Bursa
Parçalı Bulutlu
28.8°

FETÖ Bursa'nın en güçlü medyasına nasıl çöktü?

BURSA , 12 Haziran 2020 Cuma, 20:36

FETÖ'nün Bursa'daki medya yapılanmasına ilişkin yazı dizimizin ilk bölümünde bundan tam 12 yıl önceye döneceğiz. Türkiye'nin en büyük yerel medya kuruluşu Olay'a TMSF içinde yapılanan FETÖ'cü bir grup tarafından el konmasına ve ardından yaşanan gelişmelere...

FETÖ Bursa'nın en güçlü medyasına nasıl çöktü?

15 Temmuz hain darbe girişimiyle gerçek yüzü bütün açıklığıyla ortaya çıkan Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) nihai amacına ulaşmak için kullandığı en önemli unsurlardan biri medya gücüydü. Gazeteleri, dergileri, televizyonları, radyoları, internet siteleri ve haber ajanslarıyla sadece ulusal değil uluslararası yayın yapan örgüt, yerel medyaya da büyük önem veriyordu. Öyle ki 15 Temmuz sonrası Anadolu'nun dört bir yanında bulunan 100'ü aşkın FETÖ bağlantılı gazete ve televizyon kapatıldı. Yerel medyaya böylesine önem veren FETÖ'nün, köklü bir gazetecilik geçmişi bulunan, hatta "İkinci Bab-ı Ali" diye anılan Bursa'yı ihmal etmesi düşünülemezdi. Üstelik o medya FETÖ'nün olacaksa, en güçlüsü olmalıydı! Örgütün beklediği fırsat, iş adamı ve eski bakan Cavit Çağlar'ın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) ile bir türlü anlaşamaması üzerine geliyordu.

FETÖ BURSA'NIN EN BÜYÜK MEDYASINDA YAPILANIYOR

Gazete, radyo, televizyon, internet sitesi ve dergilerden oluşan Olay Medya Grubuna 7 Mart 2008 tarihinde TMSF tarafından el konuldu. Bir süre sonra Olay Basın ve Yayıncılık AŞ Yönetim Kurulu Başkanlığına Hacı Bayram Babacan, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığına Yusuf Adıgüzel, Yönetim Kurulu Üyeliklerine de Melek Küreeminoğlu, Cem Ergül ve Süleyman Bulut atandı.

Yönetim Kurulu da Olay Medya Genel Müdürlüğüne Zakir Barutçu'yu, Genel Müdür Yardımcılığına Nezir Asaroğlu'nu, Olay TV Genel Yayın Yönetmenliğine Necati Mesut Özen'i getirdi. İçlerinde Bursa'da yaşayan, diğerlerine göre şehri tanıyan, ekonomik, sosyal ve siyasal yapısını bilen tek bir isim vardı: Nezir Asaroğlu...

OLAY MEDYA KASASININ ANAHTARI ASAROĞLU'NDA

Üç isim arasındaki fiili görev dağılımına göre, Barutçu gazetenin, Özen televizyonun başına getiriliyordu. Türkiye'nin en büyük yerel medya grubunun kasası da Asaroğlu'na teslim ediliyordu. Asaroğlu'nu Bursa basın camiası da Bursa kamuoyu da pek tanımıyordu, ama o Bursa'yı da Bursa basınını da yakından takip ediyordu. Peki ama nasıl bir kariyeri vardı ki Türkiye'nin en büyük yerel medya kuruluşunun kasasının anahtarı ona emanet ediliyordu?

DOSYA DOSYA TİCARİ SABIKA!

1968 doğumlu Asaroğlu, lise 2'inci sınıfa kadar memleketi Tokat'ta okuduktan sonra Bursa'ya geldi ve Erkek Lisesinden mezun oldu. 1985'te girdiği Eskişehir Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümünü 8 yılda bitirebildi. Bursa'ya döndükten sonra Yeşilyayla'da mobilyacılık ve konfeksiyonculuk yaptı. Ticaret hayatı o kadar başarılı (!) geçiyordu ki sabıka dosyası o ticaret hayatının vesikalarıyla doluydu. Olay Medya'ya üst düzey yönetici olarak atandığı 2008 yılına kadar adli sicil kaydında 30'dan fazla dosya birikmişti. İşte ticari kariyeri bu kadar başarısız olan bir isme Olay Medya'nın kasası emanet ediliyordu.

