Bursa
Açık
18.6°

Bakan Soylu'dan çok konuşulacak açıklamalar

GÜNCEL , 27 Şubat 2020 Perşembe, 13:08

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Olası büyük İstanbul depremi için büyük İstanbul planı hazırladıklarını açıklayan Soylu, Ceren Damar cinayeti sanığının avukatı Vahit Bıçak'ın Polis Akademisi'nden ilişkisinin bugün kesileceğini bildirdi.

Bakan Soylu'dan çok konuşulacak açıklamalar

Elazığ depreminin meydana geldiği 24 Ocak'tan bu yana mesaisinin büyük bölümünü bölgede geçirdiği belirtten Soylu, 24 Ocak'taki depremden bir ay önce 4,9 büyüklüğünde bir Sivrice depremi daha olduğunu anımsattı. Soylu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla Sivrice'ye gittiğini, hükümet politikasının ve lider yönetim anlayışının gereği bunu yerine getirdiğini söyledi.

Geçen yıl eylül ayında gerçekleşen İstanbul'daki 5,8'lik depremden sonra kırmızı alarm verdiklerini anlatan Soylu, "Bizim hükümetimiz döneminde şekillenen, her türlü detayı hazırlanan, tüm kurumlara bu konudaki sorumluluklarını veren ve sürekli olarak saha tatbikatlarından masa tatbikatlarına kadar tüm tatbikatları gerçekleştiren, planı güncelleyen, bütün afetlerde hangi kurumun ne yapacağını ortaya koyan Türkiye Afet Müdahale Planımız var" diye konuştu.

Soylu, burada 28 ulusal, 26 yerel çalışma grubu bulunduğunu, bu çalışma gruplarıyla İstanbul'da eylül ayından bugüne kadar 300'e yakın toplantı yaptıklarını, bunların 5'ine kendisinin başkanlık ettiğini dile getirdi.

Her bir toplantının ortalama 7-8 saat sürdüğünü ifade eden Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İstanbul'da deprem olduğunda trafik güvenliği ne olacak, yardım nasıl gelecek, definler nasıl gerçekleşecek, hastanelerin tahliyeleri nasıl olacak, karayolları, ulaştırma ne yapacak, sivil toplum örgütleriyle organizasyonu, koordinasyonu nasıl kuracağız, toplanma, barınma yerleri nasıl çözülecek? İşin siyasetini yapmak kolay, sözü, lafı üretmek de kolay, eksikleri bulabilmek de kolay ama meseleyi hal yoluna koyup, Allah muhafaza böyle bir problemle karşı karşıya kaldığımızda tüm kurumları aynı anda harekete geçirebilmek, aynı anda harekete geçirdikten sonra bir senkronizasyonla, bir uyumla orada vatandaşa devletin planının hazır olduğunu ve bu konuda depremden sonra hem yaraları çabuk sarabilmek hem depremden etkilenen, etkilenmesi beklenen can ve mal kayıplarının minimuma indirilmesi konusunda tüm sorumluluklar Türkiye Afet Müdahale Planı'nda çok net şekilde ortaya konulmuştur."

"DEVLET KENDİNE AİT BİR TECRÜBE ÇIKARDI"

Bakan Soylu, her ay bir temayla birlikte vatandaşlara, tüm kurumlara, konunun ilgililerine Türkiye Afet Müdahale Planı çerçevesinde neler yapılması gerektiğini ortaya koyduklarına işaret ederek, bunun için çok yoğun bir çalışma gerçekleştirildiğini bildirdi.

"Daha önceki depremlerde karşılaştık. Yardımların havalarda uçuştuğu, araçlara el konulduğu, günlerce çadırın gitmediği birçok olayla karşı karşıya kaldık. Bunların hepsinden Türkiye Cumhuriyeti devleti kendine ait bir tecrübe çıkardı" diyen Soylu, devlet odaklı bir yapının yanında sivil toplum örgütleriyle beraber de hareket ettiklerini ve bu sistemin işlediğini aktardı.

Sivrice depreminin ardından 2,5 saat içinde bölgeye ulaştıklarını belirten Soylu, bölgeye varır varmaz arama-kurtarma, barınma ve gıda, geçici konaklama ve kalıcı konutlara yerleşme konularında dört ayrı planlama gerçekleştirdiklerini söyledi.

Süleyman Soylu, Türkiye'nin arama-kurtarma konusunda önemli bir yetkinlik içerisinde olduğunu, zorlu enkazlara rağmen 45 vatandaşın enkazdan sağ çıkarıldığını dile getirdi.

