Bursa
Hafif Sağanak Yağışl
16.9°

'Kontrolsüz gevşeme telafisi zor sonuçlara neden olur'

SAĞLIK , 18 Mayıs 2020 Pazartesi, 18:24

TÜBİTAK tarafından korona virüse yönelik aşı geliştirilmesi için kurulan "İnaktif COVID-19 Aşısı Geliştirilmesi" projesinde görev alan Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadir Yeşilbağ, enbursa.com'a konuştu. Yeşilbağ, "Bugüne kadar geliştirilmiş olan tedbirlerin kısa sürede ve kontrolsüz olarak gevşetilmesi telafisi zor sonuçlara yol açabilir" dedi.

'Kontrolsüz gevşeme telafisi zor sonuçlara neden olur'

TÜBİTAK tarafından korona virüse yönelik aşı geliştirilmesi için kurulan "İnaktif COVID-19 Aşısı Geliştirilmesi" projesinde görev alan Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Viroloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kadir Yeşilbağ, korona virüs ve aşı çalışmaları hakkında enbursa.com'un sorularını yanıtladı.

"Kamuoyu tarafından iyi anlaşılması gereken konu şu olmalı: Buradaki mesele ortaya herhangi bir ürün koymak değil, zararsız ve etkili bir ürün çıkarabilmektir" diyen Prof. Dr. Yeşilbağ, hastalığı geçiren kişilere de önemli uyarılarda bulundu.

Korona virus salgını kapsamında içinde bulunduğunuz TÜBİTAK COVID-19 Platformu'nun çalışmaları hakkında bilgi alabilir miyiz?

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde başlatılan ve TÜBİTAK tarafından koordine edilen COVID-19 Aşı ve İlaç Geliştirme Platformu yerel kaynakların kullanılmasıyla değişik içeriklerde araştırmaların yapılarak olası ilaç ve aşıların geliştirilmesine yönelik çalışmaları kapsamaktadır. Bu platform ilk olarak 7 tanesi aşı, 7 tanesi ilaç araştırması olmak üzere toplam 14 projeyle başladı. Daha sonra ilave birkaç proje daha başlatılmış durumdadır. Platformda 25 üniversite ve 8 kamu Ar-Ge birimi yer almaktadır. Ayrıca bu platforma özel olarak TÜBİTAK tarafından yeni bir burs programı başlatıldı. STAR programı olarak adlandırılan bu programla genç araştırmacıların da sürece dâhil edilmesi söz konusu olmuştur. Bizim yer aldığımız proje "Inaktif COVID-19 aşısı geliştirilmesi" konusunu kapsıyor.

Çalışmaların kapsamı nedir? Nerede yürütülüyor?

Inaktif COVID-19 aşısı geliştirme projesinde Selçuk Üniversitesi, Bursa Uludağ Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa olmak üzere toplam 3 üniversitenin Veteriner Fakültesi öğretim üyeleri yer alıyor. Bunun dışında Tarım ve Orman Bakanlığı Pendik Veteriner Kontrol Enstitüsü, TÜBİTAK-MAM ve aşı üretimi tesislerine sahip bir özel sektör kuruluşu olan VETAL AŞ de proje ortağı olarak yer alıyor. İnsanlarla ilişkili çalışmalar açısından Sakarya Üniversitesi de proje paydaşı konumunda. COVID-19 hastalığının etkeni olan SARS-CoV-2 virusu oldukça bulaşıcı bir nitelikte olduğu için yüksek biyogüvenlik koşulları altında çalışılması gerekiyor. Biyogüvenlik seviye-3 (BSL-3) olarak tanımladığımız bu çalışma koşulları ülkemizde sınırlı merkezlerde yer alıyor. Bunlardan birisi de az önce bahsi geçen İstanbul'daki Pendik Veteriner Kontrol Enstitüsüdür. Dolayısıyla çalışmalarımız bu laboratuvarda yürütülüyor.

TÜBİTAK'ın aşı ve ilaç çalışmaları hangi aşamadadır?

Daha önce bahsettiğim gibi TÜBİTAK'ın oluşturduğu platformda çok farklı içeriklere sahip projeler yer alıyor. Bunlardan bazıları oldukça hızlı ilerleme kaydedilecek nitelikte iken bazıları ise sabırlı ve uzun soluklu çalışmaları gerektiriyor. Bizim yürüttüğümüz projede sahadan virus izolatlarının elde edilmesi ve uygun süreçlerden geçildikten sonra saflaştırma ve inaktivasyon işlemi uygulanarak deneysel aşamaya hazır aşı adaylarının hazırlanması çalışılıyor. Takiben bunlar hayvan deneyleri aşamasına alınacak ve insan çalışmalarına hazır hale gelinmiş olacak. Bu tür çalışmaların ne kadar sürede sonuçlanacağı konusunda kesin tarihler vermek gerçekten çok zor. Kamuoyu tarafından iyi anlaşılması gereken konu şu olmalı: 'Buradaki mesele ortaya herhangi bir ürün koymak değil, zararsız ve etkili bir ürün çıkarabilmektir.' Bizler mümkün olan en kısa süreçte sonuç alabilmek üzere elimizden gelen tüm gayreti gösteriyoruz.

