Bursa
Dumanlı
24.5°
enBursa Haber

'16 bin 500 oy pusulasının üzerinde EYT yazıyordu'

GÜNCEL , 11 Ekim 2019 Cuma, 12:27

Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun, emeklilikte yaşa takılanlarla (EYT) ilgili açıklamalarda bulundu. EYT'lilerin seçim sonucunu etkileyecek kadar büyük bir kitle olduğunu söyleyen Erdursun, "Sadece İstanbul seçimlerinde geçersiz 16 bin 500 oy pusulasının üstünde EYT yazıyordu" dedi.

'16 bin 500 oy pusulasının üzerinde EYT yazıyordu'

On TV ekranlarında yayınlanan Can Ertan ile Türkiye Gündemi programının bu haftaki konuğu Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun oldu.

Program kapsamında emeklilikte yaşa takılanlar (EYT), işsizlik ve sosyal güvenlik konuları masaya yatırıldı.

'DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE BÖYLE BİR UYGULAMA OLMAZ'

Emeklilikte yaşa takılanların Türkiye'nin başlıca konularından biri olduğunu vurgulayan Erdursun, şunları söyledi:

"Kimler emeklilikte yaşa takıldı? EYT'lilerin mağduriyetleri nelerdir ve ne istiyorlar? Bu konunun devlete ek maliyeti kaç lira olacak? Bu konular çok tartışıldı. Biz de yıllardır EYT'lilerin haklı olduğunu söylüyoruz. 1999'da bir yasa çıktı. Bu yasa ile beraber sistemin içerisine girmiş, sigortalı olmuş, ne zaman emekli olacağını bilen kişiler var. Ancak bir gece yarısı başka bir yasa çıkıyor. Sisteme girdiğinde 5 bin prim günüyle, kadınlar 20 yılını erkekler de 25 yılını tamamladıkları zaman emekli olacakken değişen yasa ile beraber emeklilikleri 10 - 15 yıl ertelenmiş oldu. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama olamaz. EYT'liler mağdur oldular. Çünkü sistemin içerisine girdiklerinde ne zaman emekli olacaklarını bilirken daha sonra değişen yasa ile emeklilikleri uzadı. Yani maç oynanırken kural değişti ve emeklilikte yaşa takılan bir kitle oluştu. Yaş şartı yokken, bir anda yaş şartı geldi. 1987 yılında rahmetli Turgut Özal döneminde kadınlar 50, erkekler 55 yaşında emekli oluyorlardı. 1992 yılında rahmetli Süleyman Demirel yaş şartını ortadan kaldırdı. 18 yaşından sonra kadınlar 20, erkekler 25 yıllık sigortalı olma sürecini tamamlayacak ve bu sürenin içerisinden en az 5 bin prim gününe ulaşacak ki emekli olabilsinler. 1996 yılında da koalisyon hükümeti tekrar yaş şartı getirdi ve kadınlar 58, erkekler 60 yaşında emekli olsunlar denildi. Dönemin Fazilet Partisi bu konuyu Anayasa Mahkemesi'ne götürdü. Yani bugünkü iktidarın aynı görüşünde olan kişiler 'Siz milleti mezarda mı emekli edeceksiniz' diyerek konuyu mahkemeye taşıdılar. Anayasa Mahkemesi de kademeli emeklilik getirdi. Biz buna hep itiraz ettik. Çünkü bir kişi ilk defa sigortalı değilse, bir yasa değişmişse daha sonra değişen yasa ile birlikte sigortalı olan kişileri anlayabiliriz.

'BU BİR HAK MÜCADELESİDİR'

Ak Parti döneminde, 1 Mayıs 2008 yılında yine Türkiye'de sistem değişti. Bu değişiklik ile kadınların ve erkeklerin emeklilik yaşı 65'e kadar çıktı. Buna çok fazla itiraz yok. Ama daha önce sigortalı olmuş ne zaman emekli olacağını hesaplayan ve planlarını ona göre yaparken onlara 'Siz sisteme girdiğiniz yaşta değil de ondan 10 yıl sonra emekli olacaksınız' denilmiş. Bu çok büyük bir haksızlığı doğurdu ve emeklilikte yaşa takılanların kitlesi oluştu. Bu bir hak mücadelesidir. Ama EYT'lileri sadece emekli olmak istiyor diye algılarsak yanlış yaparız. Çünkü yasal olarak ellerindeki hak ellerinden alındı. Konuşulacak konu yaş, mağduriyet, maliyet değildir. Yasal olarak bir kişinin elindeki hak geriye dönük olarak elinden alındı. Anayasamıza göre elinizdeki hak geriye dönük olarak elinizden alınamaz. Konuyu daha olumlu bir hale getirerek daha olumlu haklar verebilirler ama geriye dönük hakkı elinden alamazlar."

