Bursa
Puslu
19.3°
enBursa Haber

Kılıçdaroğlu'ndan 'dokunulmazlık' yanıtı

GÜNCEL , 05 Ekim 2019 Cumartesi, 16:16

MHP lideri Bahçeli'nin, "Kılıçdaroğlu'nun dokunulmazlığı kaldırılsın" çağrısına Tank-Palet Fabrikası tartışması üzerinden cevap veren CHP lideri Kılıçdaroğlu, "Gerçek milliyetçilik vatana, orduya sahip çıkmaktır" dedi. 20 milyar dolarlık fabrikanın ihalesiz Katar ordusuna tahsis edildiğini belirten Kılıçdaroğlu "Bunu söylediğimiz için dokunulmazlığı kaldıracağız diyorlar, kaldırmazsanız namertsiniz'' ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu'ndan 'dokunulmazlık' yanıtı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Bolu Abant Tabiat Parkı'ndaki bir otelde düzenlenen CHP TBMM Grubu'nun 27. Dönem 2. Çalışma ve Değerlendirme Toplantısı'nda konuştu.

Toplantının yapılacağı salonda jandarma tarafından bomba arama köpeği "Yıldız" ile güvenlik aramasının ardından, milletvekilleri ve partililer, içeri alındı.

Kılıçdaroğlu, toplantıda yaptığı konuşmada, hükümetin ekonomik politikasını eleştirerek, bu alanda eylül ayında milletvekillerinin 24 ilde kanaat önderleri, sivil toplum örgütleri, ticaret odaları, sanayi odaları, emekli dernekleri ve toplumun bilinen kesimleriyle yaptıkları araştırmaların sonuçlarını paylaştı.

Yaşanan ekonomik krizin bütün illerde derinden hissedildiğini öne süren Kılıçdaroğlu, "Arkadaşlarımızın vardıkları birinci sonuç bu. Paranın ağırlıklı olduğu yerlerde çiftçiler perişan oldu. Aldıkları borçları ödeyemiyorlar, yüklenen faizleri de ödeyemiyorlar. Bazen alacaklar erteleniyor ama her erteleme yeni faiz yükü getiriyor. Bu tablo bütün bölgelerde milletvekili arkadaşlarımıza anlatılmış durumda" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, bazı illerde özelleştirilen fabrikaların kapatılması sonucu yeni işsizlik alanlarının oluştuğunu gördüklerini vurgulayarak, "Raporlara bunlar da yansımış durumda. Çorum'da çimento fabrikasının, Kilis'te tekel suma fabrikasının kapatılması, var olan işsizliği de birleştirmiş. İşsizlik bir taraftan derinleşirken, bu da aynı zamanda özelleştirmenin ne kadar gayriciddi yapıldığının göstergesi. Oysa özelleştirmenin amacı neydi? Daha fazla istihdam yaratmak, üretim sağlamak, büyütmekti ama tam tersi bir tablo ortaya çıktı. Bazı illerde Turizm Meslek Lisesi ve Endüstri Meslek Liselerine olan ihtiyaçlar da dile getirilmiş, özellikle ara eleman bulma konusunda" ifadesini kullandı.

Anadolu'daki illerin büyük kısmının üretimden koparıldığını, tüketen iller konumuna geldiklerini öne süren Kılıçdaroğlu, elektrik ve doğal gaza yapılan zamların kışın uzun sürdüğü Erzurum gibi illerde vatandaşın sırtında daha ciddi yük olarak ortaya çıkacağını söyledi.

Bu illere tekrar gidip görüşeceklerini aktaran Kemal Kılıçdaroğlu, "Türkiye'nin bir çıkışa ihtiyacı var. Bütün bu tablo karamsar bir tablo, bunu biliyorum ama bizim karamsar tabloya teslim olma gibi bir durumumuz söz konusu değildir. Biz bunu aşmak zorundayız ve aşacağız. Birlikte aşacağız, halkla birlikte aşacağız. Siyasi görüşü ne olursa olsun geldiğimiz nokta Türkiye'nin bu karanlık süreci aşma noktasıdır. Aşma noktasında en çok güven duyacakları parti de hiç kimse endişe etmesin, onun da adı Cumhuriyet Halk Partisi'dir" ifadelerini kullandı.

"HİÇ KİMSEYİ İNANCINDAN, YAŞAM TARZINDAN ÖTÜRÜ ÖTEKİLEŞTİRMEYECEĞİZ"

