Bursa
Çok Bulutlu
21.7°

'Süreci sabote eden kendileridir'

GÜNCEL , 24 Ekim 2019 Perşembe, 19:41

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in açıklamalarına ilişkin, "Trump'ın kağıt parçasına tepki göstermeyerek süreci sabote eden kendileridir. Soçi'de Ruslar ne istedilerse kabul ettirmişlerdir. 30 kilometre derinliği 10 kilometreye indirmişlerdir" dedi.

'Süreci sabote eden kendileridir'

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, dün Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu tarafından iktidar partisine ABD Başkanı Donald Trump'ın yazdığı "kağıt parçasıyla" ilgili 7 soru sorulduğunu hatırlattı.

Bu soruları bir kez daha tekrarlayan Öztrak, "Biz Genel Başkanımızın grup toplantısında sorduğu bu sorulara cevap beklerken, bugün AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, çıkmış Genel Başkanımıza hakaretler etmeyi ve zırvalamayı tercih etmiştir. Anlaşılan bu sorular saray iktidarını son derece rahatsız etmiştir." diye konuştu.

Öztrak, şöyle devam etti:

"AK Parti Genel Başkanı, Trump'ın yazdığı ve Türk Milleti'nin haysiyet ve şerefini yaralayan sözlerine halen hak ettiği yanıtı vermemiştir. Ömer Çelik parti sözcüsü olarak 'bize tebliğ edilen mektubu tebellüğ etmedik.' demiştir bugün. Ama daha dün kendi Genel Başkanı zamanı geldiğinde bu mektuba cevap vereceklerini söylemiştir. Demek ki Ömer Çelik'in haberi yoktur. Ama Genel Başkanları bu mektubu tebellüğ etmiştir. Tabii bu paçavraya bir de YPG'nin başı Mazlum'un yazdığı kağıt parçasının ekli olduğunu da unutmayalım. AK Parti Sözcüsü'ne tavsiyem, Genel Başkanının neyi tebellüğ edip neyi etmediğini öğrenip kürsüye öyle çıkmasıdır."

"MÜSVEDDEYE YOK DEYİNCE, YOK OLMUYOR"

"AK Parti yetkilileri bu müsveddeye yok deyince yok olmuyor." ifadesini kullanan Öztrak, bu kağıt parçasının yok olması için iktidarın ABD arşivlerine bakıp hak ettiği yanıtı vermesini beklediğini söyledi.

Öztrak, "o kağıt parçasının halen AK Parti Genel Başkanının cebinde cevaplandırılmayı beklediğini" ileri sürerek, şunları söyledi:

"Türkiye Cumhuriyeti'nin şanı ve şerefi, Türk Milleti'nin haysiyet ve onuru, 96 yıllık Cumhuriyet tarihimizde hiç bu kadar kırılmamış, yaralanmamıştı. Maalesef iktidar, Trump'ın tehdit ve aşağılamalarına sessiz kalmış, bu konuda ilk tepkiyi gösteren köklerini Kuvayı Milliye'den alan CHP olmuştur. Biz, CHP olarak daha ilk günden Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin şan ve şerefinin ve onu korumak için atılacak her adımın yanında olduğumuzu açıklamıştık. Cumhurbaşkanı sıfatını taşıyan Erdoğan 'Trump'a duyduğu sevgi ve saygının bu sözleri gündemde tutmasına müsaade etmediğini' söyledi. İktidarın bu kağıt müsveddesiyle ilgili açıklamaları milletimizi daha da yaralamıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sınırları, emperyalistlerin kurduğu masalarda cetvelle değil, her bir santimetresi şehit kanlarıyla sulanarak çizilmiştir. Bu kağıt parçasına gerekli yanıtın verilmemesi sadece milletin vicdanını yaralamakla kalmamış, aziz şehitlerimizin kemiklerini de sızlatmıştır."

CHP'nin bu tavrı sergilerken AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in, bu "kağıt parçası"na tepki gösterdikleri için kendilerini "Soçi'yi sabote etmekle" suçladığını belirten Öztrak, "AK Parti Sözcüsü, İmralı'yla götürdükleri açılım sürecini anlaşılan çabuk unutmuştur. Bugün terörist dedikleri YPG'nin, SDG'nin İmralı'da o açılım süreci esnasında, devlet görevlilerinin yanı başında kurdurulduğunu bilmezlikten gelmektedir." dedi.

