Bursa
Açık
32.2°
enBursa Haber

'Endüstri 4.0 bir an önce eğitime yansımalı'

EĞİTİM , 30 Nisan 2019 Salı, 17:46

Nişantaşı Üniversitesi Rehberlik ve Kariyer Daire Başkanı Nazik Kösegil, dijitalleşmenin eğitimde yarattığı değişime dikkat çekerek, "Endüstri 4.0'ın eğitime yansımalarının bir an önce üniversitelerde gerçekleşmesi lazım. Eğitim 4.0'ın üniversite içerisinde tüm alanlarda kullanıyor olması daha da ileri boyutta tüm üniversitelerde bunun yayılması hepimiz için çok anlamlı olacak" dedi.

'Endüstri 4.0 bir an önce eğitime yansımalı'

Nişantaşı Üniversitesi Rehberlik ve Kariyer Daire Başkanı Nazik Kösegil, Bursa 22. Yüzyıl Okulları'yla birlikte yürüttükleri çalışmalar hakkında enbursa.com'a bilgi verdi. Temel amaçlarının öğrenciyi mesleki yönleriyle tanıştırmak olduğunu söyleyen Kösegil, "Hedef ne kadar somutsa motivasyonunuz o kadar yüksektir" diye konuştu.

22. Yüzyıl Anadolu Lisesi Eğitim Koordinatörü Mehmet Arıcan ile birlikte enbursa.com'u ziyaret eden Kösegil, Esat Kaplan'ın sorularını yanıtladı.

Nişantaşı Üniversitesi'ni sizden dinleyebilir miyiz?

Nişantaşı Üniversitesi, 9 yaşında genç bir üniversite. 2010 yılında Nişantaşı Osmanbey'de akademik hayatını başladı. Başlangıçta meslek yüksek okulu (MYO) içinde 350 öğrencisi vardı. İkinci sene 600 öğrenciye çıktı ve bulunduğu binaya artık sığmaz hale geldi. Yeni bir yerleşkeye geçerek, bu sefer lisans bölümlerini de açarak ilerledi. Şu anda 9. yaşında yaklaşık 30 bin öğrencisi bulunuyor. İstanbul'un iş merkezi olarak tanımladığımız Maslak'ta 3 katlı 120 bin metrekarelik 112 labratuvarı olan bir yerleşkeye sahip: Maslak 1453 NeoTech...

30 bine yakın öğrencimiz var, dediniz, ne kadarı burslu?

Tamamı burslu. Çünkü Nişantaşı Üniversitesi'nde ücretli bölüm yok. Açılış konsepti olarak da tam burslu ve yüzde 75 burslu bölümler üzerinden çalışıyor. Dolayısıyla Türkiye genelinde en çok burs veren üniversite...

Hangi bölümler var Nişantaşı Üniversitesi'nde?

Üniversitenin genel anlayışı ve kuruluş amacı öğrencinin üniversite hayatından sonraki hayatını planlamak. Üniversite hayatında iş hayatına hazırlıkla ilgili çalışmalar yapıyor. O yüzden bütün bölümleri daha teknik bölümler, öğrencinin iş hayatına rahat geçiş yapabileceği bölümler. Meslek Yüksek Okulunda teknik bölümler, sağlık bölümleri var. Lisans bölümlerine baktığımızda ise mimarlık mühendislik, sanat ve tasarım, iktisadi ve idari bilimler var.

'AKADEMİYLE İŞ HAYATINI BİRLEŞTİRİYOR'

Üniversitenin yapmaya çalıştığı; öğrenci üniversitede okurken, yani akademik bilgi alırken bir yandan da pratik bilgileri alsın, iş hayatıyla tanışsın. İş hayatının uzmanlarıyla tanışsın ve mezun olduğunda da güçlü bir CV ile iş hayatına geçsin. Dolayısıyla derslerde öğretim görevlileri var, iyi bir akademik kadro var ve bunun yanında sektörden gelen hocalar da var. Üniversitenin temelinde iş hayatıyla akademiyi birleştiren bir eğitim yapısı var.

Nişantaşı Üniversitesi'ni diğer üniversitelerden farklı kılan yönü nedir?

