Bursa
Yağmurlu
18°
enBursa Haber

İYİ PARTİ'li Erozan: Stratejik derinlik kara deliğe dönüştü

BURSA , 13 Haziran 2018 Çarşamba, 20:24

İYİ PARTİ Bursa 2. Bölge Milletvekili adayı Ahmet Kamil Erozan, İYİ PARTİ'nin bir cesurlar hareketi olduğunu belirterek, "Biz yola çıkarken cesurlar hareketi olarak yola çıktık, ama bizim kulağımıza Silivri'de yeriniz hazır lafı geliyordu" dedi. Emekli Büyükelçi Erozan, dış politikanın sıfır sorundan sıfır komşuya evrildiğini, stratejik derinliğin stratejik kara deliğe dönüştüğünü belirterek, "Köprüden önce son çıkış kavramını reddediyorum. Çünkü köprü yok. Ortada bir çukur var" diye konuştu.

İYİ PARTİ'li Erozan: Stratejik derinlik kara deliğe dönüştü

İYİ PARTİ Bursa 2. Bölge Milletvekili adayı, Emekli Büyükelçi Ahmet Kamil Erozan, enbursa.com'u ziyaret etti. ENGÜNCEL'de Filiz Şentürk'ün sorularını yanıtlayan Erozan, politikaya giriş kararından İYİ PARTİ'ye, ekonomiden dış politikaya bir çok konuda çarpıcı mesajlar verdi. İşte Erozan'ın mesajları...

'43 SENE HİÇ EVİMİZ OLMADI'

"Benim kapımı çaldılar. Çaldılar, derken, Sayın Meral Akşener, bu siyasi oluşumu yola koyduğunda, geçen sene ağustos ayında, bir ekip oluşturmaya çalışıyordu. O çerçevede benimle de temasları oldu. Aşağı yukarı 1 saat kadar hem program nedir, ekibin diğer insanları kimdir, bir zihin egzersizi yaptık. Sonra ben aileme danıştım. Bu aileye danışılmadan çıkılacak bir yol değil. Annem hissi davrandı. Eşim 'Çok mu lazım?' dedi. Çok mu lazım, derken şunu kastediyor, bizim mesleğimiz dışarıdan görüldüğü kadar şaşaalı bir meslek değil, zor bir meslek. Türkiye'de olsa vali oluncaya kadar kaç defa yeri değişir. Yurt dışında da aynı şekilde düşünün. Ben 13 defa ev taşımış bir insanım. Eşim de onu kastetti. Bir evimiz olacaktı meselesi çok önemli! Bizim 43 sene hiç evimiz olmadı. Biz dolandık. Şimdi bir evimiz olacak, dediğimiz bir noktaya gelmişken bu süreç başladı. Anneme de değineyim. O ailevi geçmişimizi ilgilendiren bir şey. Babam 1950 ile 1960 yılları arası Demokrat Parti Bursa milletvekiliydi ve o süreç babamı Yassıada'ya götürdü. İpe götürdü, ipten geri getirdi. Bunun yarattığı bir travma var. Ailevi anlamda yaşanan bir travma var."

'SİLİVRİ'DE YERİNİZ HAZIR'

"Biz yola çıkarken cesurlar hareketi olarak yola çıktık, ama bizim kulağımıza Silivri'de yeriniz hazır lafı geliyordu. O cesurlar hareketi o anlamda da çok önemli. Dolayısıyla annem şimdi babam Yassıada'ya gitti, oğlan da Silivri'ye mi gidecek! Bu biraz hazmedilmesi zor bir şey. Ben de yaşadım. Ben 11 yaşındaydım o dönemi yaşarken. Bunları aştık çok şükür. Bunlar geride kaldı. Şimdi başka bir istikamette yurdumuzu, milletimizi daha huzurlu bir ortama taşımak için çalışıyoruz."

'SIFIR KOMŞU OLDUK'

"Nereden nerelere geldik diye bunu tarif etmem lazım. Neydik? Ne olduk? Bundan örnek vereceğim. Bundan 10 sene evvel komşularla sıfır sorun diyorduk, bugün sıfır komşu olduk. Komşumuz yok. Fiziken komşularımız var da komşu ilişkisi kuracağımız komşu sayısı azaldı. Yunanistan ile farklı sorunlarımız var. Suriye'yi hiç açtırmayın bana! Irak, ayrı bir konu, İran ayrı bir konu. Bugün İran ve Suriye ile bir iş birliği konumuz var, ama bunun ebedi ve ezeli hiçbir şeyin olmayacağını biliyoruz. Rusya deseniz kuzey komşumuzdu, şimdi oldu güney komşumuz. Dolayısıyla böyle karmaşık bir şey."