Salgın ile mücadelede veteriner hekimler etkin rol alıyor. Genel olarak sizin mevcut salgınla ilgili değerlendirmeleriniz nelerdir?

Günümüzde yeni çıkan salgın hastalıkların tamamına yakınının hayvanlardan köken aldığını görüyoruz. Örneğin yakın tarihte dünya ölçeğinde sorunlara neden olan Ebola, SARS, MERS ve son olarak COVID-19 olgularının kaynağında hep hayvan bulaşı olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan insanlarda bilinen bulaşıcı hastalıkların da yaklaşık yüzde 70'i hayvanlarla ilişkilidir. Bunları zoonoz olarak adlandırıyoruz.

TEK SAĞLIK KAVRAMI HAYATA GEÇİRİLMELİ

Dolayısıyla bilim dünyasında artık insan hekimliği ve veteriner hekimliği uygulamalarının yeniden bağdaştırılması ve 'Tek Sağlık' kavramının etkin şekilde hayata geçirilmesinin gereği iyice anlaşılmış durumdadır. Bu açıdan bakıldığında veteriner hekimler hem hayvan sağlığını koruyarak insanlara gelebilecek hastalıkları sınırlandırmakta hem de insanların bu hastalıklara maruziyetini önleyecek gıda güvenliği vb. önlemleri uygulamada katkı sağlamaktadır. Yani hem hayvan sağlığı ve hem de hayvansal ürünlerin hijyenik yönden uygunluğu veteriner hekimlerin önemli katkı sağladığı alanlardır. Bunun dışında aşı ve serum gibi biyolojik ürünler ve tanı kitlerinin geliştirilmesi konusunda da veteriner hekimlerin önemli düzeyde katkıları bulunmaktadır.

Salgının 2. Dalga olarak nitelendirilen ve Eylül ayını da kapsayan dönemde tekrarlama veya şiddetinde artış yaşanabilir mi?

COVID-19 etkeni olan SARS-COV-2 'nin en belirgin davranışlarından birisi yüksek yayılma ve bulaşma hızına sahip olmasıdır. Enfekte olan 1 kişinin ortalama 2,5-4 kişiye virus bulaştırdığı hesaplanmaktadır. Bu durumda çok sınırlı bir hastalık odağından bile çok kısa sürede geniş alanlara yayılım söz konusu olabilmektedir.

TEDBİRİ ELDEN BIRAKMAYIN

Dolayısıyla bugüne kadar geliştirilmiş olan tedbirlerin kısa sürede ve kontrolsüz olarak gevşetilmesi telafisi zor sonuçlara yol açabilir. Bilinen önemli sorunlardan birisi de hastalığı geçiren kişilerin tamamında koruyucu bağışıklığın gelişmemesidir. Dolayısıyla enfeksiyonun birkaç ay sonra tekrar yayılmaya başlaması veya mutasyona uğrayarak daha şiddetlenmesi de olası senaryolar arasında yer almaktadır. Bu durum kesin olarak gerçekleşecektir diyemeyiz, ancak göz önünde bulundurmak zorundayız.

Normalleşme sürecinde vatandaşlarımıza önerileriniz nelerdir?

Bizim Türk milleti olarak en önemli ve bence de güzel hasletlerimizden birisi yakın teması seviyor olmamız. Örneğin tokalaşmak, yanak tokuşturmak ve el öpmek gibi ananelerimiz var ki, maalesef bu hastalığın bulaşması için mükemmel ortamı sağlayabiliyor. Vatandaşlarımıza başlıca önerim zorunlu olmadıkça kalabalık ortamlar ve cemiyet toplantılarını bir müddet ertelemeleri yönünde.

EĞİTİMDE YÜKSELTİLMİŞ TEDBİRLER

Örneğin bu yaz döneminde planlanan sünnet-düğün-nişan gibi merasimleri en azından sonbahara ertelemek faydalı bir yaklaşım olacaktır. Asker uğurlama gibi adetlerimizi online görüntülü olarak yapalım. Diğer taraftan bütün aşamalardaki eğitim ortamlarımızın mutlaka tekrar gözden geçirilmesi ve güz yarıyılına yükseltilmiş tedbirlerle girilmesi gerekecektir. Enfeksiyona maruz kalmış tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletirken tekrar enfekte olabileceklerini unutmamalarını ve tedbiri elden bırakmamalarını öneriyorum.

İşte 45 günde yapılan hastane
İşte 45 günde yapılan hastane
Milyarderlerin servetinin artışında korona etkisi
Milyarderlerin servetinin artışında korona etkisi
2020 Avrupa'nın en ucuz ülkeleri
2020 Avrupa'nın en ucuz ülkeleri
Sıcaklık bu yıl rekor kırabilir
Sıcaklık bu yıl rekor kırabilir