Peki bu nasıl oluyordu? Bir zamanlar Eskişehir'de haftalık gazete çıkardığını söyleyen Asaroğlu, Olay Medya'ya nasıl ve neden üst düzey yönetici olarak atanıyordu?

Basından uzak olmasına rağmen Bursa basınını yakından izlediğini söyleyen Asaroğlu, o atamayı 20 Şubat 2020'de On TV'de yayınlanan Yüz Yüze programında şöyle anlatmıştı:

"TMSF Cavit Çağlar'ın malvarlıklarına el koyduğunda - tabii ben bu arada bu 10 yıl içerisinde Bursa medyasını dışarıdan çok ciddi takip ediyorum, kim ne yazıyor ne yapıyor, televizyonlardan falan izliyorum. İstanbul'da TMSF'de Başkan Yardımcısının danışmanı bir arkadaşım var. Baktım o arıyor beni. 'Duydun mu?' dedi 'bugün Olay'a el koyduk!' Duydum valla, dedim. 'Sen ne kadar tanıyorsun Olay'ı dedi. Biraz anlattım kendimce. Ama o beni takip ediyordu. (...) Bursa siyasetini bildiğimi de biliyor. 'Ya' dedi, 'biz oraya el koyduk ama İstanbul'dan gönderdiğimiz arkadaşlar Bursa'yı tanımıyorlar. Muhasebe işleri konuları değil. Matbaayı da bilmiyorlar. Yönetim Kurulu ile bir görüşür müsün?' dedi. Ben de buluştum yönetim kuruluyla, anlattım, kendimi de anlattım. Onlar teklif ettiler."

Bunlar Asaroğlu'nun anlattıklarıydı. Bir de anlatmadıkları vardı...

Asaroğlu'nun Olay Medya'ya üst düzey yönetici olarak atanmasını sağlayan isim, "TMSF'de Başkan Yardımcısının danışmanı bir arkadaşım" dediği kişi, Olay Medya Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı da yapacak olan Yusuf Adıgüzel'di. O dönem TMSF Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü görevinde bulunan Adıgüzel, kurumun el koyduğu birçok şirkette de yönetim kurulu üyeliği yapıyordu. Aynı zamanda bir akademisyen olan Adıgüzel, bugün Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı...

Arkadaşı sayesinde başarısız ticari faaliyetlerine nokta koyarak, Olay Medya'nın kasasını teslim alan Asaroğlu'na biçilen bir rol daha vardı. Zira iddialara göre, Olay Medya yönetimine sadece TMSF'nin atadığı yönetim kurulu üyeleriyle görüştürülerek gelmemişti. Asıl görüşmeyi yaptığı kişi, FETÖ'nün Bursa İmamı olduğu 15 Temmuz sonrası ortaya çıkan Cansun Sarıyıldız'dan başkası değildi. Üstelik o görüşmede sadece Sarıyıldız ve Asaroğlu değil, FETÖ'nün Bursa'daki yapılanmasının önde gelen 11 ismi de vardı. FETÖ, Asaroğlu'na maddi/manevi destek sözü veriyor, karşılığında da Olay'ın FETÖ'nün kalesi haline getirilmesi isteniyordu. Asaroğlu'na biçilen rol çok netti: FETÖ'nün Bursa'daki medya yapılanmasının başına getiriliyor, yani FETÖ'nün medya imamı oluyordu.

Asaroğlu, elbette kendisine biçilen rolün hakkını verecekti. Bunun için elinden geleni de yaptı. Devletin elinde olan bir özel kuruluşun kaynaklarını FETÖ bağlantılı kuruluşlara peşkeş çekmekle kalmadı, kesesini doldurup dünyalığını da yaptı. FETÖ'nün Bursa'daki medya imamı olarak Olay Medya'nın başına getirdiği Nezir Asaroğlu, rüyasında bile görmediği fırsatların sahibiydi artık. Ticari hayatı zikzaklarla dolu Asaroğlu, aylık sabit bir gelire kavuşmuştu ve o miktar Bursa medyasında daha önce kimsenin eline geçmiyordu.