Bütün çalışma gruplarının başında bir kurumun bulunduğunu, örneğin beslenme grubunun başında da Türk Kızılayın olduğunu, çadır yönetimi, bağışlar, yardımlar ve tüm koordinasyonu AFAD'ın yaptığını anlatan Soylu, şöyle devam etti:

"Dikkat ederseniz burada bu depremde, Van'da da öyle, yardımların birtakım sivil toplum kuruluşları tarafından kendi başına dağıtılmalarına müsaade etmedik. Bu bizim kararımız değil, bu Türkiye Afet Müdahale Planı'nın kararı. Biz sistemi işletiyoruz. Sistemi işlettiğimiz için de bazıları siyasal değerlendirme de yaptılar. Varsın yapsınlar, bunun çok büyük bir önemi yok. Önemli olan sistemin doğru yürütülmesidir. Mesela oradaki giyim ve gıda yardımlarının ve deponun toparlanma meselesi de sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının sorumluluğu altındadır."

Soylu, bu depremde iki meseleden çok etkilendiğini belirterek, bunlardan birincisinin gönüllülük olduğunu, Türkiye'nin her tarafından sivil toplum kuruluşlarının yüksek bir gayretle gönüllü şekilde çalıştığını anlattı. İkinci konunun da sosyal rehabilitasyon olduğunu dile getiren Soylu, "Şu ana kadar Elazığ ve Malatya'da yaklaşık 150 bin kişiye sosyal rehabilitasyon uygulandı" bilgisini verdi.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının birimleri, Diyanetin manevi rehberleri, Milli Eğitim Bakanlığının rehber öğretmenleri, Belediyenin özel kurduğu birimler, Kızılay, Gençlik ve Spor Bakanlığının gençlik rehberleri, bazı üniversitelerden psikologlar, sosyologlar, Sağlık Bakanlığı, UMKE, il emniyet müdürlüğünün toplumsal destek polisi, il jandarma komutanlığı gibi pek çok birimin çok önemli bir çalışma ortaya koyduğunu ve koymaya devam ettiğinin altını çizen İçişleri Bakanı Soylu, şunları kaydetti:

"Hepsi yukarıdan aşağı senkronize edildi ve herkes, özellikle sınava girmeyi bekleyen çocuklarımız bütün bunlar üzerinde elden geldiğince herkes çaba sarf etti. İnsanların deprem travmasını unutabilmesi, hayatını normalleştirebilmesi ve deprem bölgesinde olduğumuzun unutulmaması ve sürekli bunlarla karşı karşıya kalabileceğimiz ama buna hazırlıklı olabilmemiz ve kendi travmamızı atlatabilmemiz konusunda ciddi bir sosyal rehabilitasyon gerçekleştirildi."

Deprem sonrası hasar tespitlerini Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yaptığını belirten Soylu, dünyada bu kadar hızlı hasar tespitinin yapıldığı bir ülkenin bulunmadığını söyledi.

Hem Malatya hem de Elazığ'da ekiplerin çok ciddi hasar tespiti yaptığını ifade eden Soylu, "Bizim ilk tespit etmek zorunda olduğumuz şudur; biz bir riskli bina tespit etmiyoruz, biz, depremden etkilenen binayı tespit etmeye çalışıyoruz" diye konuştu.

Soylu, bu tespitle, depremden etkilenme oranında vatandaşa nelerin yapılabileceğinin değerlendirildiğini dile getirerek, bu kapsamda Elazığ ve Malatya'da günde 60 bin öğün sıcak yemek dağıtıldığını, 41 bin öğünün dağıtılmaya devam edildiğini aktardı.

Van'da ise öğlen 8 bin, akşam ve sabah 5 bin öğün yemek çıkarıldığını söyleyen Soylu, burada da riskli ve hasarlı binaların tespit edildiğini kaydetti.

Bakan Soylu, "Vatandaşlarımızın yıkılan binaları, acil yıkılacak binaları, çok ağır hasarlı olarak tespit edilen binalarının paralarını, kanunun da önüne geçerek ödemeye başladık" ifadelerini kullandı.

Deprem bölgelerinde, devletin yemeğiyle, giysisiyle, gıda kolisiyle vatandaşa kendi başına kaldığını hissettirmemeye çalıştığını vurgulayan Soylu, "Bir giyim market kuruldu, ben hayatımda böyle bir şey görmedim. Arkadaşlarımıza minnettarız. Öyle ortak akıllarla, o kadar güzel şeyler çıktı ki o masanın etrafında..." diye konuştu.

