Bursa
Açık
22°
enBursa Haber

CHP'li Pala: Problemlerin peşini bırakmam söz konusu değil

BURSA , 19 Haziran 2018 Salı, 20:12

CHP Bursa 1. Bölge Milletvekili Adayı Prof. Dr. Kayıhan Pala, Uludağ Üniversitesi'nde son yıllarda oluşan kötüye gidişin siyasete atılma nedenlerinden biri olduğunu belirterek, sorunları dile getirmek ve çözüme katkı sunmak amacıyla aday olduğunu söyledi. Pala, "Liyakata değil de sadakata dayalı bir yönetim anlayışı üniversiteleri bilim kurumu olmaktan çıkardı" diye konuştu.

CHP'li Pala: Problemlerin peşini bırakmam söz konusu değil

CHP Bursa 1. Bölge Milletvekili Adayı Prof. Dr. Kayıhan Pala, enbursa.com'un konuğu oldu. ENGÜNCEL'de Filiz Şentürk'ün sorularını yanıtlayan Pala, yüksek öğretimde ve sağlık alanında yaşanan sorunlara dikkat çekti. Şehir hastanelerinin Türkiye için uygun bir model olmadığını savunan Pala, "Adı Şehir Hastanesi, ama kendisi şehir dışında" diye konuştu.

Prof. Dr. Kayıhan Pala'nın öne çıkan mesajları şöyle:

NEDEN SİYASET?

"Siyasete atılmamın çok fazla nedeni var, ama ben bu nedenleri 2 ana başlıkta toplayabilirim. Türkiye'nin gidişatından duyduğum rahatsızlık nedeniyle siyasette karar vericiler arasında, daha önce konferanslarda, anfilerde anlattığım sorunları ve çözüm önerilerini paylaşma olanağı bulmak istedim. İkincisi de özellikle Uludağ Üniversitesi'nde son yıllarda kötü gidişin bizi doğru düzgün öğretim üyeliği yapamaz hale getirmesinden kaynaklanan sıkıntıları daha büyük ölçekte, mümkünse bütün üniversiteleri etkileyecek şekilde hem dile getirmek hem de çözebilmeye katkıda bulunmak amacıyla bu kararı verdim."

'ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ 300 SIRADAN FAZLA GERİLEDİ'

"Uludağ Üniversitesi demişken söyleyeyim, bir sürü yerde söylüyorum, gerçekten çok güzel gelişmeler vardı Uludağ üniversitesi'nde. Şöyle ki 2010-2012 döneminde ilk bin üniversite sıralamasında 860'ıncı sırada kendine yer bulan üniversitemiz, 25 yıldır ben de oranın mensubuyum, ne yazık ki 2017'de bin 160'ıncı sıralara geriledi. 300 sıradan daha fazla uluslararası sıralamalarda gerileyen bir pozisyonu var."

'ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ'NDE CİDDİ PROBLEMLER VAR'

"Uludağ Üniversitesi, Bursa'nın göz bebeği. 70'li yılların başında bu kent böyle bir üniversite kurabilmek için büyük yoğun çaba tüketmiş, ama son yıllarda ülkedeki genel üniversitelerin üniversite olmaktan çıkarılıp neredeyse yüksek liseye dönüştürülmesi, hem de mevcut Uludağ Üniversitesi'nin yönetiminin, Rektör'ün ve ekibinin üniversiteyi yönetmedeki başarısızlığı, bilimsel araştırmayı ve eğitimi arka plana iten, bunun yerine kendilerince kadrolaşmayı ve tarikat mensuplarını orada konuşturmayı seçen bir anlayış yüzünden Uludağ Üniversitei'nde ciddi problemler var ve bu problemler, öğrencilerin Türkiye çapındaki memnuniyet araştırmalarında da karşımıza çıkıyor. Uludağ Üniversitesi'nde okuyan öğrencilerde büyük bir memnuniyetsizlik var. Uludağ Üniversitesi'nde çalışan, öğretim üyeleri ve çalışanlarda da büyük bir memnuniyetsizlik var."

