Bursa
Açık
20.8°

EYT'liler, Meclis'ten seslendi: 'Biz devlete yük müyüz?'

GÜNCEL , 08 Temmuz 2020 Çarşamba, 12:26

Emeklilikte Yaşa Takılanlar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Federasyonu (EYTSYD) Genel Başkanı Gönül Boran Özüpak, İYİ Parti'nin Meclis Grup Toplantısı'nda konuştu.

EYT'liler, Meclis'ten seslendi: 'Biz devlete yük müyüz?'

Özüpak, TBMM'de yaptığı konuşmada, "Milletin kürsüsünde Ulu Önder Atatürk'ün en veciz sözlerinden biridir. Der ki: 'Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir." Bizler EYT'liler olarak 8 eylül 1999'da çıkarılan ve hukuk normlarına uygunsuz şekilde aleyhte geriye işletilerek 4447 Sayılı Kanun ile Anayasal hakkımız olan emeklilik hakkımızın ötelenmesi ve 2008 yılında 5510 Sayılı yasa ile aylık bağlanma oranlarının yüzde 70'lerden yüzde 28'lere düşürülmesi ile bağlanacak emekli maaşları hiç edilmiş, 21 yıllık mahkumiyete mağdur edilen Türkiye Cumhuriyeti'nin öz ve asli milletinin emekçileriyiz. Son günlerde sosyal medyada konuşulan bir kuşak var: gençlerimiz, Y ve Z kuşağı. Onlar kendilerini her platformda ifade edebiliyorlar. Ben ise bugün burada bu kürsüde sizlere başka bir kuşaktan bahsetmek istiyorum. 21 yıldır yaşadıkları sıkıntılar görmezden gelinen, yok sayılan X kuşağı. Oysa ki hep var olan ve burada olan EYT'ler. Bu kuşak Cumhuriyet tarihimizin en büyük mağduriyetini yaşayan fedakar, cefakar, hep daha fazla bir bedel ödenmesi istenilmiş, haklarını istediğinde de 'devlete yük olacaksın' denilmiş, bırakın yük olmayı olumsuz şartlarda bile çalışıp üreten devletine istenenden fazlasıyla vergisini ve primini kuruşu kuruşuna ödeyen kuşaktır X kuşağı.Bu kuşak bir gecede çıkarılan ve hukukun evrensel kuralları hiçe sayılarak, geçmişe de uygulanan bir yasa olması yüzünden hakları gasp edilen, hayatları, gelecek planları, aileleri yok sayılan Ayşe'lerin, Ahmet'lerin, Ali'lerin kuşağıdır.

MAÇ OYNANIRKEN KURAL DEĞİŞTİ

Peki, emeklilikte yaşa takılanlar neler yaşadı, neler yaşıyoruz, neler istiyoruz? Başından şöyle bir düşünecek olursak çalışma hayatına ilk girdiğimiz sistemde biz devletimizle kadınlarda 20 yıl 5 bin iş günü, erkeklerde 25 yıl 5 bin iş günü sonunda emeklilik hakkı kazanacağımız bir sözleşme yaptık. Gel gör ki tabiri caizse maç oynanırken devleti yönetenler tarafından kurallar değiştirilerek hakkımız ötelendi. Anayasa'nın eşitlik ilkesi başta olmak üzere hukuk normlarına aykırı bir şekilde geçmişe şamil uygulamasıyla kimimize bir, kimimize on yedi yıl yaş haddi eklendi. İşte tam da bizim mücadelemiz, hak arayışımız burada başladı. Önce emeklilik hakkımız, ardından 2008'de sosyal reform olarak çıkarılan, Aylık Bağlanma Oranı (ABO) olarak bilinen uygulama ile bu kez de maaşlarımız kuşa çevrildi. 28-30 yılla çalışanın adeta cezalandırıldığı yasa ile 2001 yılı öncesi bağlanan emekli maaşlarının en az asgari ücret tutarında olduğu, ancak bugün bağlanacak maaşların 1000-1300 TL eksiyle bağlandığının örneklerini görüyoruz. Bu sadece parasal bir konu değil. Bugünün şartlarında kuşa çevrilen maaşlara mahkum edildiğimiz için insan onuurna yaraşır bir yaşama yetmeyecek maaşlar vicdani bir meseledir. Yetmedi, çocuk yaşta çalışma hayatımız stajla başladı. Elimize tutuşturulan sigorta kartımızla artık sizler sigortalısınız denildi. Ama ilerleyen süreçte maalesef bu sözün yasalar önünde geçerli olmadığını gördük. Burada da bir staj mağduriyetimiz başladı.