FETÖ SAYESİNDE RESMEN GAZETECİ OLDU!

Daha önce Olay gibi büyük bir medya grubunda bırakın yöneticiliği muhabirlik bile yapmamış olan Asaroğlu, Olay Medya'da 9 Nisan 2008 tarihinde çalışmaya başladı. Tabii Asaroğlu Olay'da işe başlarken kendisiyle "Basın İş Kanununa Tabi Olarak Çalışan Gazeteciler İçin İş Sözleşmesi" yapıldı. Böylece Asaroğlu, gazeteciler arasında 212 diye bilinen yasaya tabi oldu. Başka deyişle şimdi resmen "gazeteci" olmuştu!

KENDİSİ İÇİN SÜRESİZ SÖZLEŞME HAZIRLATTI

Normalde bu sözleşme yıllık olarak imzalanır ve gazeteci kurumda çalışmaya devam ettiği sürece süresi uzatılırdı. Asaroğlu, süreç içerisinde bir FETÖ taktiği uyguladı: Olay Medya'nın iş adamı ve eski bakan Cavit Çağlar'a iade edileceği bilgisini TMSF içindeki kaynaklarından öğrenince mevcut sözleşmesini dosyasından alarak, kendisi için yeni bir sözleşme hazırlattı. Sözleşmenin özelliği süresiz olarak düzenlenmesiydi. Yani Asaroğlu'nun hedefi Olay Medya kimin olursa olsun koltuğunu korumak, ölene kadar orada kalmaktı.

İSTİFA ETMESİ GEREKİRKEN İŞ AKDİ FESHEDİLDİ

TMSF'nin atadığı Yönetim Kurulu tarafından görevlendirilen Asaroğlu'nun sözleşmesi, Olay Medya'nın Çağlar'a iade kararının ardından yine aynı Yönetim Kurulu'nun 8 Aralık 2010 tarihli kararıyla feshedildi. Oysa kendisine verilen görev artık sona ermişti ve etik olarak bizzat kendisinin istifa etmesi gerekirdi.

YÜKSEK MAAŞ, HAK ETMEDİĞİ HALDE TAZMİNAT

Olay Medya'daki maaşı brüt 13 bin 991 TL, net 8 bin 650 TL'ydi. İş akdi feshedilince 9 bin 34 TL ihbar tazminatı 37 bin 354 TL de kıdem tazminatı aldı. Üstelik meslek kıdemi dolmamış, kıdem tazminatı almaya hak kazanamamıştı. Göreve TMSF tarafından uzlaşarak ve belli bir süreyle gelmişti. Ancak ayrılmadan önce süresiz iş sözleşmesi yaptığından bu sözleşmeyle 33 ay yönettiği Olay Medya'yı mahkemeye vermişti.

Asaroğlu'na tazminatının bin 341 TL'lik bölümü peşin ödeniyor, kalan kısım için çek veriliyordu. Oysa kendisi işten çıkardığı personele böyle bir kolaylık sağlamamıştı.

ELBİSELER 3'ER 3'ER, KRAVATLAR 10'AR 10'AR

Nezir Asaroğlu, 2010 yılı rakamlarına göre yüklü bir tazminatla Olay Medya'dan ayrılmıştı, ancak görev yaptığı 33 ay boyunca da adeta bir eli yağda bir eli baldaydı. Hem kendisi hem de yakın çalışma arkadaşları Zakir Barutçu ve Mesut Özen'in bütün kılık kıyafet ihtiyaçları Olay Medya kasasından karşılandı. Kiğılı mağazasından takım elbiseler üçer üçer, pantolonlar beşer beşer, gömlek ve kravatlar 10'ar 10'ar alınıyordu. Hepsi de zarar ettirmeden ihale sürecine hazırlamakla görevli oldukları Olay Medya'ya fatura ediliyordu. Bu durum görevde kaldıkları yaklaşık 3 yıl boyunca aynı şekilde devam etti.

