Bursa
Az Bulutlu
17.7°
enBursa Haber

Fazıl Say'a bu kez doğa orkestrası eşlik etti

YAŞAM , 19 Ağustos 2019 Pazartesi, 11:03

Dünyaca ünlü Türk müzisyen Fazıl Say, Kaz Dağları'nda on binlerce ağacın kesildiği altın madenine karşı başlatılan "Su ve Vicdan Nöbeti"ne "Kaz Dağları Marşı"yla destek verdi. Türkiye'nin dört bir yanından on binlerce doğaseverin katıldığı orman konserinde bu kez insanlar sustu. Fazıl Say çaldı, orkestrası ise Kaz Dağlarının bağrında yaşattığı sesler, kuşlar ve nice börtü böcek oldu.

Fazıl Say'a bu kez doğa orkestrası eşlik etti

Kaz Dağları'nda altın madeni için on binlerce ağacın katledildiği Çanakkale'nin Kirazlı Balaban Çeşmesi bölgesindeki "Su ve Vicdan Nöbeti"nin 24'üncü günü tarihi anlara tanıklık etti.

Dünyaca ünlü Türk piyanist ve besteci Fazıl Say, nöbete Kaz Dağları Marşı ve orman konseriyle destek verdi.

FOTOĞRAFLARLA KAZ DAĞLARINDA TARİHİ GÜN

Başta Çanakkale ve çevresinden olmak üzere Türkiye'nin çeşitli il ve ilçelerinden 50 bine yakın insanın izlediği konseri ile doğanın korunması eylemine destek veren Fazıl Say, "Bugün Türk halkıyla onur duydum. Bugün burada doğayı korumak için bu kadar kalabalık olması, bu kadar aydının bir araya gelmesi beni çok heyecanlandırdı, mutlu etti." dedi.

Fazıl Say konserinde Kaz Dağları için yazdığı marşı da çaldı. Say, kendisinin söz yazarı olmadığını belirterek, müziğini yaptığı marşa sözü de bir başkasının yazabileceğini söyledi.

Mozart'tan Chopin'e birçok ünlü bestecinin eserleri ile kendisinin bestelediği Truva Sonatı'ndan bölümler icra eden Fazıl Say, konseri İzmir Marşı ile noktaladı.

Doğayı korumak için 24 gündür nöbet tutan doğayı korumaya duyarlı insanlara teşekkür eden Say, "Bugün burada doğayı korumak için bu kadar kalabalık olması, bu kadar aydının bir araya gelmesi beni çok heyecanlandırdı, mutlu etti. Onur duydum Türk halkıyla bugün. Aslında Kaz Dağları için başlatılan kampanyanın 24'üncü gününde, ilk gününden itibaren doğayı savunanlara da teşekkür etmek isterim. Onlar hepimizi yönlendirdiler ve konserin olmasına da ilham kaynağı oldular. Onları yalnız bırakmamak için burada amacımız bu gezegende insanlar olarak bitkiler, hayvanlar, hep beraber gelecek için bir şey bırakmak istiyorsak korumak zorundayız. Yaşatmaktan yana olmalıyız. Müzik de zaten bunu anlatıyor diye düşünüyorum" dedi.

Çanakkale başta olmak ülkenin çeşitli yerlerinden hem Su ve Vicdan nöbetine destek vermek hem de Fazıl Say'ı dinlemek için gelen on binlerce kişinin katıldığı konser öncesi bir konuşma yapan Belediye Başkanı Ülgür Gökhan da "Tolstoy şöyle der; "tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar: ya bir insan bir yolculuğa çıkar, ya da şehre bir yabancı gelir." Evet bugün şehrimize, Kaz Dağları Hepimizin, Ormanlar Hepimizin diyerek, muhteşem bir hikaye yazmaya gelen güzel yürekli insanlara hoş geldiniz diyerek sözlerime başlamak istiyorum. Ancak sevgili dostlar şehre yabancıların gelmesi her zaman muhteşem hikayelerin başlangıcı olmuyor. Şehre gelen yabancılar bazen; güzelliklerinizi görmek, tadına varmak için değil, onları sizden çalmak için geliyor. Bu topraklara Truva Atı'nın içine gizlenerek girmiş yabancılar vardı, coşkuyla karşılanan armağan at, bir efsanenin de sonu oldu. Asıl niyetlerini gizlemek isteyenlerin eli boldur önce, cömerttirler ilk bakışta, yardımseverdirler hatta. Hele gücü de arkalarına aldılarsa, değmeyin keyiflerine, iştahları iyice kabarmıştır artık, doymak bilmezler. Truva Atı aynı coğrafyada, yine sahnede" dedi.