Kılıçdaroğlu, toplumun her kesimine çözümlerini aktaracaklarını vurgulayarak, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Türkiye, zengin bir ülke. Türkiye'nin parası, imkanları var. Üç tarafta denizleri, temiz havası, olağanüstü güzel iklimi, bereketli toprakları var. Neden Türkiye bu halde? Bunları aşacağız. Neden? Çünkü Türkiye iyi yönetilmiyor. Biz Türkiye'yi gerçekten de insan gibi yöneteceğiz, adaletle yöneteceğiz. Hiç kimseyi inancından, yaşam tarzından ötürü ötekileştirmeyeceğiz, herkesi kucaklayacağız, bu bizim boynumuzun borcudur. Bunu, bütün herkesin bilmesini isterim. Ayrışmamamız, bölünmememiz lazım. Bizim bir şekliyle toplumun her kesimini kucaklamamamız lazım ama öyle bir noktaya geldik ki, içtiğimiz suda bile toplumu ayrıştırdılar. Oysa su azizdir, su bizim hayatımızın bir parçasıdır. Su üzerinden ayrışma olur mu? Özellikle AK Parti'li, ülkücü kardeşlerime sesleniyorum. Su üzerinden bir toplum ayrışır mı Allah aşkına? Su konusunda toplum ayrışır mı? Bu noktaya getirdiler toplumu. Biz bu noktadan toplumu alacağız, bir bütün haline getireceğiz."

Kılıçdaroğlu, toplantının 2. oturumunda yaptığı konuşmada ise, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra sivil darbe yapıldığını, KHK ile binlerce kişinin işine son verildiğini öne sürdü.

O günün atmosferinde belki bunu olağan gördüklerini ancak aradan yılların geçtiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Artık haklıyla haksızı ayırmamız lazım. Kim haklı, kim haksız? İnsanlar düşüncelerini açıklamak istiyorlar. Haksızlığa uğradıklarını söylemek istiyorlar. Bu haksızlık karşısında bir şeylerin olması gerektiğini ifade ediyorlar ama aradan uzun süre geçmesine karşın diyorlar ki 'Hayır, KHK ile ihraç edildin, artık bundan sonra sana devlette yer yok.' Niçin? Eğer haklıysa hakkında bir dava açılmamışsa hatta açılan davadan beraat ediyorsa, bunun hakkını teslim etmek gerekmez mi?" diye konuştu.

Askeri öğrencilerin hapiste olmasını eleştiren Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tutuklayacaksan komutanını tutukla, öğrencinin ne günahı var. Bütün bunların üzerinde duracağız. FETÖ'cü olarak suçlananların kardeşlerinin işine son verildi, hatta yedi göbeği devletten çıkarıldı. 'Olur ya kardeşin böyledir, o zaman sizin bütün sülalenizi çıkarıyorum' dediler ama bazılarına gelince kardeşlerini büyükelçi tayin ettiler. Neye göre, kıstas ne? Birisi hapse birisini kamudan at, açlığa mahkum et ama öbürünün kardeşini büyükelçi tayin et. Barış Bildirisi imzaladı diye üniversite hocalarını işten at, ayakkabı kutusunda rüşvet aldı, 'Bakara makara' diye dalga geçeni de Kur'an-ı Kerim'le dalga geçeni de büyükelçi tayin ediyor.

Buna itiraz etmeyecek miyiz, geniş kitlelere aktarmayacak mıyız, vicdan sahibi her vatandaşa söylemeyecek miyiz? Burada bir haksızlık var, adaletsiz var, demeyecek miyiz? Biz diyeceğiz. Sesimizi kesmek isteyecekler ama biz yine kararlı duruşumuzla bunları ifade edeceğiz. Neden? Çünkü adalet herkes için geçerli kavramdır. Dolayısıyla bizlerle onlar arasında temel fark vardır, biz onlar gibi değiliz. Biz devlet yönetiminde adalet isteriz, onlar devlet yönetiminde adalet değil, sadakat isterler."

"TAKDİR VATANDAŞA AİTTİR"

Kılıçdaroğlu, demokrasinin vatandaşın bilgeliğine, oyuna, vicdanına seslenmek olduğunu vurgulayarak, "Gidersiniz vatandaştan oy istersiniz, vatandaş tercihini yapar, kurallarını koyar, Anayasamız vardır. O kurallar içinde birisi gelir, iktidar olur, diğerleri muhalefet olur. Parlamentoda oturulur, konuşulur. Takdir vatandaşa aittir. Vatandaşa saygı duyacaksınız ama 'Hayır ben gitmem, benim dışımda eğer birisi kazandıysa ona kin duymam, ona öfke duymam, ondan intikam almam lazım.' diyor. Kime? Bizim belediye başkanlarına. 'Nasıl, niçin kazandılar orayı?' diyor" değerlendirmesini yaptı.

Yeniden seçim yapıldığına ve yeniden kazandıklarına değinen Kılıçdaroğlu, "Çünkü biz bu milletin vicdanına, ferasetine güveniyoruz, milletimize saygı duyuyoruz. Milletimiz vicdan sahibidir. Tekrar kazandık ama intikam ve kin duygusu bitmiş değil" dedi.

Hükümete su konusunda eleştirilerde bulunan Kılıçdaroğlu, şu görüşlerini paylaştı:

"Sultan Abdülhamit'in İstanbul'a kazandırdığı Hamidiye suyunu nasıl kullanmayız?' Bakın, düşüncede, devlet yönetiminde ayrılık değil, insanın içtiği suya ayrılık, farklılık getirilir mi? Suya parti rozeti takacaklar, Allah akıl fikir versin, gerçekten Allah akıl fikir versin. Su ya su, herkesin içtiği su ya... Bütün canlıların, ağacından kuşuna kadar herkesin kullandığı su. Suya parti rozeti takıyorsun, 'Madem ki bu kaynak suyunu İstanbul Büyükşehir Belediyesi çalıştırıyor, satıyor, o zaman biz bunu almayalım.' Niçin? 'İstanbul Büyükşehir'i cezalandıracağız' diye ve bunlar da devlet yönetiyor. Acı olan bu zaten. Suda ayrım olur mu? Biz yaralıya, susuza da su veririz, 'Su gibi aziz ol.' deriz. Nereye geldik? Suda toplumun ayrıştığı noktaya geldik."

Kılıçdaroğlu sözlerine şöyle devam etti:

''DAĞLAR KADAR FARK VAR''

''Bizler ile onlar arasında temel fark vardır. Vatandaşın bunu ayırt etmesi lazım. Biz bunlara tahammül etmeyiz. Vatan toprağına galoş ile basmayız. Onlar kibir abidesi olarak vatandaşla hesap vermeyi kabul etmezler. Çünkü harcadığımız her kuruş vatandaşın parasıdır. Kul hakkı yemeyi marifet sayıyorlar. Ama bu asla bunu kabul etmeyiz. Bizim ile onlar arasında dağlar kadar fark vardır. Biz farklı düşüncedeki insanları dinleriz. Ama onlar asla tahammül etmezler. Demokrasi onlar için sadece iktidarı ele geçirmek için kullandıkları bir yoldur. Oysa demokrasi vatandaşın vicdanına seslenmektir.

HAMİDİYE SU AÇIKLAMASI

Benim dışımda biri kazanmışsa kin duymam lazım diyor. Kapalı kapılar ardında o kendilerine yüksek diyen hakimler seçimi iptal ettiler. Yeniden seçim yaptık neden çünkü bir vatandaşımıza güveniyoruz. Kazanan bir kişinin elinden o hakkı neden alıyorsun? Tekrar kazandık ama kin duygusu bitmedi. İnsanın içtiği suya parti rozeti takacaklar. İBB'yi cezalandırma için Hamidiye suyu almıyorlar. Nereye geldik suda toplumu ayıran bir noktaya geldik.

TANK PALET FABRİKASI

Onlar devleti talan zihniyeti ile yönetiyorlar. Biz devleti yasalara göre yönetmek istiyoruz. Tank palet fabrikasının bir öyküsünü anlatacağım size. Avrupa'nın en büyük tank entegre merkezidir. Fırtına obüsleri burada yapılır mesela. Fabrikanın değeri 20 milyar dolar. Sıra Ordu'nun tank palet fabrikasını satmaya geldi. BMC'ye gittikler al bu fabrikayı üretim yap dediler. Ben Ordu'da üretim yapıyım diyor BMC. Ve 20 milyar dolarlık fabrikayı istiyor. Mühendisler hazır, fabrika hazır herkes hazır. Ama ikinci bir sorun çıkıyor 'para yok' diyor. Katar emirinden para gelecek. Katar emiri ise sana para vereceğim ama sen bana ne vereceksin diyor. Hepsi veriliyor. Bu ana bakım komutanlığını devredemeyiz diyorlar. En iyisi burası bir anonim şirket olsun diyorlar. 19 Aralık 2018'de bir kararla özelleştirme kararı ile biz kıyameti kopardık. Bir ordu silah fabrikasını yabancı bir orduya verir mi?

Bana kendi ordusunu yabancı bir orduya teslim eden başka bir ülke daha gösterin. Milliyetçilik budur. Orduna sahip çıkmaktır. Sonra yalan söyleceksin vatandaşa biz özelleştirme yapmadık diye. Milli güvenlik için çok önemli olan bir fabrikayı siz gidip özelleştiriyorsunuz. Talan yönetimi budur. Hesap vermek zorundalar.

''TANK PALET FABRİKASI BEDAVAYA SATILDI''

Katar ordusuna bu fabrikayı satarken neden vatandaştan gizlediniz? Sırf ben konuşmayayım diye gizli madde çıkardılar. Tank palet fabrikası ihalesiz ve bedava Katar ordusuna teslim edildi. Efendim 50 milyon dolarlık yatırım yapacağım. O ayrı bir şey. Ama sen 25 yıllığına veriyorsun 25 kuruş istemiyorsun. Düne kadar beka dediler nerede peki bu beka.

DOKUNULMAZLIK YANITI

Özelleştirme değildir diyecek. Peki nedir bu? Bu zaten ihale değil bunun adı 'vatana ihanet' TSK ve MSB kendi malının ücretini ödüyor. Sen üret bana sat diyorlar. Anlayan birisi varsa çıksın anlatsın. Destekleyenler için de vatana ihanete ortak olmaktır. Özel tekel yarattılar. Arkası gelecek mi şimdilik bu kadar? Arkası gelecek arkasını bırakmayacağım. Bunları söylediklerim için dokunulmazlık diyorlar. Dokunulmazlığımı kaldırmazsanız namertsiniz.''