'LİYAKAT DEĞİL SADAKAT ESAS ALINDI'

"Şöyle düşünün, mevcut Rektör yönetime geldikten sonra bütün daire başkanlarını görevden aldı. Fakülte sekreterlerinin neredeyse tamamının yeri değiştirildi. Bu kadar üniversitenin işleyişini, bürokrasisini olumsuz etkileyecek bir yaklaşım, gerçekten böyle liyakata değil de sadakata dayalı bir yönetim anlayışı üniversiteleri bilim kurumu olmaktan çıkarttı. Benim gibi bilim insanı olmayı, akademisyenliği çok ön planda tutanlar açısından bu kabul edilemez bir durumdur. Dolayısıyla bu duruma elimizden geldiğince müdahale edebilmek için böyle bir karar vermiş oldum."

'TOPLUM DEĞİŞİM İSTİYOR'

"Osmangazi ilçemizden Nilüfer'e, Karacabey'den Mustafakemalpaşa'ya, Orhaneli'den Büyükorhan'a kadar birinci bölgedeki bütün ilçelerimizi ve bazı köylerimizi mahallelerimizi ziyaret etme olanağı bulduk. Aşağı yukarı 13-14 bin kişiyle karşılaştık bu güne kadar. 3 tane temel bulguyu sizinle paylaşabilirim. Birinci bulgumuz, karşılaştığımız her 3 insandan 2 tanesi Türkiye'de bir değişimin şart olduğu konusunda hem fikir. 16 yıllık Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının ülkeyi getirdiği durumdan hoşnutsuzluk çok net bir şekilde bizimle paylaşılıyor."

'MUHARREM İNCE'YE BÜYÜK BİR İLGİ VAR'

"İkincisi Sayın Muharrem İnce'ye çok büyük bir ilgi var. Hemen hemen bütün siyasi yelpazeden, gencinden yaşlısına kadar insanlarda Muharrem İnce'ye karşı özel bir ilgi ve yüksek bir beklenti var. Türkiye'nin içine düştüğü sorunları çözebilme potansiyeli ve kapasitesi açısından. Fizik öğretmeni olması sebebiyle hem gençleri etkileyen hem de sunduğu, kadınlardan gençlere, yaşlılara, emekçilere kadar seçim vaatlerinin tatmin edici olması nedeniyle de gerçekten bir ilgi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim."

'TOPLUM ÇÖZÜM BEKLİYOR'

"Üçüncüsü ise toplum, karşısına gelen siyasetçiden sorunlara dönük çözüm önerileri konusunda kapsamlı bir bilgi bekliyor. Örneğin 16 yıllık AKP iktidarının getirdiği işsizlik sorunu var. Örneğin başta emeklilerin olmak üzere geçim derdi sorunu var. Kayıtdışı çalışanlar var. Gençlerin üniversite sorunlarında yaşadıkları sıkıntılar, üniversiteyi bitirdikten sonra nasıl iş bulacaklarına ilişkin sıkıntılar var. Sorunlar konusunda zaten hepimiz hem fikiriz, çünkü sorunları görüyoruz ve yaşıyoruz. Ama çözüm önerileri konusunda neyi öneriyorsunuz, nasıl yapacaksınız, konusunda bizi köy kahvelerinden, şehirlerdeki kafelere ve esnafa kadar herkesin kapsamlı bir bilgi isteğiyle beklediklerini, böyle bir beklentide olduklarını rahatlıkla söyleyebilirim."

'ADI ŞEHİR HASTANESİ...'

