığı"na ilişkin rapor alındı ve olayla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı.

Başsavcılık tarafından bir elektrik-elektronik mühendisine yaptırılan bilirkişi incelemesinde, Dicle Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (DEDAŞ) personelinin bakım sahaları dahilinde bulunan trafo ve elektrik panolarını sürekli kontrol etmeleri ve gözetim altında tutmaları ihtimalinin bulunmadığı belirtildi.

KİMİN KIRDIĞI TESPİT EDİLEMEDİ

Kızıltepe ilçe merkezinde çok büyük toplumsal olayların yaşandığı, bu nedenle elektrik şebekesinde meydana gelen tahribatın giderilmesi ve arızalara müdahale edilmesinin söz konusu olamayacağı ileri sürülen bilirkişi raporunda, elektrik panosuna takılan kilidin olaydan ne kadar süre önce, kimler tarafından kırıldığını tespit etme imkanı da bulunmadığı kaydedildi.

Raporda, bu nedenlerle olayla ilgili DEDAŞ personeline kusur verilemeceği görüşüne yer verildi.

BAŞSAVCILIK KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA KARAR VERDİ

Başsavcılık da bilirkişi raporu doğrultusunda olayla ilgili kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Bu karara yapılan itiraz da reddedildi.

Olayda ağır yaralanan 3 yaşındaki çocuğun ailesi, şehrin merkezindeki trafo panosunun kilidinin kırık olmasına rağmen kontrollerinin sorumlularca yapılmadığını, güvenlik açığı bulunduğunu, toplumsal olaylar bahane edilerek gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığını, eksik soruşturma yürütüldüğünü iddia ederek, yaşam, adil yargılanma ve ailenin korunması haklarının ihlal edildiğini önü sürdü.

Anayasa Mahkemesi, trafo panosunda elektrik akımına kapılarak ağır yaralanan 3 yaşındaki çocuğun ailesinin yaptığı bireysel başvuruda, olaya ilişkin soruşturmanın etkili yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğine karar verdi.

Kararın bir örneğinin, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine hükmedildi.

GEREKÇEDEN

Gerekçede, somut olayda henüz üç yaşında olan başvurucunun yaralanmasına neden olan ve bir elektrik dağıtım şirketi tarafından işletilen trafo panosunun ne zaman inşa edildiği hususuyla ilgili dosya içinde herhangi bir belge ve bulguya rastlanmadığı belirtildi.

Süreçte, kamuoyunda 6-7 Ekim olayları ya da "Kobani" olarak bilinen ve ülkenin çok sayıda iline yayılan şiddet hareketlerinin meydana geldiği hatırlatılan gerekçede, şüpheli beyanları, bilirkişi raporu ve Başsavcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında, "trafonun da bu olaylarda zarar görmüş olabileceği"nden bahsedildiği aktarıldı.

Olay sırasında, yerleşim yerinin içinde yer alan trafonun ön yüzünde bulunan kapılarının açık, arkadaki kapıların kilitli olduğu anlatılan gerekçede, trafoda başka bir zararın bulunmadığı, dış çevresinde herhangi bir patlayıcı veya yanıcı maddenin atılı olduğuna dair ize de rastlanmadığı kaydedildi.

Dosya içeriğine göre, faili tespit edilememekle birlikte, tehlikeli elektrik trafosunun kapılarının kırıldığı, üçüncü kişilerin müdahalesine açık hale geldiğinden şüphe bulunmadığı ifade edilen gerekçede, böylece yerleşim yeri içinde kapıları açık halde bulunan trafonun çevrede yaşayan kişilerin yaşamı ve vücut bütünlükleri üzerinde risk oluştuğuna dikkat çekildi.

Olayda, yüksek elektrik enerjisi barındıran trafonun, bireylerin özellikle de korunmaya muhtaç kişilerin ona ulaşmasını önleyecek şekilde güvenlikli bir yere veya bir şeyin içine değil, yaya ve araç trafiğinde kullanılan yola, açık bir zemin üzerinde konumlandırıldığı belirtildi.

"CİDDİ ÖZENSİZLİK"

Gerekçede, "Trafonun basit bir mekanizmaya sahip kilit ile muhafaza edilmeye çalışıldığı görülmektedir. Etrafına direkli tel konulması suretiyle veya benzeri tedbirlerle trafoya ulaşılmasını güçleştirecek, hatta imkansızlaştıracak önlemlerin alınmamış olmasının ilgili kamu görevlileri bakımından ciddi bir özensizliğe işaret ettiği açıktır" ifadesi kullanıldı.

Elektrik üretimi ve dağıtımının tehlikeli faaliyet kapsamında olması nedeniyle bu amaca hizmet eden tüm organizasyon ile teknik cihazların, kişilerin yaşamı ve vücut bütünlüklerinin korunmasına ilişkin gerekliliklere uygun ve güvenli şekilde yerleştirilmesi yükümlülüğünün bulunduğu vurgulandı. Gerekçede, bu kapsamda kullanılan binalar, teknik ekipmanlar ile diğer cihazların bakım ve onarımının yapılması, korunması, gerekirse etkisiz hale getirilmesinin de bu yükümlülüğün bir parçası olduğu vurgulandı.

Gerekçede, kamu makamlarının, tehlike içeren faaliyetleri yürütürken insan davranışlarına ilişkin öngörülerinde çocukları ve özel korunmaya muhtaç diğer kişileri özellikle dikkate almaları ve buna göre belirleyecekleri elverişli idari tedbirleri derhal uygulamaya koymaları gerektiğine işaret edildi.

"YALNIZCA TAZMİNATA HÜKMEDİLMESİ YETERLİ DEĞİL"

Başsavcılıkça yürütülen soruşturmanın derhal başlatıldığı ve soruşturmada bilirkişi raporu alındığı, şikayetçi, tanık ve şüphelinin ifadelerine başvurulduğu belirtilen gerekçede, şu tespitler yapıldı:

"Ancak, trafo panosunun yasal mevzuat ile teknik gerekliliklere uygun yapılıp yapılmadığı, kontrollerinin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, konuyla ilgili ne gibi güvenlik önlemi alındığı araştırılmaksızın sadece şüphelinin ifadesi ve bilirkişi raporunda yer alan toplumsal olayların rolüne atıf yapılarak karar verildiği anlaşılmaktadır.

Özellikle küçükler gibi, yetişkinlerin sahip olduğu muhakeme yeteneğine sahip olmayan, savunmasız kişilerin yaşamının açıkça tehlikeye atılmasına ilişkin sorumlulukları bulunanlar hakkında yalnızca tazminata hükmedilmesi devletin bu tür bir olaya ilişkin etkili yargısal koruma sağlaması yükümlülüğü bakımından yeterli olmayacaktır. Devletin bu olaya göstereceği yargısal tepkinin benzer olayların yaşanmaması bakımından önem taşıdığının özellikle vurgulanması gerekir.

Bu durumda tazminat davasının başvuru yollarının tüketilmesi ve etkili yargısal koruma sağlama gereklilikleri yönünden somut başvuruya etkisi olmadığı sonucuna varılmıştır. Anayasa Mahkemesi, açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17'nci maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir."