Bursa
Açık
31.4°

Mucize Doktor, Diriliş Ertuğrul'u tahtından etti!

MAGAZİN , 28 Eylül 2019 Cumartesi, 16:13

Yayınlandığı günden bu yana reytinglerde zirveye yerleşen Mucize Doktor, Diriliş Ertuğrul'a ait bir rekoru da kırdı. Dizide Ali isminde otizm - savant sendromlu genç bir doktorun hikayesi anlatılıyor.

Mucize Doktor, Diriliş Ertuğrul'u tahtından etti!

Yayınlandığı ilk günden beri izleyicilerin kalbine dokunan Mucize Doktor rekora doymuyor. The Good Doctor uyarlamasıyla bir anda tüm Türkiye'nin gündemine oturan Mucize Doktor, 3. bölümüyle de izleyenlerini ekran başına kilitledi. Öyle ki dizinin Perşembe günü yayınlanan 3. bölümü, kırılması zor bir rekora adını yazdırdı.

Mucize Doktor, yayınlanan son bölümüyle AB'de 46.35 share, ABC1'de ise 42.79 share alarak TNS sisteminde ölçülen diziler arasındaki en yüksek share rekorunun yeni sahibi oldu.

Rekorun önceki sahibi 20 Aralık 2017'de yayınlanan 99. bölümüyle AB'de 43.28, ABC1'de 40.40 share alan 'Diriliş: Ertuğrul'du.

Yapımcılığını MF Yapım'ın üstlendiği, başrollerini Taner Ölmez, Onur Tuna, Reha Özcan, Sinem Ünsal, Hazal Türesan, Özge Özder ve Murat Aygen'in paylaştığı yapım, yeni bölümleriyle her Perşembe 20.00'de Fox TV'de yayınlanıyor.

SAVANT SENDORUMU NEDİR?

Savant sendromu normal zekanın altında bir kişi belirli bir alanda özel bir yetenek gösterdiğinde ortaya çıkar. 1988 tarihli Rain Man (Yağmur Adam) filminde Dustin Hoffman'ın canlandırdığı Raymond Babbitt karakteri en bilinen otistik savanttı. Mucize Doktor dizisindeki Ali Vefa da otistik savant.

Savant sendromu, erkekleri kadınlardan 4 ila 6 kat daha sık etkiler. İşte genellikle müzik, sanat, takvim hesaplama, matematik ve mekanik ya da mekansal beceriler olmak üzere beş genel kategoride becerileri sınırlı olan savant sendromu hakkında merak edilenler...

Savant sendromu, önemli derecede zihinsel engelli birinin, ortalamanın üzerinde belirli yetenekleri gösterdiği bir durumdur. Savantların üstünlük gösterdiği beceriler genellikle hafıza ile ilgilidir. Bu hızlı hesaplama, sanatsal yetenek veya müzikal yeteneği içerebilir. Aslında, 10 otistik kişiden bir tanesinin, değişen derecelerde kayda değer yetenekleri vardır, ancak savant sendromu konjenital ya da edinsel olabilir. Birçok savant becerisi doğumda var olan bazı gelişimsel güçlüklerin üzerine eklenerek çocuklukta ortaya çıkmaktadır. Edinsel savant becerileri sağlıklı gelişim gösteren bireylerde bebeklik, çocukluk ya da erişkinlikte geçirilen kafa travması ya da merkezi sinir sistemi travması sonrası gelişebilir.

Savant sendromlu tüm çocukların yaklaşık yarısı otistiktir. Otizmi olan tüm çocukların yaklaşık yüzde 10'unda savant sendromu vardır. Bu oran 35 üzerinde IQ'lu otizmi olan çocukların yüzde 25'ine yükselir. (Çok sayıda otistik çocuğun IQ'ları daha düşüktür.)

Sendrom sıklıkla otizmle ilişkili olduğundan, otistik savant terimi daha sıklıkla kullanılır. Savant sendromu gösteren bir kişi ile ilgili bilinen ilk açıklama, 1751'de bir Alman psikoloji dergisinde gerçekleşti. Savant terimi, ilk olarak 1887'de J. Langdon Down (Down sendromuna adını veren doktor) tarafından kullanıldı.

SAVANT SENDROMUNUN NEDENLERİ

Savant sendromunun nedenleri 2004'e kadar bilinmiyordu. Bazı araştırmacılar bunun gen veya genlerdeki bir değişiklikten kaynaklandığını, bazılarının bunun sağ hemisferde meydana gelen bu hasarı telafi eden beynin sol yarımküresine bir çeşit zarar verdiğine inanıyor. Bununla birlikte, sendromun nedenleri açık değildir ve daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.

TEDAVİSİ

Savant sendromu bir alanda bir çocuğun kabiliyeti göz önüne alındığında beklenenden yüksek olduğunda teşhis edilir. Savant sendromunun herhangi bir dezavantajının olup olmadığı bilinmemektedir, bu nedenle tedavi edilmesi gerekmez. Genellikle savant sendromuna eşlik eden altta yatan bozuklukların tedavi edilmesi gerekir ve savant sendromlu çocuğun özel yeteneğinden yararlanılmasının çocuğun altta yatan gelişimsel bozuklukların tedavisine yardımcı olabileceğine inanılmaktadır.

Savant sendromlu çocuklar çok özel bir beceriye sahiptir. Bu çocuklar, özel ilgi ve yeteneklerin bir şekilde kullanılmasını sağlayan herhangi bir altta yatan hastalığın tedavisine daha iyi yanıt verebilir.