Bursa
Az Bulutlu
17°
enBursa Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Doğu Akdeniz mesajı

GÜNCEL , 22 Ağustos 2019 Perşembe, 20:39

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ersin Tatar ile ortak basın toplantısı düzenledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Doğu Akdeniz'de arama çalışmalarına aynı kararlılıkla devam edileceğini belirterek, "Doğu Akdeniz'de kendi yol haritamıza göre adım atmaya devam edeceğiz" açıklamasında bulundu. KKTC Başbakanı Tatar da yaptığı açıklamada, "Bir anlaşma durumunda Türkiye'nin garantör ülke olarak müdahale hakkının olması gerekir." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Doğu Akdeniz mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çalışma ziyareti için Ankara'da bulunan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ersin Tatar'ı kabul etti. Görüşme sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan ve KKTC Başbakanı Tatar ortak açıklama yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları;

Kendi haklarımızı nasıl savunuyorsak Kıbrıs Türklerinin adadaki ve bölgedeki çıkarlarını da korumaya devam edeceğiz. Dün Kıbrıs Türklerinin kanını akıtarak adayı ele geçirmeye çalışanlar, bugün de siyasi ve ekonomik saldırılarla aynı amacın peşindedir.

Kıbrıs'taki sorunun ortaya çıkışı da bugüne kadar gelişi de tamamen Rumların uzlaşmaz tavırlarından kaynaklanmaktadır.

Dün Kıbrıs Türklerinin kanını akıtarak adayı ele geçirmeye çalışanlar, bugün de siyasi ve ekonomik saldırılarla aynı amacın peşindedir.

Geçmişte Kofi Annan döneminde atılan adımlar ve bu adımlar karşısında yine ne yazık ki Rumların tutumu sebebiyle referanduma gidilmesi ve bu referandum neticesinde Kıbrıs Türklerinin sözünde durması ama Rumların sözünde durmamasına karşın Rumlar AB'ye alınmıştır.

Türkiye üç garantörün ülkeden biri olması hasebiyle söz hakkı vardır ama hiç söz hakkı olmayanların burada tasarrufta bulunması bizi pek de ilgilendirmez. Arama çalışmalarına aynı kararlılıkla devam ediyoruz ve edeceğiz.

Doğu Akdeniz'deki arama faaliyetleri sebebiyle sözde tedbirler açıklayan AB bize değil kendisine zarar veriyor.

Doğu Akdeniz'deki tutumu nedeniyle AB zulmü savunan bir duruma düşmüştür. Doğu Akdeniz'de kendi yol haritamıza göre adım atmaya devam edeceğiz. Bu süreçte asıl önemli olan Kıbrıs Türklerinin kendi içindeki beraberliği ve dayanışmayı güçlü tutmasıdır. Kıbrıslı Türklerinin Rumların hiçbir oyununa gelmeyeceğine inanıyorum.

Kıbrıs Rum Kesimi, ancak samimi ve gerçekçi bir uzlaşma zeminine gelirse adada herkesin beklediği çözüm yolu açılır.

Şayet yaşananlardan hala ders almayanlar varsa onlara da gereken cevapları vermekten çekinmeyeceğimizin bilinmesini isterim.

KKTC Başbakanı Tatar'ın açıklamalarından satır başları;

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ersin Tatar ise, Erdoğan'ın davetine icabetle, görevi devralmasının ardından ilk resmi programı kapsamında Türkiye'de ağırlanmaktan büyük memnuniyet duyduğunu söyledi.

Türkiye-KKTC iş birliğinin KKTC'nin daha da güçlenmesine, Kıbrıs Türk halkının daha da refah ve esenlik içerisinde yaşaması için gerekli ortamın oluşturulmasına katkı sağladığını belirten Tatar, KKTC'de önemli sektörlerin meydana geldiğini dile getirdi.

Tatar, turizm, yükseköğrenim ve su projelerini örnek göstererek, şöyle devam etti:

"Asrın projesi' dediğimiz su projesiyle Anadolu suyu, şu anda KKTC'nin topraklarıyla buluşmuştur. Dolayısıyla bu da Kıbrıs'ın marka değerine değer katmıştır. O bakımdan Türk hükümetine bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.

KKTC'de bu tarımsal suyun arazilere dağıtılması için önemli bir proje yürütülmektedir. İçme ve kullanma suyu olarak bu su, her çeşmeden akmakta ve bundan sonra Güzelyurt ve diğer bölgelere suyun dağıtılmasıyla tarımsal faaliyetlerin de artacağına inanıyoruz."

"DOĞU AKDENİZ'DEKİ ÇALIŞMALAR BİZLERE GÜÇ VERMEKTEDİR"

Türkiye'nin, KKTC halkının çıkarlarına verdiği desteğin önemini bir kez daha vurgulayan Tatar, "Kıbrıs Türklerinin hak ve çıkarlarını korumak için Türkiye'nin yapmakta olduğu bu fedakarlıklar ve Doğu Akdeniz'deki çalışmalar bizlere güç vermektedir." dedi.

Tatar, Kıbrıs Cumhuriyeti anayasasına göre, esasında Kıbrıs Cumhuriyeti ve Adası'nın iki eşit halkının Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar olduğunu anımsatarak, şunları söyledi:

"Öyle bir anlayış devam etmektedir ki hepsi güya Rumlara aittir, böyle bir şeyi kabul etmemiz mümkün değildir. Ne mutlu bize ki Türkiye Cumhuriyeti'nin fevkalade önemli adımlarıyla bu bölgede hak ve çıkarlarımızın korunması için ve hidrokarbon, petrol ve gaz aramalarında Türkiye'nin atmakta olduğu adımlar hem Türkiye'nin hem de Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarlarını sonuna kadar savunmak için bu fedakarlıklar ileri sürülmektedir."

1960 ANLAŞMASINDAKİ 'MÜDAHALE HAKKI'

Kıbrıs meselesinin çözümü için uluslararası müzakere pozisyonunda dikkatli olunması gerektiğine dikkati çeken Tatar, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Hükümetimizin anlayışına göre, artık bu saatten sonra federal temelli bir anlaşmanın pek umut arz etmediği, eğer bir müzakere süreci tekrar başlayacak ise bunun gerekli zemininin oluşması gerektiği, Crans Montana'da bırakıldığı noktadan tekrar, aynı noktadan başlamasının pek de anlamlı olamayacağını, dolayısıyla sonuç odaklı veya sonunda ne olacağı belli olmayan bir tehlikeli sürece, mecraya girmenin hiç de gerek olmadığını düşünmekteyiz ancak dediğim gibi, Kıbrıslı Türkler her zaman barış ve anlaşmadan yanadır ama tabii ki bizim üzerinde fevkalade hassasiyetle durduğumuz bir konu vardır. O da Türkiye Cumhuriyeti'nin garantörlüğüdür."

Tatar, 1960 anlaşmasındaki "Türkiye'nin müdahale hakkı" noktasını hatırlatarak, şunları kaydetti:

"1960 anlaşmalarının en önemli noktası, Türkiye'nin garantör ülke olarak tek taraflı müdahale hakkıydı. Her konuşmamda vesile oluyor, o zamanın Başbakanı Adnan Menderes'e ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu'ya, tabii ki Doktor Fazıl Küçük'e, Rauf Denktaş'a ve ekiplerine teşekkür ediyorum. Çünkü o zaman o anlaşmanın ekinde, Türkiye'nin garantör ülke olarak tek taraflı müdahale hakkı olmasaydı, bildiğiniz gibi 1974'te Türkiye kolay kolay müdahale edemeyecekti."