"500'ÜN ÜZERİNDE TAŞIMA GERÇEKLEŞTİRDİK"

Vatandaşlardan, deprem ve afetlerde "eski elbise göndermemelerini" isteyen Soylu, "Bu, bizim oradaki çalışma zamanımızı alıyor. İstemiyoruz böyle bir şey. Yeni gönderiyorsanız başımızın üzerine ama eski ne olursunuz göndermeyin" dedi.

Soylu, afet bölgelerine gönderilen eski kıyafetlerle ilgili bir çalışma yaptıklarını, bunları temizleyip, paketleyip yurt dışında çok ihtiyaç olan bölgelere göndereceklerini anlattı.

AFAD'ın koordinasyonunda TV8'de düzenlenen yardım kampanyasının çok başarılı geçtiğini, 60 milyon liranın üzerinde para toplandığını aktaran Soylu, böyle bir afette milyonlarca insanın duygudaşlık yapabilmesinin önemine işaret etti.

Soylu, bunun dışında AFAD olarak bir yardım kampanyası açmadıklarını dile getirerek, şunları kaydetti:

"Vatandaşlarımız 60 oradan, 45 de kendiliğinden toplam 105 milyon lira AFAD'a yardım yaptı. 48 milyon lira civarında da Kızılay bir yardım toplamış oldu. Toplam 153 milyon lira civarında bir yardım geldi. Şu ana kadar ayni ve nakdi olarak, kendi depolarımızdaki çadırlarımız, konteynerlerimiz, gıdalarımız, battaniyelerimiz, yataklarımız, ısıtıcılarımız, sobalarımız, her şeyimizle beraber toplam bizim harcadığımız para 460 milyon lira. Bunun 60 milyon lirasını Malatya ve Elazığ'da acil kira ve taşınma yardımı olarak kullandık. Orada taşınma paraları yükseldi. Biz hemen jandarmanın araçlarını devreye soktuk. Şu ana kadar 500'ün üzerinde taşıma gerçekleştirdik. Orada kamyonlar duruyor."

"MUHTARLARLA WHATSAPP GRUBU KURDUK"

Bu depremler sonrası çok tecrübe elde ettiklerini, Elazığ'da yaşanan depremin her saniyesinde akıllarında İstanbul'un olduğunu belirten Soylu, olası büyük İstanbul depremine ilişkin "Büyük İstanbul planı hazırlıyoruz. Bundan vatandaşımızın emin olmasını isteriz" dedi.

Bakan Soylu, yaptıkları toplantılarda olası depremde "trafikte İstanbul'da ne yapmalıyız" gibi konuların konuşulduğunu, tecrübelerin paylaşıldığını aktararak, şöyle konuştu:

"Oraya başka yerlerden 10 kaymakam çektik. Her birini ayrı alanlara verdik. Her birisi o kadar yüksek bir iştahla çalıştı ki... Sivil toplum örgütleri, AFAD, sağlık... O masanın etrafındaki herkes, kömürü getiren, dağıtan, il jandarma komutanlığı... Bazen bütün köyleri, il jandarma komutanlığına iki defa tur attırdık bir ihtiyaç, eksik var mı diye. Orada toplumun bütün kesimleriyle bir araya geldik."

Muhtarlarla WhatsApp grubu kurduklarını da dile getiren Soylu, "Hala bu WhatsApp grubumuz devam ediyor muhtarlarla. Talepler hızla akıyor. Bir muhtarımız da var Elazığ'dan o da talepleri yağdırıyor. Ben de bir cümle yazdım, dedim ki 'Bu depremin bana öğrettiği bir gerçek var, bizim muhtar bakan oldu, ben de aza oldum.' Tabii gülüşmeler oldu" diye konuştu.

''SABIRLI OLMAK ÖNEMLİ"

Soylu, vatandaşın karşı karşıya kaldığı travmayı atlatmaya çalışırken yetkililere her türlü davranabileceğini ifade ederek, sabırlı olmanın, alttan almanın, vatadaşın dediğini yapmanın önemine işaret etti.

Bir taraftan muhtarlarla, bir taraftan sivil toplum örgütleriyle, gönüllülerle, bir taraftan diğer kurumlar ve teşekküllerle deprem bölgelerine yardım götürüldüğünü belirten Soylu, yardımı tek alana dağıtmadıklarını, 4-5 ayrı yapı içerisinde bu yardımı dağıtmaya çalıştıklarını aktardı.