"SOÇİ'DE RUSLAR NE İSTEDİLERSE KABUL ETTİRMİŞLER"

Çelik'in, PYD'nin başını pek çok kez Ankara'da ağırlayanın kendileri olduğunu ya unuttuğunu ya da görmezden gelmeyi tercih ettiğini savunan Faik Öztrak, şöyle konuştu:

"Yurt dışındaki tek toprağımız olan Süleyman Şah Türbesi'nden ecdadımızın naaşını, nasıl kaçırdıklarını herhalde hatırlamamaktadır. Yine 2014'te topraklarımızdan geçen peşmergelere milletin parasıyla lahmacun ısmarlayanların da kendilerinin olduğunu unutmuşlardır. Trump'ın kağıt parçasına tepki göstermeyerek süreci sabote eden kendileridir. Soçi'de Ruslar ne istedilerse kabul ettirmişlerdir. 30 kilometre derinliği 10 kilometreye indirmişlerdir. Yine ABD'lilerle sarayda yapılan müzakereler sırasında ABD'li yetkilerin YPG terör örgütünün yetkilileri ile sürekli temas içinde kalmalarını sağlayabilmek açısından öyle anlaşılıyor ki onlara hem oda hem de telefon tahsis etmişlerdir. Bugün YPG'ye ülkede, cami avlusunda terörist diyenler, ABD ve Rusya ile imzaladıkları mutabakat metinlerinde nedense YPG'ye bir türlü terörist diyememişlerdir. Her iki mutabakat metninde de 'YPG unsurları' sözü vardır ama başında 'terör örgütü' ibaresi yoktur. İktidarın bu metinlere atmış olduğu imzalar, ABD ve Rusya ile terör örgütü YPG'ye uluslararası meşruiyet kazandırmaktadır."

Bir başka hazin manzaranınsa ABD ve Rusya'nın Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile YPG terör örgütünün başı Mazlum'u aynı kefeye koyması olduğunu ileri süren Öztrak, bu kişinin hem ABD Başkanı hem de Rus Savunma Bakanı tarafından muhatap alınıp hüsnü kabul gördüğünü dile getirdi.

İktidardan bu tablo karşısında tek çıt çıkmadığını iddia eden leri süren Öztrak, "Ama 13 Kasım'da kendilerine hakaretler yağdıran Trump'la görüşeceklerini söyleyebilmektedirler. İnşallah orada söze, kendilerine 'aptal olma' diyen Trump'a 'dostum' diye başlamazlar. En azından bunu yaparlar. Aslında Ömer Çelik'in yalanı doğru gibi göstermeye çalışan gerçek ötesi ve saldırgan açıklamalarıyla üzerini örtmeye çalıştığı bunlardır." diye konuştu.

İktidarın, "Trump'ın sömürge valisi üslubunun ve Rusların yaklaşımının altında kaldığını" iddia eden Öztrak, şunları kaydetti:

"Şimdi çıkmış Genel Başkanımıza hakaret ederek çaresizliklerini gizlemeye çalışmaktadırlar. Ondan sonra da kalkıp bize, 'siyasi namusun en temel ilkesi terör örgütlerine karşı olmaktır' diye ahkam kesmeye kalkmaktadırlar. Bugün terör örgütü dediklerinizle dün tuttuğunuz işleri bir yazmaya kalksak Britanica'dan daha kalın ansiklopedi olur. Geçmişte ve bugün yaptığınız hataların bedelini şimdi Mehmetçiklerimiz canları pahasına sahada temizlemeye çalışıyorlar. Bir kere daha soruyoruz, 'Türkiye'nin şerefi haysiyeti için bu mektubu iade edin' dediğimiz zaman Soçi'de eliniz neden zayıfladı? Eğer bu rezalete hak ettiği cevap verilseydi, Türkiye Cumhuriyeti'nin şan ve şerefi korunsaydı Soçi'de çok daha güçlü masaya otururdunuz.

Bir kere daha tekrarlıyoruz, terörün cirit attığı Suriye sınırından vatandaşlarımıza yönelen tehdit sona ermeden, Suriyeli sığınmacılar ülkelerine, evlerine dönmeden erken zafer naraları atmayın. Dış politikayı, iç politikaya tutsak edip ülkemizin ufkunu daraltmayın. Yalanı gerçek gibi gösteren, gerçek ötesi politik söylemlerle milletimizi kandırmaya kalkmayın. Bir defa olsun olgun davranın."