Bursa
Açık
15.1°
enBursa Haber

Bursa Barosu'ndan Cargill kararı yorumu

BURSA , 27 Haziran 2018 Çarşamba, 13:50

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye'deki Cargill Davalarında adil yargılama yapılmadığı kararına vardı. Bursa Barosu, kararı, "20 yıllık bir mücadele sonunda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden çıkan ve başvurucu meslektaşlarımızın haklı bulunduğu karar, sevincimiz değil, utancımızdır" sözleriyle değerlendirdi.

Bursa Barosu'ndan Cargill kararı yorumu

"Bursa Barosu'nun sadece çevreye yönelik hukuksuzluklara karşı verdiği mücadele, onlarca cilt kitap dolduracak içeriktedir" sözleriyle başlayan açıklamada en çetin mücadelenin "Cargill Davası"nda verildiği kaydedildi.

Cargill davasında hiçbir zaman Amerikan şirketinin davalı olmadığı belirtilen açıklamada, şöyle denildi:

"1997 yılında başlayıp 20 yıl süren hukuk mücadelesinin tek muhatabı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin valiliği, bakanlığı, başbakanlığıdır. Birinci sınıf tarım arazisini hukuksuz bir şekilde Cargill için imara açan idare, henüz inşaat aşamasındayken verilen yürütmeyi durdurma ve iptal kararlarını uygulamamış, tesisin bitirilip faaliyete geçmesine göz yummuştur. Sonrasında verilen iptal kararları da adeta görmezlikten gelinmiş, aleyhte kararları bertaraf etmek için yeni idari kararlar alınmış, bunlar da yetmemiş yönetmelikler çıkarılmış, Türkiye Büyük Millet Meclisi de sadece bir şirketin çıkarı doğrultusunda çalıştırılıp özel yasalar çıkarılmıştır."

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden çıkan kararın "sevinç" değil, "utanç" olarak nitelendiği açıklamada, "Hukukun üstünlüğünü savunan biz avukatlar, ülkemizin, adalete erişim, bağımsız ve adil yargılama, evrensel hukukun gereklerini yerine getirme konularında birinci sırada olmasını isteriz elbette... Yargı kararlarına uyulmamış olmasından ötürü, ülkemizi uluslararası bir mahkemede mahkum ettirmeyi elbette istemeyiz. Lakin dünya gıda devi bir Amerikan şirketine her türlü olanağın hukuksuz bir şekilde sağlanmış olması, üstüne ilk zamanlarda bağımsız yargıçlarca verilen kararların uygulanmamış olması, bu yargıçların sonraları görevden alınması, yargı kararlarını uygulamayan kamu görevlileri hakkında açılan tazminat davalarında hukuk literatüründe olmayan kavramlar yaratılarak direnilmesi, bizleri AİHM'e başvurmaya zorunlu kılmıştır." İfadeleri kullanıldı.

20 yıllık yargı sürecinin özetlendiği açıklamada, AİHM kararının içeriği anlatıldı:

"AİHM, kararında dönemin Başbakanı, Bayındırlık ve İskan Bakanı ve Gemlik Belediye Başkanı'nın, mahkeme kararlarının uygulanması konusunda sorumlu olmalarına rağmen idare mahkemesi kararlarını uygulamadıklarını tespit etmiş ve kararı uygulamayan yetkililer hakkında açılan tazminat davasıyla ilgili olarak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu'nun verdiği kararlara 3'er kez atıf yaparak bu durumu özellikle vurgulamıştır. Atıf yapılan kararlarda idare mahkemesi kararlarını uygulama imkanına sahip yetkililerin bunun gereğini yerine getirmedikleri ve bu nedenle yargı kararlarının uygulanmamasından doğan zararlardan İYUK'nun 28. maddesi uyarınca şahsen sorumlu oldukları tespiti yapılmıştı. Bu bağlamda AİHM, hukukun üstünlüğünün temel unsurlarından birinin hukuki kesinlik ilkesi olduğunu ve herhangi bir anlaşmazlıkla ilgili nihai bir yargı kararının sorgulanmaması gerektiğini yinelemiştir. Yasa değişikliği, henüz uygulanmamış birçok nihai yargı kararının etkisiz hale getirilmesini mümkün kılmıştır. Sonuç olarak mahkeme, bir dizi nihai ve uygulanabilir yargı kararını uygulamak için gerekli tedbirleri almaktan yıllardır kaçınan ulusal makamların, başvuranları etkili yargı korumasından mahrum bıraktığını tespit etmiştir. Dolayısıyla, 6/1 maddesi (adil yargılanma hakkı) ihlal edilmiştir."