'UYGULAMA İLE ÖĞRETİM'

Bölümler birçok üniversitede ortak aslında. Ama Nişantaşı Üniversitesi'nin yeni yerleşkesi Maslak 1453 NeoTech'te bütün bölümlerin kendine ait laboratuvarı var. Örneğin, Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümümüz var, 6 tane mutfağı mevut. Şu anda Türkiye'de hiçbir üniversitede bu atölyeler yok. Dolayısıyla öğrenci Gastronomi ve Mutfak Sanatları'nda okurken, yine sektördeki anlayışı birebir görüyor. O mutfakların kurulumu da tamamen sektörle işbirliği içinde yapılıyor. Dolayısıyla bölümün adı aynı gibi görünüyor, ama içeriğe baktığınızda öğrencinin öğrenme ve çalışma koşulları çok daha farklı. Aynı şey sağlık bölümleri için de geçerli. Örneğin, ambulans var okulun içinde, bir simülasyon var ve öğrenci, İlk ve Acil Yardım eğitimini alırken, ambulansın içerisinde simülasyon hareket ediyor ve gerçekten, örneğin, damar yolu açacaksa o hareket içerisinde nasıl açacak, bunu öğreniyor.

Havacılık bölümlerimiz de benzer bir durum var. Havacılık'ta Hava Trafik Kontrolü bölümümüz var. Türkiye'deki 2 bölümden biri ve lisanslı bir bölüm. Laboratuvarlarında şu anda 3. Havalimanının birebir görüntüleriyle öğrenciler çalışıyor. Simülatörde, yeni havalimanında ne oluyorsa öğrenciler eş zamanlı izleyebiliyorlar. Dolayısıyla kitaptan öğrenmek değil de Nişantaşı Üniversitesi daha çok uygulamadan öğretme mantığıyla hareket ediyor. Aynı şekilde Denizcilik bölümlerinde yine simülatörler var ve öğrenciler gerçek bir gemi kullanıyorlar, gerçek bir trafik yönetiyorlar. Uçak Gövde Motor Bakım bölümünde gerçek uçak motorları, gerçek teknik çalışmalar var. Yoğun ve gerçekte de ne olacağını akademik çerçeve içerisinde gösteren bir çalışma. Nişantaşı Üniversitesi neden farklı? Çünkü bölümlerle yaşamı birleştiriyor. Laboratuvarları, atölyeleri, mutfaklarıyla her şeyi buna göre düzenlenmiş. Zaten Avrupa'da da tek çatı altında bu kadar çok öğrenci, bu kadar çok laboratuvarı barındıran tek üniversite.

Peki sosyal anlamda nasıl bir üniversite Nişantaşı?

Hem kulüpleri hem de spor faaliyetleriyle çok ünlü bir üniversite. Geçen yıl voleybol ve tenis takımlarımız hem Avrupa'da hem Türkiye'de şampiyonluklar kazandı. Dün, kadın voleybol takımımız üniversitelerarasında şampiyon oldu. Özellikle spor faaliyetleri konusunda üniversite son 2 yılını çok iyi derecelerle kapattı.

'ÖĞRENCİLER ÜNİVERSİTELİ OLMANIN TADINI ÇIKARIYOR'

Aynı zamanda okul kulüpleri var, çok faal çalışıyorlar, hem etkinlikler düzenliyorlar hem de öğrenciler okulu istedikleri gibi kullanıyorlar. Okul kulüpleri ve spor faaliyetlerinde öğrencileri kendilerini geliştirebiliyorlar. Okulun bulunduğu yer de sosyal hayatı canlandırıyor. Çünkü İstanbul'da ulaşımı en kolay olan bölgede, metro ile ulaşım sağlanabiliyor. Dolayısıyla öğrencinin üniversiteden çıkıp şehir yaşamına karışması çok kolay. Üniversitenin bulunduğu yer zaten sosyal anlamda gelişmiş bir yapı içerisinde. Dolayısıyla hem üniversite çevresi hem şehre yakınlığı hem de üniversite içindeki kulüpler ve öğrenci yaşamını sürekli destekleyen ekiple birlikte öğrencilerin sosyal anlamda yoğunlukları da hiç bitmiyor. Her gün bir etkinlik, hem sektörden gelen insanlar hem öğrencilerin kendi kulüplerine bağlı çalışmalarını sergilediği artı bir yoğunluk var. Öğrenciler üniversiteli olmanın tadını sonuna kadar çıkarıyor.

'SORUN ÇOK ÜNİVERSİTE AÇILMASI DEĞİL'

Siz Rehberlik ve Kariyer Danışmanı olarak yıllardır eğitim sektörünün içindesiniz. Türkiye'de son yıllarda üniversite sayısı bir hayli arttı. Bu da bir takım tartışmaları beraberinde getirdi. Bu tartışmaya nasıl bakıyorsunuz?