"Şehir hastaneleri topluma lüks oteller, 5 yıldızlı tatil köyleri olarak tanıtılan bir model. Hani lüks otel midir, 5 yıldızlı tatil köyü müdür, bilmiyorum ama bizim hastaneden ne beklediğimiz ile ilişkili olarak şehir hastaneleri yaklaşımının Türkiye için uygun modeller olmadığını açıklıkla söyleyebilirim. Neden böyle düşünüyorum? Çünkü şehir hastaneleri şöyle bir model; araziyi devlet sağlıyor, Sağlık Bakanlığı, bir ihale açıyor, ihaleye finans şirketleri, inşaat şirketleri ve tıbbi görüntüleme malzemeleri üreten şirketlerden oluşan bir konsorsiyum katılıyor ve ihaleyi alıyor. O ihaleye göre 3 yıl içerisinde binaların donanımını ve içini sağlıyor, sonra bunu 25 yıllığına Sağlık Bakanlığı'na kiraya veriyor. Sağlık Bakanlığı da çoğunluğu şehir dışında kurulan hastaneler için şehir içindeki hastaneleri kapatıyor, oraya taşıyor. Şimdi burada çok büyük iki problem var! Birincisi bizim hesaplarımıza göre, ki bugüne kadar hesapları yanlıştır diye söyleyebilen hiçbir hükümet yetkilisi olmamıştır, Sağlık Bakanlığı da dahil 3,5-4 yıllık kirasıyla bütün binası yapılabilecek şehir hastaneleri için 25 yıl boyunca kira ödemek büyük bir kaynak aktarımıdır. Büyük bir israftır. İkincisi bu hastaneler açıldıktan sonra şehrin içerisinde yer alan hastaneler kapatılıyor. Örneğin, Ankara'da şehrin içindeki 13 tane hastane kapatılıyor önümüzdeki günlerde, oysa hastanenin insanlara bir mesafe olarak yakınlığı o hastaneden yararlanmak için önemli bir ölçüttür. Şöyle düşünün Bursa Şehir Hastanesi'nin yerini biliyorsunuz, otoyolun kenarında. O hastaneye gitmek zorunda olan Bursa'nın doğusundaki mahallede yaşayan bir yurttaş 29 km. yol katetmek zorunda. Adı Şehir Hastanesi, ama kendisi şehir dışında hastanesi...

'MİLLETVEKİLİ OLSAM DA OLMASAM DA...'

"Hekim ve halk sağlıkçı olarak, çevre ile ilgili problemlerin peşini bırakmak benim için söz konusu değil. Milletvekili olsam da olmasam da bundan önce olduğu gibi yine bu sorunlarla ilgili farkındalık yaratma, çözüm önerilerimizi paylaşmaya devam edeceğim. Ama milletvekili olmam halinde bunların köklü bir şekilde çözüme ulaştırılması için yoğun çaba harcayacağımdan kimsenin kuşkusu olmasın. Şimdi Bursa üzerinde konuşacak olursak Bursa maalesef ki Türkiye'nin havası en kirli 4'üncü kenti! Her birimiz kentin yaşadığımız mahallesine bağlı olarak bu kirli havayı solumak zorunda kalıyoruz. Bursa'nın havası neden kirli? Yıllardır söylüyoruz. Çünkü bu şehirde endüstrinin hem de evlerde ısınma amaçlı kömürün kullanımı söz konusu. Bir kere bizim bu kömürden vazgeçmemiz lazım. Kömür yakmaya devam ettiğimiz müddetçe bu şehrin havasını temizleyemeyiz. Tekstil boyahaneleri başta olmak üzere çok sayıda yazın ortasında kömürle enerji üretiliyor. Bakın haziran ayındayız evlerde hiçbir ısınma kaynağı yok. Çok ciddi bir partiküler madde kirliliği var. Bu inanılacak bir şey değil. Türkiye'de her yıl yalnızca hava kirliliği sebebiyle 32 binin üzerinde insan erken hayatını kaybediyor. Biz bu hava kirliliğini ortadan kaldırmak için çaba tüketmek zorundayız."