Bakan Soylu'nun açıklamalarından satır başları şöyle:

"Depremde yardımları STK'ların, belediyelerin kendi başına dağıtmasına izin vermedik. Bu, bizim değil Türkiye Afet Müdahale Planı'nın kararı. Hem Malatya hem Elazığ olsun, bu kadar hızlı hasar tespitinin yapıldığı başka bir ülke olmamıştır. (Depremin ardından) Şu ana kadar Elazığ ve Malatya'da yaklaşık 150 bin kişiye sosyal rehabilitasyon uygulandı."

''MUHTARLARLA WHATSAPP GRUBU KURDUK''

"Elazığ ve Malatya'daki depremlerin ardından şu ana kadar 460 milyon lira harcadık. Muhtarlarla WhatsApp grubu kurduk. Hala WhatsApp grubumuz devam ediyor. Bir taraftan muhtarlarla, bir taraftan sivil toplum örgütleri ile yardım götürdük, bir taraftan gönüllüler yardım götürdü. Yardımı da tek alanda dağıtmadık. Kendi koordinasyonumuzda 4-5 ayrı yapı içerisinde bu yardımı dağıtmaya çalıştık."

OLASI BÜYÜK İSTANBUL DEPREMİ AÇIKLAMASI

"Olası büyük İstanbul depremi için büyük İstanbul planı hazırlıyoruz."

''1 YILDA ELAZIĞ İLE MALATYA'YI NORMALLEŞTİRECEĞİZ''

"Vatandaşlarımızın yıkılan binaları, acil yıkılacak binaları, çok ağır hasarlı olarak tespit edilen binalarının paralarını, kanunun da önüne geçerek ödemeye başladık. 1 yılda Elazığ ile Malatya'yı normalleştireceğiz. Elazığ ve Malatya ile ilçelerinde önümüzdeki nisan ayının sonunda genel perspektif olarak hayat normale dönecek. Hasarlı binayı yıkarız"

İMRALI'DAKİ YANGIN

"İmralı'daki cezaevinin çok ötesinde, çok uzağında köşede bir yer, bir risk söz konusu değil"

DİYARBAKIR'DA AİLELERİN NÖBETİ

"Yaşanmışlıklarımız zaferlerimiz bayramlarımız evliliklerimiz var. Kültürel terörizm bunu yok etmeye çalışan bir anlayış ortaya koymaktadır. Terör örgütlerinin yaptıkları tamamen dinsizleştirmektir. Batı'yı kendilerine partner bulmuşlar. Türkiye özellikle çukur olaylarından sonra terörü kaynağında kurutmaya geçti. Sadece teröristle değil kültürel terörizmle mücadele ediyoruz".

''PKK BİR KADIN ÖRGÜTÜDÜR''

"PKK bir kadın örgütüdür, bunun üzerine konuşlanmıştır. PKK'nın tüm eylemlerinde kadınların bulunma oranı yüzde 56. İkna çalışmalarıyla bu yıl 48 terörist örgütten ayrıldı. Terör örgütünden ayrılması için ikna ettiğimiz 273 kişi, terör örgütünün bu iklimden ikna edip götürebildiği 130 kişi... Bu, bizim terör örgütünün içerisine duhul etme kabiliyetimizin, terör örgütlerinin ikna kabiliyetinden çok daha üstün, yüksek olduğunu ve doğru bir istikamette gittiğimizin belki de en önemli delilidir."

''TERÖRİZMLE MÜCADELEYİ ANALARIN CESARETİ BİTİRECEK''

"PKK teröristiyle mücadeleyi tüm kurumlarımız büyük kararlılıkla sürdürüyor ama terörizmle mücadeleyi anaların cesareti bitirecektir."

''DOĞU VE GÜNEYDOĞU TEKSTİL ÜRETİM MERKEZİ HALİNE GELİYOR''

"Doğu ve Güneydoğu, önümüzdeki 10-15 yılın tekstil üretim merkezi haline geliyor."

YABANCI TERÖRİSTLERİN İADESİ

"Yabancı terörist savaşçılarda uzun zamandan beri iyi bir sistem kurduk. 102 uyruktan 7 bin 918 kişiyi sınır dışı ettik. Biz Hollanda İsveç İsviçre değiliz. Bir tane yabancı terörist gelmesin diye tir tir titriyorlar. 3 bin 500 DEAŞ'lıyı etkisiz hale getirdik. Biz emperyalist ülke ve millet olmadık. Kasım ayından bugüne kadar 253 yabancı terörist yabancısını birçok ülkeye gönderdik."