IPHONE'LAR HALA OLAY MEDYA'YA TESLİM EDİLMEDİ!

Olay Medya'nın başına getirilen isimlerin iletişim faturalarını da elbette kurum ödüyordu. Peki, hangi cihazları kullanıyorlardı?

Olay'ın Asaroğlu idaresinde bulunduğu, hatta Olay'dan ayrılmasından sonra da Bursa basın camiasında gündeme sıkça gelen konulardan biri iPhone telefonlardı. iPhone telefonlar Türkiye'ye 2007'de girmişti, kolay kolay herkesin sahip olması mümkün değildi. Ama Asaroğlu o telefonlara kolayca sahip olmuştu.

Asaroğlu, 20 Ocak 2010 tarihinde Olay Medya Genel Müdür Yardımcısı olarak Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ ile Olay Medya adına bir taahhüt sözleşmesi imzaladı. Sözleşme karşılığında da 10 adet iPhone telefonu teslim aldı. Ancak o telefonlardan hiçbiri medya hizmetinde kullanılmadı. Asaroğlu, Olay Medya'dan ayrılırken de o telefonları medyaya teslim etme gereği duymadı.

Bu durum ne kadar yasal, ne kadar ahlakiydi? Acaba o telefonlar kimlerin hizmetine sunuldu? O telefonları kimler, hangi amaçlarla kullandı? Soruların yanıtı belli değil...

O telefonlar Asaroğlu ile iş adamı Mustafa Çağlar arasında 22 Eylül 2011 akşamı Twitter'da gerçekleşen yazışmalarda da gündeme gelmişti.

Çağlar'ın "Şu an konuştuğun iPhone bile Olay Medya'nın" sözüne karşılık Asaroğlu, telefonların Türkcell'in kendisine hediyesi olduğu yanıtını veriyordu.

Madem öyleydi sözleşmede neden Olay Medya kaşesi vardı?

İLK İŞLERİ EV SAHİBİ OLMAK

Olay'ın TMSF'ye geçmesinden sonra medya yönetimine atanan 3 ismin ilk işlerinden biri de kendilerini ev sahibi yapmak oldu. Zakir Barutçu, Nezir Asaroğlu ve Mesut Özen, Olay'daki ilk yıllarını doldurmadan Yasemin Park'tan faizsiz 48 ay vadeyle taksitler halinde birer daire satın aldılar.

Asaroğlu'nun Bursa Kentsel Hizmetler Yapı ve İşletme San. Tic. AŞ ile 25 Mayıs 2009 tarihinde imzaladığı sözleşmeye göre, konutun toplam satış bedeli 182 bin TL'ydi. Teslim tarihi 15 Mayıs 2013 olan konut için 22 bin 824 TL ödeyen Asaroğlu'nun aylık taksitleri bin 687 TL'ydi. Asaroğlu, 48 ay içinde 15 Mayıs 2010-15 Mayıs 2011 ve 15 Mayıs 2012 tarihlerinde 19 bin 585'er TL ara ödeme yapmayı ve son taksit olarak da 26 bin 193 TL ödemeyi taahhüt etti.

Normal koşullarda Bursa'da üst düzey yönetici de olsa hiçbir medya mensubunun kolay kolay imza atamayacağı bir sözleşmeydi bu. Ancak Asaroğlu ve arkadaşları için bütün kolaylıklar sağlanıyordu. Zakir Barutçu 212 bin 500 TL'lik, Mesut Özen 189 bin 532 TL'lik konutlara aynı şartlarda sahip oluyordu.

Yüksek maaş, kılık kıyafet, ev, araba, ücretsiz benzin, telefon... Asaroğlu, gerçekten FETÖ'ye yakışan bir medya yöneticisi olmuştu. Artık sıra medya kaynaklarının FETÖ'ye, FETÖ bağlantılı kişi ve kurumlara aktarılmasına gelmişti.

DEVAM EDECEK...