'STRATEJİK KARA DELİK'

"Geçmişte bir gazetecinin Davutoğlu'na atıfla söylediği bir cümle var. Davutoğlu'nu biliyorsunuz, 'Stratejik Derinlik' diye bir kitabı var ve Davutoğlu'na hitaben gazeteci diyor ki; 'Hoca, dünyayı kitabına uyarlamaktan vazgeç!' O kitap biraz teorik kitap, bir boyutuyla akademik bir kitap ama hayatın gerçekleri farklı. Davutoğlu'nun izlediği politikalar bununla örtüşemedi. Bunun AK PARTİ'ye de yansıyan boyutları var. Sadece kişi bazında bunu izah etmek mümkün değil. Siz hem iç politikanızla hem dış politikanızla dini ve mezhepsel konuları öne çıkarırsanız ve o temelde kendinize yol arayışları bulursanız, bunun sonu bir stratejik derinlik değil stratejik kara delik olur. Şimdi biz o kara deliğin içindeyiz ve bu kara delikten çıkmanın yolu da bu iktidarın değişmesiyle mümkün. Davutoğlu, hala 3 ay evvel 'Ben geçmişte aldığım kararların arkasındayım' dedi. Hangi başarılı kararlardı ki biz bugün bu haldeyiz! Dolayısıyla Türkiye iyi olacak derken biz genel anlamda dış politikamızla olacak. Dış politikamızın iyi olması da yine Atatürk ilkelerinin başına gidip 'Yurtta Sulh Cihanda Sulh' sloganını yukarıya yazıp bunun karşılığında komşuluk ilişkilerimizi karşılıklı çıkar çemberinde yeniden düzenlemek ve konuşabilmek... Biz bugün konuşamıyoruz kimseyle..."

'AB'DEN KULAĞIMA GELEN SON DÜŞÜNCE...'

"AB, Erdoğan ile sorunlu bir ilişki içinde. Birlik olarak sorunlu ilişki içinde, hem de Avusturya ile başka sorunlarımız var. Hollanda ile başka sorunlarımız var, Danimarka ile başka sorunlarımız var, Fransa ile başka sorunlarımız var. Ne diyor Macron? 'Ya ben bu adamla konuşurken ne çektiğimi biliyor musunuz?' diyor. Yani konuşulması zor bir karakterle karşı karşıyalar. Geçmişe baktığımızda bundan 3-4 ay evvel AB de 'Galiba bu adama mahkum olacağız' diyordu, Erdoğan'ı kastederek. Yine Erdoğan seçilebilir diye. Şimdi onların da şeyi değişti. Biz nasıl kendi iç politikamızda nereye gidiyoruz, nasıl gidiyoruz, muhalefet, İYİ PARTİ nasıl gelişiyor, diye bakıyoruz, onlar da dışarıdan bize bakıyorlar ne olacak diye... Benim kulağıma gelen son düşünceleri 'Galiba bu adama artık mahkum olmayacağız' noktasına geldiler. Yine onlar da dertli. Biz vatandaş olarak dertliyiz mevcut düzenden, onlar da dertliler. Bu seçim sonrasında biz iktidara geldiğimizde ve onlarla ilişkilerimizin nasıl Türkiye için huzurlu bir ortam diyorsak onlarla ilişkilerimizde huzurlu ve diyaloğa açık bir düzene geçeceğinden eminim."

'BİR ENKAZI DEVARALACAĞIZ'

"İYİ PARTİ, dış politikayı da aşarak, 2 paket diye düşünmek lazım. Bir tarafta ülkenin içinde bulunduğu sosyopolitik durum demem lazım buna. İşte bunu OHAL ile de izah edersiniz, basın özgürlüğüyle de izah edebilirsiniz. Parlamenter sisteme dönüş ile de izah edebilirsiniz. Anayasa'nın yeniden gözden geçirilmesi de diyebilirsiniz. Bazı yerlerde parlamenter sisteme dönüş diye bir kalıp var. Biz bu geri dönüş kısmını reddediyoruz. Reddettiğimiz konu şu; biz geri dediğimiz zaman eski sisteme gideceğimiz. Eski sistem çok iyi değildi dolayısıyla biz parlamenter sistemin yeniden yapılandırılması gibi daha uzun bir cümleyle bunu ifade etmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla yargı bağımsızlığını da koyun buna, hukuk düzenini de koyun, yolsuzluğu da koyun, büyük bir paket bu. Bunu alt alta koysam 30 madde yazabilirim. İkinci paket var; ekonomik paket. Ekonomik paket çok sancılı, bu erken seçimin de baskın seçimin de ana sebebi bu! Çünkü hükümet şimdi seçim yapmadığı taktirde, acaba yırtar mıyım bu sefer, diye erken seçime gidiyor. Çünkü erken seçimi yapmayıp normal zamanda seçim yapsaydı ortada ekonominin bir enkazı var, ekonominin cenazesi çıkacaktı! Köprüden önce son çıkış tabiri de çok yaygın kullanılıyor. Ben bu kavramı da reddediyorum. Çünkü köprü yok. Ortada bir çukur var. Böyle devam ederse köprü olmadığı için biz o çukura çakılacaktık. Bir enkazı devralacağız."