Bursa
Açık
31.5°

Cumhuriyet Kadınları Derneği'nde Vatan Partisi krizi!

GÜNCEL , 08 Temmuz 2020 Çarşamba, 16:41

Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD) Bolu İl Başkanı Güllü Yaman ile Yönetim, Denetim Kurulu ve Yedek üyeleri toplu olarak istifa ettiler. Bolu ile birlikte 30 ilin yönetim kurulu ve denetim kurulunun da istifa ettiği öğrenildi. İstifa edenler ortak bir basın açıklaması yaptı.

Cumhuriyet Kadınları Derneği'nde Vatan Partisi krizi!

Açıklama ise şöyle:

"Cumhuriyet Kadınları Derneği'nin (CKD) 29 Şubat 2020 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurulunda oyların %64'ünü alarak göreve gelen CKD Genel Yönetim Kurulu, CKD'nin amacından hızla uzaklaşarak Vatan Partisi'nin ve onun kadın kolu olan Öncü Kadın'ın gündemini ve siyasi çizgisini birebir takip etmeye başlamıştır ve halen de takip etmektedir. Bunun ispatı için son dönemde Nisan ayından itibaren Vatan Partisi'nin ve CKD Genel Merkezi'nin sosyal medya hesaplarına bakarsanız, gündemlerinin ve paylaşımlarının aynı olduğunu açıkça görebilirsiniz.

Bu durum anılan parti ile, veya herhangi bir siyasi parti ile ilişiği olmayan diğer CKD üyeleri arasında çok büyük rahatsızlığa neden olmuştur. CKD'deki bu duruma şaşırmamak gerekir, çünkü 7 kişiden oluşan CKD Genel Merkez Yönetim Kurulu'nun 5 üyesi, CKD Genel Başkanı da dahil olmak üzere, Vatan Partisi'nin ve Öncü Kadın'ın kadrolarında halen aktif görevi olan kişilerdir. Bu kişilerin kimler olduğu ve partideki görevleri, anılan partinin internet sayfasında herkese açık olarak görülebilir. Örneğin anılan internet sayfasına girip bakarsanız, CKD'nin mevcut Genel Başkanı Sn. Tülin OYGÜR'ün halihazırda Vatan Partisi'nin Merkez Karar Kurulu Üyesi olduğunu görebilirsiniz.

Ne yazık ki bu kişiler siyasi parti kimliğini hiç tereddüt etmeden CKD'ye taşımışlar, CKD'nin bir siyasi partinin organı değil, bir demokratik kitle örgütü olduğunu idrak edememişlerdir. Bu nedenle de CKD içinde, dernekler hukukunun gereği ve temeli olan "düşünce ve ifade özgürlüğü"ne imkan vermeyen ve kendi partilerininkinden farklı olan düşüncelere tahammül edemeyen, dayatmacı ve partizan zihniyet CKD'ye hakim olmuştur.

Bu durumdan rahatsız olan CKD'nin bazı Şubelerinde bir kısım Şube Başkanları, Şube Yönetim ve Denetim Kurulu Üyeleri ile bir kısım Dernek Üyeleri 20 Haziran 2020 tarihinden itibaren istifa etmeye başlamışlardır ve istifalar halen devam etmektedir. Anılan istifalar, istifa eden kişilerce CKD'nin iç ilişkisi olarak değerlendirildiğinden bu güne kadar, kurumsal saygı çerçevesinde hiçbir şekilde kamuoyuyla paylaşılmamıştır. Ancak CKD Genel Merkezi tarafından 07.07.2020 tarihinde dün yapılan talihsiz basın açıklamasıyla bu durum kamuoyuyla paylaşıldığından, bizlerin de bu günkü basın açıklaması'nı yapmamız zorunlu hale gelmiştir.

CKD'den istifa eden bizler; Cumhuriyet Devrimlerimizle kazanılmış olan laik, demokratik, sosyal hukuk devletinin ve hukukun üstünlüğünün savunulması, genel olarak insan hakları, özelde kadın haklarının korunması, savunulması, ülkemizin kanayan yarası olan kadına yönelik her türlü şiddetin önlenmesi, eğitim sistemimizin Atatürk İlke ve Devrimleri doğrultusunda bilimsel eğitim anlayışından giderek uzaklaştırılması, kız çocuklarının okullaşma oranının düşmesi, dinci vakıfların yurtlarında barınmak zorunda kalan çocukların mağduru olduğu cinsel istismar vakaları, giderek sayıları artan çocuk evlilikleri, kadının ekonomik bağımsızlığının olmaması, ekonomik sorunlar ve yoksullukla mücadele gibi pek çok toplumsal sorunun çözümü için çalışmak azim ve kararlılığında olan kadınlar olarak, artık emek, zaman ve enerjimizi ülkemizin gerçek sorunlarının çözümüne özgülemek istiyoruz.