KIDEM TAZMİNATI VAZGEÇİLMEZİMİZDİR

Bugün geldiğimiz noktada sosyal güvenlik sistemine anonim şirket muamelesi yapılmaktadır. Sosyal devlete yakışan, emekçilerin ellerinde ne var ne yok almak değil, olması gereken mağduriyetin çözüme kavuşturulmasına destek olmaktır. Yıllardır ödediğimiz primlerin varlığı ortadayken, işsiz kaldık ve genel sağlık sigortasından faydalanamaz hale geldik. Üstüne işsizlğin verdiği yükün haricinde EYT'li kardeşlerimizin sırtına GSS primi yükü yüklenmiştir. Önce millet diyerek milletin güvenini ve oyunu alanlar ilk fırsatta millete sırtını döndü. Duurmun vahameti bu kadar ciddiyken bir dönem BES yani bireysel emeklilik sistemi getirilerek bir fon oluştu, gelir elde edilmek istendi. Dikkatinizi çekiyorum burada yine bizler mağdur edilmiş olduk. Ayrıca gençlerimize, evlatlarımıza da mağduriyet doğurulmuş oldu. Zaten ay sonunu zor getiren on binlerce emekli sistemden kendi isteğiyle ayrılmak zorunda kaldı. Bu da yetmedi sistemde taslak halinde bulunan BES'i (Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi) TES yaparak yıllarımızın yıpranmışlığımızın emeğimizin birikiminin karşılığı olan kıdem tazminatına el uzatılmak isteniyor. Kıdem tazminatımız vazgeçilmezimizdir.

ELİNİZİ VİCDANINIZA KOYUN...

Biz hakkımızı isterken devletimize, milletimize yük müyüz? Yoksa yıllarca bu yükü omuzlamış bir kuşak mıyız? Söz konusu yasalardan sadece EYT'liler etkilenmedi bu yasaların esas mağduru olacak olan Y ve Z kuşaklarıdır. Bütün bunlar tesadüf mü yoksa bir planın parçası mı biz bilmiyoruz. Biz, işin o kısmında hiç değiliz. Örgütlendik. Çığ gibi büyüdük. Aramızda her partiye oy veren kardeşimiz var. Sözlerimizin amacı siyaset değil, hak aramaktır. Her seçimden önce verilen EYT çözülecek sorunu, seçimlerin ardından unutuldu, bu vaatte bulunmayan siyasetçi de kalmadı. Muhalefet partilerinin vaatlerini görüyoruz, biliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Bahçeli de bu konuda söz verdi ama sözlerini unuttular. Kendilerine şunu hatırlatmak isterim ki geçim mücadelesi veren evlatlarınını harçlık istemesinden çekinen anne babaların sabahlarını düşünün. Sonra da elinizi vicdanınıza koyup EYT'lileri düşünün.

Bizler ekstra bir şey değil, hakkımız olanı istiyoruz. Hakkımız olanı 17 yıla kadar ötelerken emepğin hakkını teri kurumadan veriniz diyen Peygamber Efendimizin gönül yüceliğini anlamaya çalışn diyoruz.

Bu kuşağın yaşadığı zorlu süreçlerin işimize, aşımıza ve psikolojimize yaptığı olumsuz etkiden bahsetmiyorum bile. Eğer fedakarlıksa bizim kuşak en büyük fedakarlığı yaptı. Vatan ve bayrak sevgimizden kimse şüphemiz olmasın. Biz bu ülke için emeğimizi verdik, gerekirse canımızı da vermekten çekinmeyiz." ifadelerini kullandı.