ABDULLAH GÜL'ÜN AÇIKLAMALARI VE GEZİ PARKI OLAYLARI TARTIŞMASI

"Gezi olaylarından sonra Türkiye'de ray değişti. Kim ne söylerse söylesin Gezi olayları büyük bir ihanettir. Bizden sonra gelecek nesiller çocuklarımız bunun hesabını soracaklar. Yakmak yıkmak kabul edilemez. İsteklerini görüyorsunuz. 3. Boğaz köprüsünü 3. havalimanını yapmayacaksınız dediler. Sivil bir muhtıra verdiler. Ya bizim istediklerimizi yaparsınız ya Türkiye'de savaşı bitirirsiniz dediler PKK ile mücadelemizi savaş olarak nitelendiren.... Büyük yatırımlarınızı yapamazsınız dediler. Bunun Taksim'deki Gezi ile ne alakası var? Bütün büyük projeleri ortaya koydular. Siz kimsiniz Allah aşkına? Demokrasiyi bitirmek için ortaya konulan hadisenin ta kendisidir. Masum eylem olarak değerlendirmek aklımızı peynir ekmekle yedirmek gibi bir şeydir. 'Can Dündar masum.' Nasıl masummuş Can Dündar? O gün Cumhurbaşkanlığı yaptınız bu olayları görmediniz mi? Sayın Cumhurbaşkanımıza hiçbirisi kuvvet ve güç vermedi. Sayın Cumhurbaşkanımızı tek başına havalimanına indirmeye çalıştılar. Koltuğa oturup puro içecekler. Buna ait koruyucu çerçeve ortaya koyarsa tarihin düzeltilmesi için doğrusunu söylerim."

GEZİ DAVASINDAKİ BERAAT KARARLARI

"Mahkemenin süreci içerisinde değerlendirme yapmak doğru değil ama mahkeme bitmiş. Türkiye'ye zaman kaybettirdiler"

AHMET DAVUTOĞLU'NA KORUMA KALDIRILDI MI?

"Sayın Davutoğlu, Türkiye Cumhuriyeti eski başbakanıdır, korunmakla mükellef bir kişidir. Sayın Davutoğlu'nun bugün 63 koruması var. Bir bağ evi var arkadaşlarımız şöyle değerlendirme yapmışlar polise ihtiyacımız var etrafımız ateş çemberi her yere polis gönderiyoruz. Arkadaşlar demişler ki bağ evinde yılda bir gün kalıyor polis kalmasın kendinden 2 gün önce polis gelsin ondan önce devriye ile bunu sağlasınlar. Allah biliyor ve görüyor"

TRAFİKTE ÇAKAR KULLANIMI

"21 bin araç çakar kullanıyordu, şu anda 1440 araç çakar kullanıyor. Gezi ve 17-25 Aralık Türkiye'nin devlet sistematiğinin vidalarını gevşetti"

BEKÇİLERE VERİLEN YETKİLER

"1914'ten itibaren coğrafyamızda bekçilik uygulaması var. 1976 yılı itibariyle Türkiye geneli organizasyona girdi. Bekçi 1996 yılından itibaren Türkiye'de hiçbir bekçi alınmadı. Yıl 2016 Sayın Cumhurbaşkanımız talimat verdi. Bekçi alımına başladık. İller aldı. 2016 sonunda oluyor bu iş. Polislikle bekçilik usta çırak mesleğidir"

''BEKÇİLER POLİSİN YARDIMCISIDIR''

"5 bin korucuyu aileleriyle kampa aldık. Polislerimizi jandarmalarımızı kampa aldık. Bakanlığımız personel bakanlığıdır. Bekçiler kimlik sorar. Bekçiler polisin yardımcısıdır. Polise verilen 'önleme araması, denetim yapma, istihbarat toplama, adli arama, olay yeri inceleme yapma ve bilgi alma' gibi yetkiler bekçilerde yoktur. Halka yardım görevi var. Yol sorma. Bir olay oldu olay burada önleyici koruyucu görev yetkileri var. Adli görev yetkileri var. Olaya polisi çağırır. Canlı bomba gördü ne yapacak? Muhalefet dokunmasın diyor. Süs bebeği mi yapıyoruz? Hırsız yakaladı abi ben polisi çağırıyorum mu diyecek? Vatandaş değil ideolojik gruplar rahatsız. Türkiye'de günde 280 hırsızlık yapılıyordu evden bekçiler göreve başlamadan. Şu anda bu sayı 147'ye düştü ocak ayı sonu itibariyle. Neredeyse yarı yarıya bir rakam. Türkiye'de bizim kurumumuz kadar yanlış yapana ceza veren ikinci bir kurum söz konusu değildir. Yılda yanlış işlere karışan 500 polisi, 200 jandarmamızı görevinden alıyoruz, kaymakamımız yanlış yapıyorsa alıyoruz."