CKD Genel Merkezi'nin dünkü basın açıklaması'nda görüldüğü üzere; CKD Genel Merkezi, istifaların önünü alamayacağını ve dernek üyeleri ile şubelerini bir arada tutamayacağını anlamanın çaresizliği içindedir, ancak buna rağmen izlediği partizan tutumda ısrarcıdır. Bu nedenle dün yaptığı basın açıklamasıyla CKD dışındaki kadın örgütleri ve bundan sonra kurulacak olan kadın örgütleri hakkında, uzun zamandır dillerine pelesenk ettikleri FETÖ-PKK-HDP-SOROS-ABD-AB-LGBTİ-NEOLİBERAL vs asılsız, mantık dışı, aralarında neden sonuç ilişkisi bulunmayan ithamlarla bir karalama operasyonu içine girmiş ve bu haliyle Türkiye'deki kadın hareketini bölmek girişiminde olduğunu bir kez daha ispatlamıştır.

Kaldı ki Atatürk ve Cumhuriyet karşıtı söylemleriyle, zamanında Abdullah Öcalan'a övgüler yağdıran, "Türk Bayrağının ismi değişsin" diyebilen, bugün hainlikle suçladığı Fethullah Gülen'e zamanında şiirler yazan Hilal Kaplan'ı CKD'ye üye olmaya davet eden CKD mevcut Genel Merkezi'nin özüyle sözünün bir olmadığı da ispatlanmıştır.

Dünkü basın açıklaması'nda daha da ileri gidilerek konu kişiselleştirilmiş, CKD'nin kurucu Başkanı Sn. Şenal SARIHAN'ın Derneği CHP çizgisine çekmeye çalıştığı, 29 Şubat tarihli CKD Genel Kurulu'nda diğer Genel Başkan Adayı Sn. Nuran HEPER'i ve ekibini destekleyerek bu tutumunu devam ettirdiği ve CKD'nin 29 Şubat tarihli Genel Kurulu'nda adaylık ve seçim sonuçları açıklandıktan sonraki süreci tam bir olgunlukla yöneten Sn. Nuran HEPER'in Dernek Üyelerini istifaya zorladığı gibi asılsız ithamlarda bulunulmuştur. Sn. Şenal SARIHAN ve Sn. Nuran HEPER bugüne kadar yapmış oldukları çalışmalarla Cumhuriyet Devrimlerini özümsemiş, gerçek Cumhuriyet Kadınları olduklarını zaten ispatlamış kişiler olduğundan bu asılsız ithamlara yanıt vermek gereği dahi duymuyoruz. Ayrıca Sn. Nuran HEPER'in CKD'den istifa etmiş ve CKD ile hiçbir bağı, bağlantısı kalmamış bir kişi olarak bundan sonraki istifalarla ilgili nasıl bir zorlayıcılığı, etkisi olabileceğini anlamak, kavramak da mümkün değildir.

CKD'nin dünkü Basın Açıklaması'nın ardından, istifa etmiş olan Çankaya, Bornova, Çayyolu, Bolu ve Mersin Şube Başkanları Aydınlık Gazetesi muhabiri tarafından tek tek aranarak CKD'den neden istifa ettikleri değil, doğrudan HDP'nin kapatılması konusuyla ilgili görüşleri sorulmuştur. Aydınlık Gazetesi'nin Vatan Partisi'nin yayın organı olarak çalışan bir gazete olduğu bilindiğinden, açıklamamızın başından beri anlatmaya çalıştığımız, CKD'nin Vatan Partisi'nin güdümünde olduğu gerçeği ve istifalarımızın haklılığı bir kez daha ispatlanmıştır.

CKD'nin, düşünce ve görüşlerin özgürce ifade edilebildiği bir "demokratik kitle örgüt olma" niteliğini açıkça kaybetmiş olmasından ve artık CKD'nin ayrı bir Dernek tüzelkişiliği olarak mevcudiyetinin bir anlamı kalmadığını görmüş olmamızdan ötürü CKD'den istifa ettiğimizi Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunuyoruz.

Son olarak, bundan sonra CKD Genel Merkezi'nin bu ve benzeri konulara ilişkin yapacağı herhangi bir Basın Açıklaması vs. olursa bunları da peşinen kabul etmediğimizi ve bunlara yanıt vermekle de vakit kaybetmeyeceğimizi, mümkünse gölge etmemelerini, başka ihsan istemediğimizi önemle belirtmek istiyoruz. Zira ülkesinin sorunlarına odaklanmış, yürekleri, akılları bu sorunların çözümüyle meşgul olan bizler artık zaman, emek ve enerjimizi bu sonu gelemeyen, kısır siyasi tartışmalara değil, siyaset üstü bir yaklaşımla ülkemizin sorunlarının çözümüne özgülemek istiyoruz."