Üniversiteyi anlatırken hep bölümlerin iş hayatına uygun nitelikte insan yetiştirdiğinden bahsettim. Sorun aslında üniversitenin çok olması değil. Çünkü şunu söyleyemeyiz: Öğrenci eğitim almasın, eğitim olanakları azalsın, diyemeyiz. Eğitim olanakları artmalı, ama bu artışı yaparken üniversitelerin açtıkları bölümler ve yetiştirdikleri meslek sahipleri önemli. Sonuçta ülkenin bir istihdam sorunu var. Bir yanda işsizlik oranı artarken diğer yanda da aradığı personeli bulamayan sektörler var. Bunun eşitlenebilmesi için üniversiteden çıkan öğrencinin, ihtiyaca uygun şekilde ve uygun sayıda çıkması gerekiyor. Dolayısıyla biraz bunu dengelemek, aslında bölüm sayısını şekillendirmek, çeşitlendirmeyi beraberinde getirmeli. Mesela, dünya gelişiyor, teknoloji gelişiyor, artık Endüstri 4.0 dediğimiz bir devrimin içerisindeyiz ve farklı meslekler çıkıyor, farklı alanlar çıkıyor.

'ÜNİVERSİTE YAŞAMLA UYUMLU OLMALI'

Artık akademilerin bu farklı mesleklere ve alanlara insan yetiştirmesi gerekiyor. Yani o dijital dünyayı kullanabilecek insanlar yetiştirmesi gerekiyor. Bu da klasik bölümleri biraz değiştirerek olur. Mesela Veri Bilimi diye bir alan çıktı ve şu anda veri güvenliği çok önemli. Artık üniversitelerin veri güvenliğini bilen, bu alanda kendini geliştirebilen insan yetiştirmesi gerekiyor ya da iletişim bölümlerine baktığımızda, sizin de içinde bulunduğunuz dünya çok değişti, gazetecilik değişti. Üniversitelerin klasik bir gazetecilik eğitimi vermesi beklenemez, vermemeli de. O yüzden Yeni Medya bölümleri artmalı, Radyo TV Sinema bölümlerinin içeriği değiştirilmeli. Yani aslında üniversite sayısının fazlalığından ziyade yaşamla uyumlu olması önemli. Yaşamdan koptuğu anda üniversite, diplomalı işsizler olacak, öğrenciler de akademiden gerekli faydayı alamayacaklar, ne olacak, üniversiteler lisenin bir üstü olacak. Ama üniversite bu değildir. Üniversite hem akademik anlamda hem sosyal anlamda bireyi gerçek dünyaya hazırlayan son noktadır. O yüzden oranın değerini bilmek ve orayı da ona göre planlamak lazım. İlk ve Acil Yardım bölümünden örnek vereceğim: Öğrenciye diyoruz ki 2 senen var, 2 sene içinde sen Acil Tıp Teknikeri olacaksın, ambulansa gireceksin ve bir hastanın kanını alacaksın. Sadece kitaplardan vermek, sadece diploma olsun diye vermek zaten insan hayatına zarar. Çünkü bu çocuklar bir şekilde hepimiz için çalışıyorlar. 700 bin öğrenci okula giriyorsa her yıl, 700 bin de çıkıyor. Bu çıkanlar nereye dağılıyor, bizim hayatımızda neye hizmet edecekler, bunu planlamak lazım. Bizdeki genel sıkıntı bu zaten. Plansız hareket edilince, çıktı istediğimiz gibi asla olmuyor..

Endüstri 4.0 dendiğinde akla hep sanayi geliyor. Ama siz de Endüstri 4.0 dediniz. Eğitimdeki yeri nedir?

'EĞİTİM 4.0'IN YAYILMASI ÇOK ANLAMLI OLACAK'

Endüstri 4.0'ın eğitime yansımalarının bir an önce üniversitelerde gerçekleşmesi lazım. Üniversitelerde teknolojik altyapının kuvvetlenmesi, hocalarımızın bu teknolojik altyapıyı kullanabilecek güçte olması ve bunu da öğrenciye aktarması gerekiyor. Bununla ilgili bizim geçen yıldan bu yana Rektör hocamız Prof. Dr. Esra Hatipoğlu'nun önderliğinde giden bir çalışmamız var. Her şeyi dijitalleştiriyor hocamız. Kendi e-maili dahi üniversitenin çeşitli yerlerinde karekod olarak yer alıyor. Öğrenci anında ve birebir Rektör'e ulaşabiliyor. Bu, Eğitim 4.0'ın üniversite içerisinde tüm alanlarda kullanıyor olması daha da ileri boyutta tüm üniversitelerde bunun yayılması hepimiz için çok anlamlı olacak.

Özellikle vakıf üniversiteleri liselerle ortak çalışmalar yürütüyor. Nişantaşı Üniversitesi bu alanda neler yapıyor?