'55 DERNEK AÇACAKLAR'

EYT'lilerin kaç kişi olduğunun merak edildiğini belirten Erdursun, şöyle devam etti:

"EYT'lilerin bir derneği var. Bu dernek federasyon olmaya çalışıyor ve bu konuda ilerliyorlar. En az beş dernek olması gerekiyor ki federasyon olabilsinler. Çok büyük bir kitleye sahipler ve Türkiye'de 55 tane dernek açacaklar. Derneğin Başkanı Gönül Ozan Özüpak'tır ve bu hareketin başında kendisi bulunur. Gönül Hanım ve eşi Alper Bey ile beraber Bursa'ya geldiklerinde görüştük. O görüşmede EYT'lilerin sayısını devletten istememiz gerektiğini söyledim. Çünkü devlette 'Bilgi Edinme Yasası' vardır biz de bu yasadan faydalanıp bunları öğrenelim dedim. Gönül Hanım da bu yasadan dernek olarak faydalanmak için bir yazı yazdı. Bize 'Kusura bakmayın size kaç kişi olduğunu söyleyemeyiz' cevabını verdiler.

'SEÇİM SONUCUNU DEĞİŞTİRDİLER'

Şimdi EYT'liler ile ilgili herkes ortaya bir rakam atıyor. Bunun böyle olmayacağını düşünerek bu konuda bir çalışma yaptım. Türkiye'de de bu konuda çalışma yapan tek kişi benim. Oturup 2000 yılına kadar kaç kişi sisteme kayıt olmuş, kaç kişi hayatını kaybetmiş, kaç kişi emekli olmuş, kaç kişi BAĞ-KUR'lu, kaçı kadın, kaçı erkek, kaçının prim günü eksik gibi konularda çalışma yaptığımda 5 milyon 400 bin rakamına ulaştım. Çok büyük bir kitle. Son yerel seçimin sonucunu EYT'liler değiştirmiştir. Peki yasa çıkarsa kaç kişi emekli olacak? Eğer yasa çıkarsa 1999'a kadar sigortalı olan herkes emekli olamaz. Çünkü erkeklerin 25, kadınların 20 yıllık sigortalılık süresini ve 5 bin gününü tamamlaması gerekiyor. Çalışma hayatının içerisinde toplam çalışan sayısının 3'te 1'ini kadınlar oluşturuyor. Kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini tamamladılar ama erkekler henüz tamamlamadılar. Erkeklerde 25 yıllık sigortalılık süresini tamamlamadan EYT yasası çıksa bile emekli olamazlar."

Stajyerlerin ve çırakların ilk işe başlama süresinin emeklilik için sayılmadığını hatırlatan Erdursun, şunları kaydetti:

'YILLIK MALİYETİ 14 MİLYAR'

"Çünkü tüm kollara tabi primleri ödenmez. Sadece iş kazası ve meslek hastalığı primleri ödenir. O da farklı bir başlıktır. Onlara da bu hakkın verilmesi gerekliliğini düşünenlerden bir tanesiyim. Biz hepsini çıkardık. Bugün memurlar 3 bin lira maaş alıyorsa yasa çıkar ve emekli olurlarsa bin 500 lira maaş alır. Bu nedenle devlet memurları da emekli olmayı tercih etmezler. Prim günü eksik olan kişiler de var. İlk etapta biz 700 bin ve 1 milyon arasında kişinin emekli olabileceğini söyledik. Peki bunun devlete ek maliyeti ne kadardır? Ben maliyeti çıkartmadan önce bu konuda ilk açıklamayı sayın Cumhurbaşkanı yaptı ve EYT'lilerin maliyetinin 750 milyar olduğunu söyledi. Türkiye Cumhuriyeti'nin bütçesi de 900 milyardır. Böyle bir maliyetin olamayacağını sayın Cumhurbaşkanı'na yanlış bilgi verdiklerini söyledim. Daha sonra İçişleri Bakanı sayın Süleyman Soylu bir açıklama yaptı ve maliyetin 800 milyar olduğunu belirtti. Ramazan ayında, Çalışma Bakanı bu maliyetin 60 milyar olduğunu söyledi. Daha sonra yine Çalışma Bakanı geçen haftalarda yaptığı açıklamada bu maliyetin 30 milyar olduğunu belirtti. Bizim çıkardığımız rakamlara göre de yıllık maliyet 14 milyar. Yani benim söylediğim rakama geliyorlar. EYT'lilerin mağduriyetinin 20. yılında bir miting düzenlenecekti ve Ankara'da bir görüşmeleri de vardı. Bu konuyla ilgili de sayın Cumhurbaşkanı, danışmanlarından sayın Vedat Bilgin'e bu konunun araştırılması yönünde bir talimat verdi.

'16 BİN 500 OY PUSULASINDA EYT YAZIYORDU'

Sayın Cumhurbaşkanı da bu konunun farkında. 750 milyarlık bir maliyet açıklandı ama gerçek rakamlar ortaya çıkınca tekrar bir hesap yapılsın dediler. Çünkü İstanbul seçimini kaybettiler ve Türkiye'de birçok il de gitti. Sadece İstanbul seçimlerinde geçersiz 16 bin 500 oy pusulasının üstünde EYT yazıyordu. EYT'lileri de yapılan analizlerin içerisinde dahil etmeye de başladılar. Bu konuyla ilgili de Çalışma Ekonomisi Profesörü Sosyal Politikalardan Sorumlu Cumhurbaşkanı Danışmanı Vedat Bilgin ile de EYT Derneği bir görüşme yaptı. Görüşmeden önce de benden bir rapor hazırlamamı istediler. Ben de 8 maddelik açıklayıcı bir rapor hazırladım. Bu rapor sayın Vedat Bilgin'e sunuldu. Daha sonra bu rapor Türkiye'de her yerde yayınlandı"