Bursa
Açık
25.7°
enBursa Haber

Düşmanını iyi tanıyor musun?

SAĞLIK , 13 Kasım 2018 Salı, 13:43

Hearst Big Book kazananımız Anthony Warner, fabrikada üretilmiş yemekleri şeytan gibi göstermenin neden tehlikeli derecede mantıksız olduğunu açıklıyor.

Düşmanını iyi tanıyor musun?

Neredeyse tüm yemek yazarlarının, eylemcilerin ve şeflerin katıldığı bir konu varsa, o da işlenmiş, fabrikada üretilmiş yiyeceklertüketmenin zararlı olduğudur. Maksimum sağlığı korumak için işlenmemiş yiyeceklere odaklanmalı ve bizi şişman ve hasta yapan fabrika üretimi çöpleri atmalıyız. Temiz beslenen biri, New Age sağlık bloggerı, ünlü bir şef ya da ünlü, çalışmaları yaygın bir şekilde yayımlanan bir araştırmacı olmanızın önemi yok; mesaj her zaman aynı. En sağlıklı seçenek, "gerçek" yiyecekleri yemektir.

Kendimi popüler olmayan biri yaptığım yer tam da burası. Fabrika üretimi ürünleri kötüleyerek geçici her yiyecek modasının altında yatan aynı hatayı tekrarlıyoruz: Yiyecekleri "iyi" ve "kötü" olarak sınıflandırmaya çalışıyoruz ve bunu yaparak yediğimiz şeyle aramızdaki ilişkiye büyük bir zarar veriyoruz.

İşlenmiş yiyecekler, genel olarak aromasını, kompozisyonunu ve raf ömrünü değiştirmek amacıyla işlemden geçmiş tüm yiyecekler olarak tanımlanır. Ancak bu tarz bir tanımlama, birçoğu kendini beğenmiş sağlık bloggerlarının bile kaçınmamızı önermeyeceği gıdalar olan, yaygın olarak bilinenden çok daha geniş çeşitlilikteki yiyecekleri kapsar. Baklagiller, fasulye türevleri, mercimek, kinoa, pirinç, un, glütensiz un, süt, yoğurt, makarna, zeytinyağı, saf Hindistan cevizi yağı, baharatlar, kuru bitkiler, çikolata ve kuskus - tüm bu yiyecekler bir şekilde işlenmiştir.

Yediğimiz yemeğin bizi sağlıklı yapan özellikleri, büyülü bir köken hikâyesiyle değil, kimyasal kompozisyonuyla belirlenir. Evde pişirilen (veya belki de evde işlenen) yiyecekleri fabrikada yapılanlardan daha iyi yapan büyülü bir doğallık tozu yok. İnsanların yediği yiyeceklerin kalitesini ve sağlıklılığını iyileştirmedeki anahtar nokta, yiyecek üreticileriyle olan bağlantıda yatar, onların reddedilmesinde değil.

Yiyecek üreticileri ve perakendecilerin, insanların beslenme planlarının iyileştirilmesinde tüm ünlü şeflerden çok daha büyük güçleri var. Modern yaşamlara uyan, mantıklı ve realistik çözümler sunabilirler. İşlediği suçlar nedeniyle endüstrinin kesinlikle sorumlu tutulması gerekse de, pozitif bir şey yaptığında yalnızca bir kez, bir şef ya da eylemci bunun yanında olsaydı çok mutlu olurdum. Eylemcilerin ve üreticilerin birleşmiş bir cephe oluşturduğu, iyi yapılmış işler için birbirlerini övmekten mutlu, ancak samimi olmayan iddialar ortaya atıldığında birbirlerini sorumlu tutacak kadar özgür olduğu bir zamanı iple çekiyorum. İnsanların hayatını iyileştirmek için mantıklı çözümler sunma ve bu çözümleri onaylamanın, değişim için ne kadar büyük bir güç olacağını hayal edin.

Tüketime hazır yiyecekler zaten bizimle, hayatlarımıza iyice dâhil oldu; onları güçlendiriyor, canlandırıyor ve dolu dolu tüketiyoruz. Onları ve temsil ettikleri modernliği reddetmek tamamen gerçekdışı olur. Onlara suçluluk ve utanç etiketi yapıştırmak, onları seçenlerle ilgili etik yargılamalarda bulunmak tehlikeli bir yol. En iyi ihtimalde dahi insanları olumsuz davranışlara iten bir tür suçluluk döngüsü yaratacaktır. En kötü ihtimalde ise yiyeceklerle olan ilişkimizi kalıcı olarak zedeleyecektir.