'LİSELİYE ÜNİVERSİTEYİ SOMUT OLARAK GÖSTERMEK'

YÖK'ün kararıyla tüm vakıf üniversitelerinin tüm liselerle ortak çalışması ve akademinin liseye destek olması yönünde yaklaşık 3 yıl önce bir yönerge yayınlandı. Buna bağlı olarak da okullarla protokoller imzalıyoruz, ortak çalışmalarımızı kuvvetlendiriyoruz. Bursa'da 22. Yüzyıl Okulları'yla böyle bir protokol imzalıyoruz. Buradaki hedefimiz öğrencide şöyle bir bilinç geliştirmek: Ortaokula geçtiği an itibariyle biz çocuğu üniversiteye hazırlıyoruz. Çocuk her sınava, her eğitim aşamasına üniversite diye geliyor. Peki, üniversite ne? Bir kavram olarak biliyor, ama üniversite yaşamını, üniversitenin kendisine neler vereceğini birebir deneyimleyemiyor. Dolayısıyla sınava girip de üniversiteye geçtiğinde öğrenci hayal kırıklığı yaşayabiliyor. O yüzden her sene üniversiteyi kazanmış ve tekrar sınava giren öğrenci sayısı sürekli artıyor. Bizim de 22. Yüzyıl'da olduğu gibi yapmaya çalıştığımız şey, öğrenciye lisedeyken üniversite hayatını deneyimletebilmek. Yani neye hazırlandığını bilirse - ki, hedef öyle bir şeydir, somut olarak, karşınızda gördüğünüz zaman motivasyonunuz yüksektir, ders çalışmanın sıkıcılığı biraz daha hedefe yaklaşma amacı varsa azalır. Biraz bunu sağlamaya çalışıyoruz. O yüzden Bursa'da protokol imzaladığımız okullar var. Temel amacımızda YÖK'ün vakıf üniversiteleriyle birlikte yaptığı bu çalışmayı daha somut, daha ile yararlı ve her kesimin faydalanabileceği bir hale getirmek.

22. Yüzyıl Okulları ile yaptığınız çalışmada süreç nasıl ilerliyor ve somut olarak neler yapılıyor?

'ÜNİVERSİTE HOCALARI LİSE ÖĞRENCİLERİYLE BULUŞUYOR'

Protokolun temel amacı lise öğrencilerinin meslekleri tanımalarını sağlamak ve bu meslek tanıma çalışmaları kapsamında üniversitede görev alan akademisyenlerle lise öğrencilerini buluşturmak. Lise öğrencilerinde üniversite hocası, akademisyen dediğiniz zaman çok efsane bir şey canlanıyor ve o iletişimi birlikte kurup, aslında akademisyenlerin de temel görevinin ülke genelinde kendi alanlarında iyi şeyler yapmak, aslında lider olmak olduğunu göstermeye çalışıyoruz. Benzer şekilde benim de önderlik ettiğim rehberlik ve kariyer çalışmalarında bireyin kendini tanıma süreci, kendi yetenek ve ilgilerine uygun mesleği seçme süreci ve bunu hedefe dönüştürme süreciyle ilgili mesleki yaklaşım envanteri projesini yürütüyoruz.

'ÖĞRENCİYİ MESLEKİ YÖNÜYLE TANIŞTIRIYORUZ'

Protokole bağlı kalarak da 22. Yüzyıl Okulları'ndaki öğrencilerde olduğu gibi tüm öğrencilere envanter uygulayıp envanter sonucunda mesleki yönelimlerini gösteriyoruz. İnsan dediğimiz şey aslında, ailesi, arkadaşları, okulu; toplamda bir birliktelikten bahsediyoruz. Mesleki yönelim de insani bir yön. Öğrenciyi mesleki yönüyle tanıştırıyoruz ve buna bağlı olarak da olabildiğince doğru mesleğe yönelsin, mezun olduğunda o işi severek yapsın ve biz de mutlu bir toplum olalım! Öğrencilerin üniversiteyi ziyaret etmeleri, laboratuvarları görmeleri sağlanıyor. Öğrenciler geldiklerinde en mutlu oldukları alanlar var: Ambulans ve 3. Havalimanını izlemek en dikkat çekenleri. Öğrencileri yarım saat boyunca simülasyonda 3. Havalimanını izlerken görüyoruz. Birebir aynı olduğu için oradaki akışı görmek, o dünyayı izlemek onların hoşuna gidiyor. Lise öğrencisine üniversitenin ne olduğunu göstermek ve o dünyanın büyüsünü ona verebilmek. Çocukların kavram olarak üniversiteyi tanımasından da gerçek olanı görmesi ve buna göre, onun hayallerini ve ideallerini oluşturması çok daha sağlıklı.

NAZİK KÖSEGİL KİMDİR?

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe bölümü mezunu. Pazarlama ve Klinik Psikoloji alanında yüksek lisans yaptı. 17 yıldır eğitim sektöründe çalışıyor. Halen Nişantaşı Üniversitesi Rehberlik ve Kariyer Daire Başkanı olarak görev yapıyor.