'ALTIN İÇİN KOCA DAĞ YERLE BİR EDİLİYOR'

Sözlerine devam eden Başkan Gökhan, "Pek çok medeniyete ev sahipliği etmiş bu kadim topraklar, yaşadıklarından çok şey öğrendi. Savaşlarla duyulmuş adını, barışa bezemek için çok çaba sarf etti. Barışı, özgürlüğü temel değerleri kabul edip, artık savaşlarla anılmak istemiyorum dedi. Ancak sevgili dostlar, yeryüzünde savaşlar bitmiyor, insanın insanla, insanın doğayla savaşı hiç dinmiyor. Savaş eski mertliğini de kaybetti; topla, tüfekle, askerle işgal etmiyor her zaman topraklarınızı. Gerekli izinler verilerek, eller üzerinde tutularak, teşviklerle yüceltilerek, teslim ediliyor topraklarımız emperyalizme.104 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, hemen karşı kıyıda, onurla taşıdığımız Cumhuriyet tacının çoban ateşlerini yakan mücadeleyi vermiş bir milletin, 104 yıl sonra yeniden; taşını, toprağını, havasını, suyunu yine emperyalist güçlere karşı savunmak zorunda kaldığını görüyoruz. 1934 yılında Mustafa Kemal Atatürk genç Türkiye Cumhuriyeti'nde İran Şahı Rıza Pehlevi'yi ağırlıyordu. Çanakkale'de orman köylerine ulaşmak için kol gücü kullanılarak yapılan yolu göstermek için Pehlevi'yi bu bölgeye getirmiş ve hemen ileride bulunan Balaban Kahvesinde kahve ikram etmişti. Atatürk'ü ağırlayan, çınar ve kestane ağaçlarının serinliğinde kahve keyfine şahit olan bu ormanlar bugün acımasızca katlediliyor, derisi yüzülen koca koca dağlar yerle bir ediliyor, sincap, kaplumbağa, kurt, kuş yuvasından ediliyor. Ne için altın için..." diye konuştu.

'MÜCADELEMİZ UZUN YILLARDIR SÜRÜYOR'

Kazdağlarındaki doğa mücadelesinin uzun yıllardır sürdüğünü belirten Başkan Gökhan, "12 yıldan buyana mitolojinin efsanevi dağı Bin Pınarlı İda (Kaz Dağları) ve son olarak da tek içme ve kullanma suyu kaynağımız Atikhisar Barajı Havzasında bulunan Kirazlı bölgesinde süren altın madeni arama ve işletme faaliyetlerine karşı sivil toplumla, duyarlı yurttaşlarla büyük mücadeleler verdik, vermeye devam ediyoruz. Burada ağacıyla, suyuyla, toprağıyla, börtü, böceği, kurdu, kuşuyla bir ekosisteme tecavüz ediliyor. Ne için? Üç kuruşluk altın için. Altın nedir? Ne işe yarar? Yenir mi? İçilir mi? Altımızı oyup, altınımızı alacak olanlardan başka bu işten karlı çıkacak kimse yok. Ülkemizin, şehrimizin, yöre halkının yararına bir zenginleşme yok bu işte. Üstelik fay hatlarının üzerinde kurulmuş, deprem bölgesinde olan bir şehrin göbeğinde yapılıyor bu işler. Resmen altımıza dinamit yerleştiriliyor, bir şehrin, birkaç neslin geleceği yok ediliyor" dedi.

Başkan Gökhan, "İlk günden beri Su ve Vicdan Nöbeti alanımıza ülkemizin dört bir yanından konuklar geldi, sanatçılar, siyasetçiler, ulusal ve uluslararası çok önemli yayın kuruluşları bizi ziyaret etti, direnişimize destek verdi, sesimizi dünyaya duyurdu. Yaşam alanımızda ve pek çok başka yerde yaşanan doğa tahribatlarını gören vicdan sahipleri, ulusal ve uluslararası kamuoyunda tanınırlıkları yüksek pek çok sanatçı yanımızda yer aldı, bundan çok mutlu olduk... Atatürk'ün "Alnında ışığı ilk hisseden insan" olarak tanımladığı, bu topraklardan beslenen sanatçılara da bu yakışırdı. Sevgili Fazıl Say da duydu Kaz Dağlarından yükselen çığlığı. Doğaya sahip çıkmak, yaşama sahip çıkmak, binlerce yıllık derin tarihimize sahip çıkmak söz konusu ise ben de orada olmalıyım dedi ve bana ulaştı. Sessizliğin ve sükûnetin hâkim olduğu bir ortamda doğaya bir orman konseri vermek isterim dedi. Bu muhteşem teklifi ve doğaya ithaf edilecek Kaz Dağları Marşı müjdesini büyük mutluluk ve gururla karşıladık. "Kaz Dağları Hepimizin" diyerek; tüm insanlığa ve canlı yaşamına ait bu değerlerin korunmasına ilgi çekmek için bugün aramızda olan, onur kaynağımız Sevgili Fazıl Say'a tüm doğa dostları adına Hoş geldiniz diyorum" şeklinde konuştu.