Bursa
Çok Bulutlu
14.6°
enBursa Haber

Abdullah Gül'den eleştirilere yanıt

GÜNCEL , 18 Nisan 2019 Perşembe, 10:38

11.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül: AK Parti'nin kurucu ilkelerinden yolunu çeviren ben miyim?

Abdullah Gül'den eleştirilere yanıt

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "AK Parti'nin kurucu ilkelerinden yolunu çeviren ben miyim? Elimdeki 30 km öteyi gösteren dürbün ile baktığımda gördüğüm engeli, engebeyi işaret ettiğim için suçlanmam haksızlık değilse nedir?" diye sordu.

Gazeteci Veysi Dündar, "11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile içten bir görüşmenin notları" başlığıyla yayımlanan yazısına "Her zaman 'güç olmasındansa geç olması evladır' denir. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Saraçhane Meydanı hıncahınç dolmuş iken sohbete başlamamız da bu bilge sözü doğrular nitelikte oldu" ifadesiyle başladı.

Dündar şöyle devam etti:

"Sayın Gül ile çok önceden sözleşmiş idik. Araya giren başka söyleşilerin trafiğinde nazik devlet adamının benim hukukumu gözeterek böyle müstesna güne randevu vermesi bir bakıma Allah'ın da lütfu oldu.

Normalleşme temalı seçim yorumu ile dün tanıttığımız söyleşimiz esasen ne sorunun, ne de cevabın belirgin olduğu hoş bir sohbetten ibaret geçti.

Ne kaleme ne kayıt cihazına başvurmadan sadece nisyan ile malul beşer hafızama güvenmem ve onun bana oynayabileceği oyunlar sebebiyle eksik gedikler için kendisinden ve sizlerden peşinen özür dilemeliyim.

Abdullah Gül ile programladığımızdan uzun ve programlanamayacak kadar samimi görüşmemizin notları bahsettiğim gibi zihnime nakşettiklerimle mahdut.

Bu notların en başına dün tanıtım iletisinde yer alan normalleşme mesajını koymak lazım. 'Mazbata, hayırlı uğurlu olsun. Artık normalleşmenin zamanıdır, vaktidir. İktidarın önünde 4 - 4,5 yıllık kesintisiz bir zaman var. Bunu en iyi şekilde değerlendirmeleri gerekiyor. Çok önemli problemler bizi bekliyor. Önceliğimiz ekonomi olmalı' dedi.

Buna dair sosyal medyada yer alan yorumlardaki eleştirel tona ve bir miktar Sn. Gül'e ithaf edilen tarafgir yaklaşıma dair tek bir yorumum olacak: Son bir yıl boyunca yazılarımı okuyanlar, Sn. Gül'ün benim aracılığımla beyan ettiği normalleşmeden kastının ne olduğunu tespit ve teslim edecektir.

Normal olanın kuralların başta yazılması, maç oynanırken ve bittikten sonra değişmemesi olduğuna dair yazdığım onca yazı ile Sn. Gül'ün vurgusu aslında bir şablonun keskinliğinde mutabık bana göre.

Tam da burada; 'Ak Parti'yi kuran ve onun ilk Cumhurbaşkanı olarak tarihe geçen Gül ile bugünkü Akparti'yi ayıran çizgi ne?' sorusu akla gelmeli. Buna dair basit ve yalın bir yanıt var aslında. Sn. Gül 'Ak Parti'nin vizyon belgesini yazdığını ve ona hala uyduğunu' ifade ediyor. 'O belge ne diyorsa ben o rotadayım' diyor.

'Ak Parti'nin kurucu ilkelerinden yolunu çeviren ben miyim? Elimdeki 30 km öteyi gösteren dürbün ile baktığımda gördüğüm engeli, engebeyi işaret ettiğim için suçlanmam haksızlık değilse nedir?' diye soruyor.

Ak Partililerle ne zaman görüşme imkanı oldu ise bunları ifadeden kaçınmadığını belirtti. Tayyip Erdoğan ile uzunca bir süredir görüşmediğini ifade etti. Ve belki de şu hususu benim için ilk defa altını çizerek zikrediyor:

'Benim Cumhurbaşkanlığım sırasında iade edilen kanunların çetelesi tutulmamıştır. Ama bugünü anlamanın arka planı işte geçmişte uyarılarıma da yol açan, konulara farklı yaklaşımlardır. Kanun hazırlıklarını yakından takip ettim, yanlış bulduklarımın Meclis'e sunulmadan önce değişmelerini sağladım.'

Sn.Gül'e 24 Haziran öncesi adaylık ve akabinde yaşanan sürece dair soru sormasam muhtemelen hem ona hem kendime haksızlık etmiş olurdum. (Malum bu konuda bana ulaşan bilgiyi Halk TV'de canlı yayında paylaşmıştım).

Sn. Gül adaylık süreci devam ederken Sn. İbrahim Kalın ve Sn. Hulusi Akar'ın kendisine yaptıkları ziyareti tabii ki hatırlıyor. 'Birisi okul arkadaşım (Akar) diğeri ise bizatihi kendimin yurtdışından Amerika'dan (Kalın) davet edip siyasete kazandırdığım kişi' dedi. Bu ikilinin; adaylık sürecini öğrenmek için geldiklerini, ilikli ceketler ve saygın bir seviyede görüşlerini sorduklarını ve cevaplarını aldıklarını belirtti.

O görüşmede: 'Kimsenin kimseyi tehdide ne ihtiyacı ne de cüreti olduğunu' ifade etti.

Sn. Abdullah Gül iç rahatlığı ile ülkeyi acı bir sürece yönlendiren cemaat yapılanmasında rahmetli Erbakan'ın talimatı ile iştirak ettiği banka açılışı haricinde bu yapılanma ile hiçbir tevafuka tabi olmadığını net ve açık biçimde ifade etti.

17/25 sonrası ne yapılmak istendiğini öğrenmeye çalıştığını, ancak sürecin ilerleyen dönemlerde yönetilemez hal aldığını gördüğünü ifade etti.

Sonuçta Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunun o şekilde sonuçlanmasının kendisine yönelik bir gözdağından değil siyasetin olağan akışı içinde Meral Akşener'in tercihinden kaynaklandığını (belki bir kez daha) söyledi.

Gül, İstanbul seçimini değerlendirdi: Bize yapılan yanlışları güçlü olunca başkalarına yapmamalıyız

27 Nisan e-Muhtırasına mukabil yanıtı o gece bizzat kaleme aldığını, 15 Temmuz'da telefon kullanarak yaptığı kamuoyuna açıklamaların da 'cesaretini sorgulayanlar için' gerekli dersleri içerdiğini ifade etti.

'Kendisine neden daha sık açıklamalar yapmıyorsunuz?' diye sorduğumda; 'artık o konumda olmasam bile bir Cumhurbaşkanı olarak söylediğimiz her söz döviz kurlarına, dolayısıyla ekonomiye etki ediyor. Buna hakkımız yok. Ben Cumhurbaşkanı görevim bittiğinde günlük siyasi tartışmaların uzağında olacağımı söylemiştim. Ölçülü konuşmak zorundayız. Gerekli gördüğüm yerlerde -KHK olsun, Başkanlık olsun, vb- örnekleri çoktur, açıklamalarımı yapmışımdır. Ben bir parti başkanı olmadığım için her gün açıklama yapmam doğru olmaz' dedi.

'Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil ve ilzam etmiş bir devlet adamı olarak bugün Avrupa'nın birçok yöneticisi ile kopmayan bağlar ve teatiye tabi temaslara haizim. Bu sadece bana özgü olmamalı. Avrupa ve dünya ile entegrasyonun bir yolu da budur.' Bu ifadeler açıkçası biraz gurur biraz da teşvik içermekte.
Diyalogdan kimse bir şey kaybetmez.
Örnek alınacak bu hasletin bir devlet geleneği halini almasından daha güzel ne olabilir?

Türkiye'nin ekonomik anlamda yazık ki sorunları olduğunu söylemesi ve bir an önce bunu aşacak önlemlerin alınmasını salık vermesi şaşırtıcı değil. Ne de olsa üniversitede ekonomi dersleri vermişti.

İktidara önündeki 4,5 seneyi hayırlı kullanma tavsiyesinde bulunuyor.

Tabii ki 'yeni bir parti kuruyoruz sen de bize katıl' demedi. Ama açık söylemek gerekirse tüm veriler ülkeye ve siyasete dair söyleyecek çok şeyi olan Sn. Gül'ün bu topa gireceğine delalet ediyor. Tabii nasıl ve ne şekilde?
Biraz makale biraz söyleşi tadındaki yazımı karşımda son derece moralli bir Abdullah Gül bulduğumu ifade etmeden bitirmemeliyim."